نخستین 200 خط.
Günlerden 17 Ağustos.
Yıl, 1835.
Adam, ben.
Charles Darwin.
Bu sabah yeni büyük maceramız Galapagos'a
ve bu adalarda beni bekleyen olağanüstü yaratıklara yelken açacağız.
Biri geldi bile.
Mavi ayaklı sümsük.
Mavi.
Sümsük.
Sümsük.
Sümsük.
Sümsük.
Sümsük.
Ed, bu utanç verici
ama şuranda bir…
-Evet orada. Yakaladın. -Biliyorum.
Yardım etsene.
Sümsük.
-Bir şeyi yok. -Hadi ağabey!
Flummel'lar bekliyor.
Geç kalsak ne olur?
Aldım.
Ey, flummel'lar!
Çiçek Festivali için geri sayım başladı.
Sıkı çalışma zamanı geldi.
Selam Mali. İşte geldik.
Neredeyse tam zamanında.
Çok fazla çiçeğimiz yok ama…
Ama bizimkiler farklı, dinamik ve…
Tuhaf. Çiçekler, sen, ağabeyin, hepsi tuhaf.
O yüzden sizi istemiyorlar.
Tuhaf.
Hepsi tuhaf.
Ed, şansımızı denedik.
Bence güzeldi.
Üzülme. Mali'nin fikri önemsiz.
Ne? Herkesin fikrini önemsersin.
Şu an değil
çünkü sana büyük bir sürprizim var.
Bir tür şapka.
Bir tür şapka değil.
Yeni işim için resmî bir başlık.
Çiçek Festivali'ne giderken
en mühim yerlerden birinde olacağım.
Yani en arkada.
Çünkü bana verilen görev
sondaki dost olmak.
-En sondaki mi? -Bir başlangıç.
-Tam tersi. Bitiş. -Yine de bir onur.
-Nasıl seçildin? -Rastgele.
Senin adına sevindim.
Ne daha iyi olurdu, biliyor musun?
Op, seni seviyorum
ama flummel'ları etkilemek için
son şansım bu.
Yanlış anlama ama lütfen bunu mahvetmemeye çalış.
Bu da ne demek?
Ne zaman yardım etsen ortalık karışıyor.
-Ben? -Sen.
-Asla. -Daima.
Bir örnek ver.
Şelale olayı, mango çığı, delik taşı,
büyük yangın, dev yangın,
çamur yemeği, ağaç kayağı, geğirme, balık eller,
halka oyunu, arı fırtınası, ikinci tropik arı fırtınası.
Hindistan Cevizi Charlie ve Jackfruit'lar.
-İniş çıkışlarımız oldu. -Çoğu iniş.
Aradaki o güzel çıkışları düşün.
Ayrıca geçmişte yaşamayı bırakıp
geleceğe bakmalısın.
Selam Op.
Dönüş hareketini sevdiğimi söyleyecektim.
Teşekkürler! Adı "Op Dönüşü".
-Sana öğretebilirim. -Cidden mi?
Tabii! Yaptığımı yap.
Bo, uzağa gitmekle ilgili ne demiştim?
-"Gitme" dedin. -Evet.
Özellikle de bu yöne.
Fred, spora mı başladın?
-Kürkün yeni mi? -Taradım.
-Millet, delikler öne. -Tamam.
-Peki. -Tamam.
Birazdan bütün dikkatinizi en yuvarlak üyemize vereceksiniz.
Karşınızda çember birliği kralımız Jepson!
Teşekkürler Mali. Sağ ol, harikaydı.
Selam millet. Önce kısa bir öykü.
Dün gece biraz düşünüp hesap yaptım.
Dedim ki "Hey!
Bu 100. Çiçek Festivali."
Çok yuvarlak bir sayı.
Anladınız mı?
O adam anladı. Onu sevdim.
Şuna karar verdim ki bu yılki temamız
her yıl olduğu gibi
çiçekler olacak.
-Çiçek açtık. -Evet!
Tamam. Tezahürat bitti.
Tamam!
Her zamanki gibi ben ve Büyük Çiçek Flummel
kutlama için herkesi zirveye çıkaracağız.
Hepimiz orada olacağız,
yaşlı ve genç flummel'lar,
büyük ve küçük flummel'lar, plaj seven flummel'lar,
özellikle de kumun daha sıkı olduğu yeri…
-O dal bizi taşımaz, demiştim. -Bunu hatırlamıyorum.
Bunu düşündüm.
Tahmin edeyim, ucubeler.
Harika.
Yengeç dürtme nöbetine düştük.
En azından hâlâ arkadaki arkadaşsın.
Sondaki dost.
O başlık sayesinde
çok fazla dans daveti alacaksın.
Hayır, yapamam.
Diğer kızlarla konuşamıyorum.
Saçı uzayan Vinny'yle bile.
Ne haber?
Şey… İyi görünüyorsun.
Bak! Bu Wally.
-Wally mi? -Wally!
-Şimdi mi? -Hey! Wally!
Yengeç dürtecektik.
Gel buraya dostum.
Neler olduğunu anlat.
Op! Geliyorum, merak etme. Dünden beri konuşmadık.
Konuşacak çok şeyimiz var.
-Öncelikle… -Çok hızlı geliyor.
Flummel'ların çalıştığı plaja doğru.
Haklısın. Onu uzaklaştıralım.
Alt tarafı yüzme işte.
Çocuklar okul için heyecanlanmaz ki!
-Aynı şey. -Hayır, el salladın.
-Uzaklaştırma sinyali. -Hayır.
Uzaklaştırma sinyali bu. Böyle.
İşimiz bitti.
İyi iş çıkardınız millet.
Harika poz verdin Kim.
Bay Denizatı'nın bebeği olacak!
-Sinyal bu. -Öyle yapıyorum.
-El sallıyorsun. -Deniz suyu içmek delirtir.
Ama başka ne içebilirim?
-Salladın! -Yo!
-El sallıyorsun. -Sinyal veriyorum. Ben…
Balina yağı bir terim ama yine de kırıcı.
Büyük Çiçek Flummel'ı kurtarın!
Sümsük.
Bir sorum var.
O selam mıydı sinyal miydi?
Merhaba, açıklayabilirim.
Bu sefer her şeyi berbat ettiniz.
Her şeyi…
Ağabeyin nerede?
Umarım Jepson görmemiştir.
Jepson!
Sabırlıyım. Evet, öyleyim.
Ama liderler liderlik etmeli.
Bu yüzden Op ve Ed,
Çiçek Festivali'ne gelmeniz yasak!
Biz dağa çıkarken
Yalnızlık Kayası'nda oturup
suçunuzu düşünün.
Adının anlamı buymuş.
Gidelim millet.
Aidiyet için son şansım gitti.
Dinle Ed,
durum kötü görünüyor ama…
Kendini yorma. Sorun yok.
Kızmadım. Ben…
…buna alıştım.
Sümsük.
Şimdi değil.
Bir fikrim var.
Beni nasıl ikna ediyorsun?
Çok Tehlikeli Bölge'ye
neden bu ismi verdiklerini anladım.
Bütün çiçekleri yok ettik.
Eşi görülmemiş çiçekler bulacağız.
Bizi mecburen affedecekler. Hadi!
Biraz daha ileri…
Op! Hayır, biliyordum!
Korkuyorum, mahsur kaldım, yalnızım,
biraz da şişkoyum.
-Ne oldu? -Hayattasın!
Havadan sudan konuşuyordum. Yağmur yağacak. Hayır, sanmam.
-Şuna bak! -Yavaş.
-Şuna bak! -Yavaş adımlar.
Bu çiçekten hiç görmemiştim.
-Yapabilirim. -İsim hakkı benim.
-Yapamadım. -Op nergisi. Bu aptalca.
Op gagası. Manolya.
Bunlar çok güzel.
Biliyor musun? İşe yarayabilir.
Eminim ki bu…
Vay canına!
Sakın ha!
Biraz daha, Ed!
Hepsi bu kadar!
Tamam, boş ver.
-Ulaşabilirim. -Hayata bak!
No comments yet. Be the first to leave one.