نخستین 200 خط.
SPOOKY IN LOVE
Sana daha çok yardım etmeliydim.
Zor bir durum, değil mi?
Gang-uk.
Seninle…
…ayrılalım mı?
Nişanı bozalım.
Yeo-ri, büyükannemle mi konuştun?
O söylediğini ciddiye alma.
Bu mantıksız şeylere neden inanalım?
Çünkü ben daha da mantıksız…
…bir şeyle yaşıyorum.
Gang-uk.
Kalp ameliyatı mı oldun?
Bana neden söylemedin?
Özür dilerim.
Söylemem gerekirdi.
Endişeleneceğinden korktuğum için söyleyemedim.
Kesinlikle.
Tüm bu endişeler…
Artık dayanamıyorum.
Benimle olduğun sürece
normalde yaşamayacağın
sorunlar yaşayacaksın.
Bunların ne zaman
biteceği de belli değil.
Zayıf kalbinle bu durumu
izlemek zorunda kalıp endişelenmen…
Artık bunu istemiyorum.
-Ama Yeo-ri… -Ben…
Kendi sorumluluğumu zor taşıyorum.
Özür dilerim.
Burada bitirelim.
O zaman…
…bari bu işin bitmesini bekle ve sonra ne istersen yap.
Saldırı altındasın.
Savcı seni çok sıkıştıracak.
Reina'yı ve Siena Salonu'nu korumak istediğini söylemiştin.
Bunu beraber yapalım, tamam mı?
Gang-uk hayatı pahasına da olsa asla senden ayrılmaz.
Lütfen. Sana yalvarıyorum.
Hayır.
İlişkimizi burada bitirmek
ikimiz için de en iyisi.
Lütfen anla.
Yemek hazır.
Acıkmışsındır.
Bunu yapmak zorunda mıydın?
Ne demek istiyorsun?
Yeo-ri'yle konuşmaya gitmişsin.
Evet. Onunla konuştum.
Burçların ne önemi var?
Torununun duygularından daha mı önemli?
Gang-uk. Öyle bir şey değil.
Sana yalvarmıştım büyükanne.
Şans tanımanı istemiştim.
İlk kez bir şey istedim. Bunu nasıl yaparsın?
Ayrılmanızdan mutlu olacağımı mı sanıyorsun?
Bunu senin için yaptım.
Hayır.
Benim için yapmadın.
İçin rahat etsin diye yaptın.
Gang…
Aman Tanrım…
Özür dilerim. Burada bitirelim.
Bak.
Beraber hayır işleri yaptığım bir hanım var…
…ve seninle tanışmak için
bir yemek ayarlamamı istedi.
Ona çok şey borçluyum. Benim için bir kurtarıcı gibi.
Yani belki…
Neyse, boş ver.
Daha sonra konuşuruz.
Savcıların sorgusu sırasında
kısa cevaplar verin. Mümkünse evet ya da hayır deyin.
Ek bilgi isterlerse, benim işaretim üzerine sadece temel…
Hanımefendi?
Sorulara kendim cevap veririm.
Cheon Galerisi'ne geçen eski Sanat Ekibi başkanına ulaştınız mı?
Ulaşmaya çalışıyoruz
ama zor olacak sanırım.
Hanımefendi.
Henüz resmî değil ama hissemizle ilgili haber var.
Birisi onları bizden önce toplamaya başlamış.
Kim?
DLC Menkul Kıymetler'in bir kolu yüklü alımlar yapıyor.
-DLC Menkul Kıymetler mi? -Evet.
Biraz araştırınca bu şirketin CL Grubu'nun kontrolünde
olduğunu öğrendim.
Yönetim kurulu, başkan olma ihtimalime nasıl tepki veriyor?
Görünür bir değişiklik olmadı.
Başkan olacağınız yakında açıklanacak.
Tebrikler efendim.
Sen beni arar mıydın? Ne oldu?
Konuşmamız lazım.
Bunu Singapur'dan getirdim.
Öğle yemeğine bir saat ayırabilirim.
-Merhaba efendim. -Merhaba efendim.
Bay Kang'ı hemen arıyorum.
Hayır, aramayın.
Beni boş verin ve işlerinize dönün.
Min-hwan'a bir hediye getirdim sadece.
Fazla kalmayacağım.
Biri Reina hisseleri topluyormuş ve arkasında CL Grubu varmış.
Han Se-in işini sabote eden de sen miydin?
Bu ne zaman başladı? Ne zamandır gözün Reina'da?
Ne zaman başladığı önemli mi?
Önemli olan, şimdi ne yapacağımız.
Gerçekten bir düşmanca devralma mı amaçlıyorsun?
Bu o kadar kolay değil.
Kang Min-hwan.
Bana niye yalan söyledin?
Onu sen almışsın.
Ji-hwan'ın kolyesini.
Bunu kim söyledi?
Bir paramedik onu bir aile ferdinin
aldığını söyledi.
Peki.
Diyelim ki aldım.
Artık ne önemi var? Alt tarafı bir kolye.
Başlangıçta
neden kaybolduğunu ve şu anda
nerede olabileceğini merak ediyordum.
Ama şimdi farklı sorular soruyorum.
Niye yalan söylüyorsun?
Bir şey sakladığımı
ima eder gibisin.
İleri gidiyorsun.
Niye önceden aramadın? Seni beklerdim.
Bunun sende ne işi var?
Aslında…
-Yoksa… -Gerçek şu ki
tam 12 yıl sonra onu buldum.
Ne kadar aradığımı biliyor musun?
Kayıp eşyalar bürosu tam atmak üzereyken onu kurtardım.
Gerçekten mi?
Ji-hwan onu son nefesine kadar boynunda taşımıştı.
Onu bulup sana geri vermek istedim.
Ji-hwan'ın anma töreninde sana verecektim.
Teşekkür ederim.
Canım oğlum.
Küçük kardeşini
unutmadığın için
sana çok teşekkür ederim.
Onu nasıl unutabilirim?
O benim biricik kardeşimdi.
Evet.
Anne.
Peki ne için geldin?
Ne için gelmiş olabilirim?
Seni görmeye geldim oğlum.
Sana yiyecek bir şeyler ve bir hediye getirdim.
Yemeklerini düzenli ye.
Bu arada hediyeyi çekmecene bıraktım.
Gidiyor musun?
Yemeğe gidelim mi? Zamanım var.
Kusura bakma, bugün başka bir planım var.
Sonra gideriz.
Görüşürüz.
Hayır, geçirmene gerek yok.
-Güle güle. -Hoşça kal.
A, erken gelmişsiniz.
Sizi görmek güzel.
Oturun lütfen.
Bay Ma'nın zaman ayırabilmesine sevindim.
Evet, tabii.
Son zamanlarda çok iyi görünmüyor,
zaten onu yemeğe çıkarmak istiyordum. Vesile oldu.
Neden? Hasta mı?
Şey…
Ben de sonradan duydum
ama bir süre önce ciddi bir trafik kazası geçirmiş.
Kalp testleri de yapmışlar.
Tanrım. Gerçekten mi?
-Şimdi iyi mi? -Evet.
Çok sağlıklı olduğunu söylüyor
ama ben yine de endişeliyim.
Her şey yolunda. Merak etmeyin.
O geldi galiba.
Gel ve kendini tanıt.
Beraber hayır işleri yaptığımız hanımefendi.
Söylediğim gibi, onu neredeyse bir kurtarıcı gibi görüyorum.
Merhaba, ben Ma Gang-uk.
Merhaba, memnun oldum. Oturun lütfen.
Hadi otur.
Büyükannemle beraber yardım işleri mi yapıyorsunuz?
Evet. Büyükanneniz çok saygın bir hanımefendi
ve bana çok yardımcı oluyor.
Arada sen de bize katıl. Sadece para bağışlamak yetmez.
Böylece çok güzel anılar biriktirebilirsin.
Garip karşılamazsanız
size küçük bir hediye vermek istiyorum Bay Ma.
Bazı nesneler belli kişilerin nasibidir, derler.
Buraya gelmeden hemen önce karşıma çıktı.
Takan kişiyi kötülükten koruduğuna ve ona uğur getirdiğine
inanılıyor.
Ne kadar düşüncelisiniz.
Çok teşekkür ederim.
Terfi ve tayin zamanın yaklaşıyor, değil mi?
Bu kolyeyi boynundan hiç çıkarma.
No comments yet. Be the first to leave one.