نخستین 200 خط.
Bunu düşünmek bile korkutucu.
Bunu duyduğunuzda deli olduğumuzu düşüneceksiniz.
Siz anlatın lütfen. En baştan başlayın.
İlk başlarda el ya da ayağın farklı pozisyonları gibi başladı.
Sonra kafası aşağıda olması gerekirken yukarıda oluyordu.
Sonra bir gün onu tamamen bambaşka bir odada bulduk.
Kendi kendine hareket ediyordu.
Hiç dairenizin anahtarına sahip birinin size...
...şaka yapmaya çalıştığını düşündünüz mü?
Biz de aynen böyle düşündük.
Ancak içeriye zorla girildiğine dair hiçbir iz bulamadık.
Siz de bu yüzden bebeğin içine bir ruhun girdiğini mi düşündünüz?
Evet. Camilla bir medyum ile görüştü.
Ondan yaşadığımız dairede yedi yaşındaki Annabelle Higgins...
...adında bir kızın öldüğünü öğrendik.
Yalnızlık çekiyormuş ve bu bebeği de çok seviyormuş.
- Tek istediği arkadaş edinmekmiş. - Bunu duyduğumuzda onun için çok üzüldük.
Bizler hemşireyiz, insanlara yardım ederiz.
Bu yüzden biz de ona bebeğin içine girmesi için müsaade ettik.
Bir dakika, ne yaptınız?
Bebeğin içine girerek bizimle yaşamak istedi.
- Biz de kabul ettik. - Ama sonra işler kötüleşmeye başladı.
Beni özlediniz mi?
Eve geldiğimizde, koridorda yerdeydi.
Ama biz onu diğer odada bırakmıştık.
Beni özlediniz mi?
Debbie! Debbie, bekle!
Beni özlediniz mi?
Ölesiye korkmuştuk.
Neler olduğunu ve ne yapacağımızı bilmiyorduk.
- Bize yardım edebilir misiniz? - Evet, edebiliriz.
Ama öncelikle Annabelle diye biri yok.
Ve hiç de var olmadı.
Hayaletlerin cisimlerin içine girme özellikleri yoktur.
Bence buradaki şey aşırı derecede çıkarcı biri.
Bu insani olmayan bir şey.
Bu bebeği kabul etmeniz büyük hata olmuş.
Bu insani olmayan şey onun içindeyken sizi kandırabilir.
Hayatınızı istila etmesine izin vermişsiniz.
İnsani olmayan ruh ne anlama geliyor?
Dünyada insan vücudu içinde gezmemiş bir şey.
Bu şeytani bir şey.
- Yani bebeğin içine bir şey girmedi? - Hayır.
Onu bir aracı olarak kullandı. Üzerinizde...
...onun içine girmiş gibi bir izlenim bırakmak istemiş.
Şeytani ruhlar cisimlerin içine girmez. Onlar insanların içine girer.
O sizin içinize girmeye çalışıyor.
Pekâlâ Drew. Artık kapatabilirsin.
Işıkları açalım.
Böylece kiliseden evi ve içindekileri...
...kutsaması için bir peder göndermesini istedik.
O daireyi etkisi altına alan şey artık orada değildi.
Sorusu olan?
Siz.
- Bebek şu anda nerede? - Güvenli bir yerde.
Siz.
Peki siz nesiniz? İnsanlar size ne diyor?
Bizim için Şeytan Bilimci diyenler var.
Hayalet avcısı, paranormal araştırmacılar...
Düzenbazlar.
Kafadan çatlaklar.
Ama kısaca Ed ve Lorraine Warren olarak tanınmayı tercih ediyoruz.
1960'lardan beri Ed ve Lorraine Warren...
...dünyanın önde gelen paranormal araştırmacılarındandı.
Lorraine çok yetenekli bir falcı, Ed de Katolik Kilisesi tarafından tanınan...
...ve din adamı olmayan tek Şeytan bilimcisiydi. Tartışmaya açık...
...kariyerleri boyunca gördükleri binlerce vaka arasından...
...en korkunç olanını bugüne kadar sır olarak saklamışlardı.
Bu film gerçek bir hikayeye dayanmaktadır.
Çeviri: Begüm Özdemir Twitter: miserym
1971, Harrisville, Rhode Island
İşte geldik.
- Vay canına. Duyuyor musun? - Hiçbir şey duymuyorum.
- Aynen öyle. - Pekâlâ.
Pekâlâ. Hadi çocuklar.
Tanrım. Kuş uçmaz kervan geçmez bir yerdeyiz.
- Çok heyecanlıyım! - Evet, heyecan var mı?
Evet desenize. Hadi evet deyin bana!
- Heyecanlı mısınız çocuklar? - Evet!
- Heyecanlıyız tabii! - Hadi gel Sadie.
- Kendime ait bir odam olacak! - Dalga mı geçiyorsun?
- Odalara el koymak yok! - Ne?
Kendi odamı seçebilecek miyim, yoksa onu da mı yapamayacağım?
Tanışacağı ilk yakışıklı çocuktan sonra Jersey'i unutacaktır.
Harika. Sabırsızlanıyorum.
Gel hadi Sadie.
Sadie, hadi gel.
Gelsene.
Neyin var senin? Hadi kızım.
Pekâlâ. Sen bilirsin.
Çekilin yoldan!
- Bunu nereye koyayım baba? - Nereye istersen. Oturma odasına koy.
Andrea, rüzgâr çanım nerede?
Sanırım Nancy onu diğer odaya koydu.
Teşekkür ederim.
- Nancy, rüzgar çanımı gördün mü? - Bu mu?
- Evet. Ver hadi. - Gel de al.
Ver şunu bana Nancy!
Çok kötüsün.
Anne. Rüzgar çanımı asabilir miyim?
Elbette. Dışarıda onu asabileceğin bir yer var.
Tatlım, April'e artık gelmesini söyle. Hava birazdan kararacak.
Tamam.
Hadi gel April! Annem artık eve girmeni istiyor!
Bak ne buldum Cindy!
Bir, iki...
...üç. - Hazır!
- Gizlice bakmak yok! - Dört.
Pizzayla işiniz bitti mi? Çöpe atılmasını istemiyorum.
- Hadi gidelim! - Sizi doyurmak çok pahalı kızlar.
Yedi, sekiz...
...dokuz, 10.
Önüm arkam sağım solum sobe, saklanmayan ebe!
El çırpın!
Çocuklar, evi yeterince tanımıyorsunuz.
- Birileri yaralanabilir. - Tamam, tamam.
İkinci kez el çırpın!
Bu yaptığın hile!
El çırp.
Yakaladım seni!
- İyi misin? - Evet.
Pekâlâ, bu sefer ne kırdınız? Çıkın bakayım oradan.
Bunu yapmak istememiştim...
- Bu Nancy'nin suçu. - Benim suçum mu?
Tanrım.
- Onu görmüştün! - Hayır görmedim.
- Hayır bak! - Hayır beni sen ittin.
Hiç de bile!
Nancy, gidip bana kibrit getirebilir misin?
- Neler oluyor? - Nancy bir şey kırdı.
- Kapa çeneni! - Bunu sen yaptın!
- Neler oluyor? - Hayır.
Sanırım bir kilerimiz var.
- Görmek istiyorum! Görmek istiyorum. - Acaba... Pekâlâ.
Kibritleri alabilir miyim? Teşekkür ederim.
- Nancy. - Ben de görmek istiyorum.
- Tamam, göreceksin. - Kenara kay.
Tanrım.
Roger?
Aşağıda ne var?
Söylemesi gerçekten zor.
Eski bir piyano ve bir sürü çöp var.
Hay ben senin...
Vay canına!
Roge?
Hadi gel artık.
Kızlar, hiçbirinizin aşağı inmesini istemiyorum.
Orada bir sürü örümcek var.
Kes şunu Nancy! Hiç komik değil!
Fazladan yer kazanmış olduk. Sabah bir daha bakarım.
- Neden tahta çakmışlar? - Bilmiyorum.
Pekâlâ çocuklar. Eğlence sona erdi.
Hadi herkes yatağına!
- Lütfen. Teşekkür ederim. - Pekâlâ, herkes yatağa.
- Pestilim çıktı resmen. - Sadie'nin nesi var?
Sorunu ne ben de bilmiyorum. Onu bir türlü içeri sokamadım.
- Onu dışarıda bırakamayız. - Bir şey olmaz. Zincirle de bağladım.
Sadie! Sessiz ol!
Bunu başardığın için teşekkür ederim. Bir servet tuttuğunun farkındayım.
Her şey harika olacak, değil mi?
Çoktan harika olmaya başladı bile.
Evet.
Burada ilk kez sevişemeyecek kadar yorgun musun?
Yorulduğumu kim söyledi? Kimsenin yorulduğu falan yok.
- Anne. - Nasıl uyudunuz bakalım?
- Üşüyorum. - Evet, biraz serin.
Tuvaleti tam olarak işleyen bir ev alamaz mıydık?
Babana söyle.
Ayrıca dün gece yatak odamda çok tuhaf bir koku vardı.
Sanki bir şey ölmüş gibiydi.
- Hâlâ orada mı? - Hayır.
Sorun çözülmüş o zaman.
Roger?
- Roger? - Aşağıdayım hayatım.
Günaydın.
- Burasının epey işi var gibi görünüyor. - Evet.
Tanrım.
- Tüm bu şeyleri ne yapacağız? - Muhtemelen kurtulacağız.
Epey para edecek antika şeyler olabilir.
Evet, eski sahibinin istemediği bir sürü ıvır zıvırla dolu.
- Artık hepsi bizim. - Sen keyfine bak.
- Ben kahve yapacağım. - Tamam. Birazdan geliyorum.
Şu kazanı çalıştırabilir miyim bir bakacağım.
Evet, çok iyi olur. İçerisi buz gibi.
Evet.
Sadie! Buraya gel Sadie!
Anne!
Anne, Sadie nerede?
Dışarıda. Şimdiye kadar acıkmış olmalı. Neden gidip onu getirmiyorsun?
- Günaydın baba. Şunu tutar mısın? - Elbette.
- Sadie! - Yavaş ol güzelim.
- Roger! - Evet.
Bu saat tam 03.07'de durmuş, koridordaki de öyle.
Bu çok garip.
- Belki taşınma esnasında biri çarpmıştır. - Çarpma demişken...
...dün gece bana ne yaptın sen? - Onu ben yapmadım. Ben mi yaptım?
- Bilmiyorum. - Sadie!
April! April!
April! Neler oluyor?
- Ne oldu? - Aman Tanrım!
No comments yet. Be the first to leave one.