نخستین 200 خط.
SHUKLA STARZ, ACHIEVERS'A KARŞI KRİKET KULÜBÜ, JAIPUR 2017
SHUKLA STARZ ALTI TOPTA 18 RUN YAPMALI
Hadi millet! Hadi!
6 top, 18 run. Hadi çocuklar. Gösterin gücünüzü!
Hadi Suraj! Hadi Nipun!
Rakip iyice gerildi!
Hadi çocuklar! Daha yüksek enerji!
Vücuduma atacak.
Mahi tam formunda.
Bu maçı alacak.
- Süpersin! - Nipun, sorun yok. Devam!
JÜRİ MASASI
GYAN SHINJI ANISINA TURNUVA
VIP MASASI
Nipun, kale direklerine nişan al!
- Beş iyi atış yeter! - Topu çapraz tutuyor.
- Hadi! - Yorker atışı.
Hiç şansı yok!
Hadi!
Müthiş bir atıştı Nipun.
Hadi millet. Bu maç bizim!
Süper atış!
Viru…
Jüriye şov mu yapıyorsun?
- Yüksek attı, ben de geçirdim. - Ben de sana geçireceğim.
Bizi buralara getirdim, meyvesini mi yiyeceksin?
Bir run al, vuruşu bana bırak.
Anladın mı?
Yavaş atacak.
Ya yavaş olmazsa?
Sen ananın karnındayken oynuyordum ben.
Bir run.
Bol şans.
3 top kaldı! Tam gaz ileri!
3 TOPTA 9 RUN
Süpersin Viru! Aferin!
2 TOPTA 5 RUN
İki run.
At!
Koş!
Hayır, dur!
İki run alabilirdi.
Bu neydi şimdi?
1 TOPTA 4 RUN.
Yorker atışı.
Yakala!
Yakala!
Yakala!
Hadi, yakala!
Seçmeler konusunu açma.
- Niye, efendim? - Viru'yu kasıtlı olarak out ettin,
sırf vuruşu alabilmek için.
Dhoni gibi son topa altı run vurabileceğini mi sandın?
Senin yüzünden kaybettik.
Önümüzdeki sene dene.
Efendim, bir sene bekleyemem.
Babamı bu sene için zor ikna ettim.
Babam dükkânda çalışmaya zorluyor.
Bunu biliyorsunuz.
Sana kahraman ol diyen mi oldu?
- Lütfen, anlamaya çalışın. - Ben mi anlayayım?
Yoksa sen mi?
O tren kaçtı. Yapacak bir şey yok.
Bir saniye.
Hâlâ şansım var. Gidip konuşsanız?
- Alo? Efendim, nasılsınız? - Koç…
- Ben de iyiyim. Sıkıntı yok efendim. - Koç…
Seneye denersin. Bol şans.
- Ama koç… - Size demedim.
- Evet, efendim. - Koç, lütfen.
Hanımınız nasıl?
Seçildin mi?
Jüriler gelmedi baba.
Ama çok iyi oynadım.
Koç Benny bile öyle dedi.
Seneye kesin seçileceğim.
Seneye mi?
Evet.
Baba, bir yıla daha ihtiyacım var.
Seni uyarmıştım, buraya kadar.
- Jüriler gelmedi dedim ya. - Öyle mi?
Evet.
Alnımda "salak" mı yazıyor?
Seçilmediğin ortada, bir de yalan söylüyorsun.
Kriket oynamayı iki senedir bırakmanı istiyorum.
Annenin hatırına zaman tanıdım.
Artık bir gün bile müsaade etmeyeceğim.
Baba…
Bir senecik daha.
Seçileceğim.
Söz.
Bir sene daha ver. Lütfen.
Sana dükkânda iş veriyorum.
Kıymetini bil.
- Olay çıkarma sakın. - Hayır, baba…
Kriket benim hayatım.
Dört yaşımdan beri öyle. Başka bir şey bilmiyorum ki.
Lütfen baba.
Tek istediğim
adımı duyurmak.
Lütfen hayalimi mahvetme baba.
Hayal mi?
Hayalin bu mu?
Hayalin mahvolmuş!
Yarın sabah sekizde dükkâna geliyorsun.
- Baba… - Yarın sabah sekizde.
Baba, ne olur.
Baba, yalvarıyorum.
BİRKAÇ SENE SONRA.
Ne tesadüf!
Burçları aynı, lakapları da aynı.
Mahi!
Tencere kapak.
Birbirlerini bulmuşlar!
Aynen öyle.
Tatlım, bize kendinden bahset.
Burada, Jaipur'da okudum.
Onuncu sınıftan sonra fen okudum…
Onuncu sınıf sınavında birinci oldu.
Baba!
Sonra fen bölümüne geçti.
On ikinci sınıfta yüksek puanlar aldı.
- Tıp ve Cerrahlık sınavına girdi… - Birinci oldu!
Daha sonra da Highland Metropol Hastanesinde
Dr. Patwal'la çalışmaya başladı.
Yakında kendi kliniğini açacak.
Ne muhteşem!
- Bağımsız bir bayan. - Evet.
Şimdi sıra sende.
- Efendim? - Bize kendinden bahset.
Kendimden mi?
- Kendimle ilgili ne… - Ne diyebilir ki?
Bu ödülün kendisi yeter.
"GS Ödülleri Legendary Sports'u tebrik eder."
- Vay be. - Jaipur'da pek çok spor dükkânı var.
Biz nasıl bir numara olduk?
- Nasıl? - Her dükkân aynı ürünleri satar.
Ama bizde onlarda olmayan bir şey var.
Jaipur'un Sundar Pichai'si!
Gözlerinde sönmeyen ateş,
sözlerinde derinlik var.
Sevgili oğlum, Mahendra Agarwal yani Mahi!
Bir gün gelip dedi ki, "Her spor dükkânı sopa satıyor.
- "Biz kendimiz de yapabiliriz." - Zekice!
Bu dâhiyane hamlesi, Legendary Sports'u…
Sikander'in uçağı nerede bir bak.
Kardeşin geliyor.
Niye suratını asıyorsun?
Kızın ailesine niye yalan söyledin?
Ne deseydim?
"Bu benim sevgili oğlum.
Sopa kullanamaz, dükkâna da bakamaz."
Ben satış uzmanıyım.
Sense hatalı ürünsün.
Bırak da satışı bildiğim gibi yapayım.
Kahraman olmaya çalışma, yoksa sayıyı çekersin sıfıra.
Siku! Siku!
Siku! Siku!
- Menajeri burada. Sikander nerede? - Siku! Siku!
Siku! Siku!
Siku! Siku!
Siku! Siku!
Sakin olun millet!
En İyi Oğul ödülünü almak nasıl hissettiriyor?
- Seni seviyorum! - Nasıl hissediyorsunuz?
En iyi oğul mu? Güzel soru.
Bu yalnızca bir ödül değil…
- Bir nitelik belgesi. - Ne kadar bilgesiniz!
Doğduğunda bir astrolog bize dedi ki,
- "O size bir ödül, oğul değil." - İnanılmaz!
TV'de En İyi Oğul, gerçek hayatta da en iyi oğul!
Siku! Siku!
Aferin Siku.
Nerelere geldin, bak.
Ben bu odadan çıkamadım bile.
Havaalanındaki resimlerde hiç beğeni yok.
Satın alın o zaman.
Herkes öyle yapıyor. Fark etmez ki.
Alın gitsin, tamam mı?
Hadi kapat.
İyi misin?
Aynen abiciğim.
Düğün tarihi belli oldu mu?
Yok, daha değil. Hâlâ görüşüyoruz…
Ne haber millet? Sikander geldi.
Rajasthan'ın gururu! Rajasthan'ın oğlu!
Yarın akşam altıda buluşalım. AVM'de takılalım.
Ben kaçar.
Selfie zamanı.
Havalıyım değil mi?
Mahi abi.
Hangi sopayı alayım?
Sayıları vurucu alıyor, sopa değil.
- Hepsi olur. - Nasıl yani? "Hepsi olur" mu?
Evlat, şuna bak.
Kookaburra.
Bu sopayla maçı kazanırsın.
MRF sopası sahayı yakıp yıkar, sopaların âlâsı.
LS sopasını al savur, rakiplerin geride kalır durur.
Ben de artık susar.
No comments yet. Be the first to leave one.