Esimesed 200 rida.
Sen de uçarsın!
Sen de uçarsın!
Sen de uçarsın!
EYLÜL 1989
Hepimizi gördüm.
Hepimiz oradaydık.
Yine sarnıca dönmüştük.
Ama daha büyüktük.
Anne ve babalarımızın yaşındaydık.
Büyükken de yakışıklı mıydım?
Büyüyünce yakışıklı olacaksın.
Bu da ne demek şimdi?
Ya ben?
Şu anki gibiydin.
Ama daha uzundun.
Yemin edin.
Yemin edin, ölmediyse,
geri dönecek olursa,
biz de döneceğiz.
Hafıza
tuhaf bir şeydir.
Herkes hatırlamayı seçtiği kişi olduğuna inanmak ister.
İyi şeylere.
Anlara.
Yerlere.
Hepimizin hatırladığı kişilere.
Ama bazen...
KAYIP
Bazen
keşke unutabilseydik diyeceğimiz kişilerizdir.
27 YIL SONRA
KARNAVAL
Tamam çocuklar.
Hazır olun.
Başlayın!
Kim kazanacak? Balonu ilk patlatan kazanır.
Herkes kazanabilir! Buraya büyük ilgi var, çocuklar.
Hadi. Hadi.
Yaklaşıyor.
Lideri kim yakalayacak, ha?
Bu gecenin şampiyonu kim olacak?
İşte bu!
Hadi yine iyisin, götürdün ödülü.
-Teşekkür ederim. -Vay be.
Onlara günlerini gösterdin.
Gösterdim.
Evet.
Bunu ister misin, kızım?
Kazanmama izin verdiğin için sağ ol.
Evet.
-Ne kazandın, Vicky? -Tam bir beyefendisin.
Şuna bak!
İşte teselli ödülün.
DERRY'Yİ SEVİYORUM
Şuna bak.
Kunduzun hayranı değilim
ama şu şapkaya bak. Yani...
Sağ ol.
Lojistik konusunu konuşmalıyız.
Ne kadar romantik.
Romantik mi?
Romantik olan neymiş?
Analarınız size bir şey sorulduğunda
cevap vermeyi öğretmedi mi?
Yürü, Adrian.
Bir sorunun mu var, top?
Benim yok ama Meg Ryan aradı.
Peruğunu geri istiyor.
Tamam, tamam.
Hadi. Yürü, Adrian.
Böyle şeyler yüzünden bu dandik kasabadan gitmem gerek.
Beyinleri ufak.
Aletleri de öyle.
Ben ciddiyim.
Biz başka bir yere aitiz.
New York'u sevmezsen buraya dönebiliriz.
Sadece seninle olmak istiyorum.
New York, Derry hiç önemli değil.
Mecburen öyle diyorsun.
Hiçbir şeye mecbur değilim.
Çıkar o lanet şapkayı.
-Tanrı aşkına. -Gel, gidelim.
Bu kasabada sizin gibi yumoşlara
izin verdiğimizi sanmalarını istemeyiz.
O burada doğmuş, dangalak.
-Sorun yok, gidelim. -Hayır. Biliyor musun?
Senin için şapkayı çıkaracağım.
Ama orada neden durayım?
Bu gece hatırına çıkarmamı istediğin başka bir şey var mı?
Özel bir talep var mı, hanımlar?
Yavşak!
Bırakın onu!
Nedir o?
-Durun. -Bence ona ihtiyacın olmaz.
-Onu rahat bırakın! -Vur.
Onun astımı var, it herif!
Hadi.
Canına oku!
Hadi bas tekmeyi.
-Hadi, canına oku. -Adrian!
Hâlâ saçından nefret ediyorum.
Adrian!
Bırak onu!
Bak, yüzünü ne hâle soktun!
Hey! Onu kaldırmama yardım et.
Adrian.
Hemen şu serseriyi kaldırmama yardım et.
Şapkayı ver, Chris.
Benim oldu o!
Sana şapkayı ver dedim!
Adrian!
Hoşuna gitti mi?
Derry'ye hoş geldin, şerefsiz.
Hayır! Adrian!
Hayır!
Gidelim buradan.
-Hadi. -Hayır!
Adrian!
İmdat!
Yardım edin!
Biri yardım...
Biri bana yardım etsin be!
Adrian!
Hayır!
Adrian!
Aşağıda hepimiz uçuyoruz!
Mesele şu ki
bazen keşke unutulsaydı dediğimiz şey,
geçmişte bırakmaya çalıştığımız şey
orada kalmaz.
Ekipler, lütfen cevap verin.
Parçalanmış bir cesetle ilgili ihbarlar geliyor.
Tekrar eder misiniz? "Parçalanmış" mı?
Doğru.
Olay mahalli festivalin güney girişi yakınlarında.
Anlaşıldı. Geliyoruz.
-Trafik kontrol için talimat var mı? -Evet.
Şef, Derry Caddesi Köprüsü'nü kapatmamızı istedi.
Bazen o sizin için döner.
DERRY'Yİ SEVİYORUM
EVE DÖNÜN
O BÖLÜM 2
TAVAN ARASINDAKİ ODA
İÇ. TAVAN ARASI
Bay Denbrough? Sizi setten çağırıyorlar.
Bu taraftan.
-Geçiyorum, geçiyorum. -Hayır!
Hey! Kapıdan çekilin!
-Hadi ama. Hiç Indiana Jones izlemedin mi? -Arkanı kolla.
Baksana. Set çalışanı mısın?
Ben yazarım.
Kocan geldi.
Selam. Senaryoyu getirdin mi?
Vincin yanından çekilin.
Filmin bir sonu olması gerek, dostum.
-Bunu biliyorsun, değil mi? -Tabii.
Bitirmek için bir gün lazım dedin.
Şu anda çekiyoruz. Bu gece lazım.
Daha 17 saat falan oldu.
Herkes sakin olsun.
Ben sakinim.
Bu filmden memnun kalmanı istiyorum.
Anladın mı? Senin tarafındayım.
Bu harika çünkü kitabımın sonu...
Berbat.
Kusura bakma, herkes kitabına bayıldı. Bayıldı.
Ama sonundan nefret ettiler.
Sonunu beğendiğini söylemiştin.
Yalandı.
-Daha iyisini yapmalıyız, tamam mı? -Tamam.
Notlarım sende, Audra. Verir misin?
Tamam, sağ ol. Beni yerime çıkarın.
Güle güle.
Notları sende mi?
Haksız değil.
Sonlarımı sen de mi sevmiyorsun?
Hepsini değil.
Ama bu...
-Peki. -Sadece...
Ne? Karınım diye sana yalan söylemeye
-devam mı edeyim? -Karımsın diye mi?
Hayır ama ne var, biliyor musun?
Sekiz yıldır durmadan beni gazlıyorsun.
Galiba seni başka biri sanmışım.
Seni gazladığım falan yok.
Herkes mutlu son istiyor. Herkes hikâye sonlansın istiyor.
Ama hayat o şekilde olmuyor.
Bence Peter'ın ve stüdyonun istediği...
Stüdyonun mu? Ne zaman şirketin tarafına geçtin?
Tanrım, sen bir sanatçısın.
Hadi ama yazıldığı şekilde oynayınca ne oluyor?
Benim istediğim şekilde.
Olmanı istediğim kadın ol işte.
Canın cehenneme, Bill.
Şahsını değil, sayfadaki rolü kastediyorum.
Alo?
Bill Denbrough? Ben Mike.
Hangi Mike?
Mike Hanlon.
Derry'den.
No comments yet. Be the first to leave one.