BREAK IT ALL: The History of Rock in Latin America

BREAK IT ALL: The History of Rock in Latin America

Rompan todo: La historia del rock en América Latina

Laadige alla Turkish subtiiter

Hooaeg 6

Väljalaske info

Billions S06E07 AMZN WEB-DL-NTb
Kommenteerib egww

Sildid

other
Avaldatud: 2022-09-07
Allalaadimised: 35
Kuulmispuudega: No

Turkish subtiitrite eelvaade

Esimesed 200 rida.

Önceki bölümlerde...

Şehir diz çöktü. Yeniden inşa için mükemmel bir fırsat.

Bunların hepsi romantik bir jest mi?

Bence ikimiz de temkinli olmalıyız.

Seni işe almaya geldim. Bir savaş var.

Senin pay almaya çalıştığın zenginlikle geri kalanlar arasında.

İşin ucunda ne olduğu belli.

New York'lular 2028 olimpiyatlarına tarz içinde gidecek.

Sen de onları oraya götüren kahraman olacaksın.

Hayır, New York valisi olacak.

Bu değmeyecek kadar maliyetli olmadı mı?

Manhattan'da meşale yakılana kadar olmaz.

Yemekten sonra hedeflerimiz Palazzo'ya gidecek.

Orası yetenekle dolu.

Bana zaman ayırdığın için teşekkürler.

Metro yoksa para da yok. - Metropol Ulaşım İdaresi'ne söz verdin.

Yarın sabah Metropol Ulaşım İdaresi'ne...

...iki milyar dolar amaçsız bağış yapacağız.

Prince'e yakın bir kaynağın yokken...

...saldırılarına dair sadece kör tahmin yürütebilirsin.

Benim için Prince Listesi adaylarının adlarını öğrenebilirsin.

MPC, Prince Listesi'nin yeni üyesiyle tanışın.

Indiana A&M.

Gidiyor musun?

Niye sordun?

Bir raunda daha var mısın?

Hem de nasıl istiyorsun.

Ama ortaokuldan beri hiç sabahını boş bırakmadın, o yüzden ikilemdesin.

Kahvaltıya kal.

Tamam, baş başa olmayacağız.

Ama yardımın işime yarar. Çekiciliğin de.

Colin Drache toplantıya geliyor.

Bizi hafta bitimindeki nihai oylamaya hazırlayacak.

Avucuna bir şeyler sıkıştırılmasını ister.

Çözümüm var.

Kalın zarflar yerine çözümler alarak mı lüks takımlar giyer oldu sence?

O yüzden orada olmalısın.

Napolyon'un şapkası gibi olmayalım diye: İki uçlu.

Sen varken rüşvet isteyemez.

New York'u seviyorum. Kim sevmez ki?

Güzel bir şehir. Sloganı da öyle.

Ama en büyük New York sevdalısı bile kabul etmeli ki...

...toplu taşımanız kamuya da ulaşıma da hakaret.

Mevcut sistemi diyorsanız tabii ama olimpiyatlar geldiğinde...

Tahmin edeyim:

Trenleriniz Monfils kadar hızlı olacak ve sıvı insan gibi kokmayacak.

Bugün MUİ'yle buluşuyorum, onları daha parlak bir geleceğe ikna edeceğim.

Başmühendisim ve özel sermayem hazır. Bu iş halloldu sayılır.

Süre sınırı var, değil mi? Önümüzdeki üç günde anlaşma olur mu?

Evet, her komisyon üyesi pusulaya o üç büyük harfi, NYC'yi yazmadan önce.

Metro planlarını bizzat gördüm. - Harika.

Konuşulacak tek bir konu kaldı. Hassas bir konu.

Biraz daha Napolyon şapkası gibi olsak bunu ele alabilirdik.

Belki tekrar gelip...

Hayır, tekrar gelmene gerek yok.

Indiana A&M'de fon verdiğim bir girişimin hatları bunlar.

Daha büyük seviyede uluslararası çeşitlilik amaçlı.

USK'nin belirli üyelerine toplumlarında...

...burs hak eden çocukları seçme imkanı veriyor.

Nihai onayı okul verecek ama bazı komisyon üyeleri kahraman olacak.

Dünyanın her yerinde epey yararlı olacaklar.

Prince Listesi'ne bir muhbir soktum. Indiana A&M'in rektörü Stuart Legere.

Buraya gelirken beni aradı.

Prince, Pez şeker gibi burs dağıtıyormuş.

Burs kötü bir şey mi artık?

- Bursları konuşmalıyız. - Her şey yasal.

- Sen öyle san. - Neden endişelisin?

Onları koz olarak komisyon üyelerine veriyor.

Normalde olimpiyat kapışmasında olanlara kıyasla elmalı turta bu.

Chuck peşlerine düşecek.

- Yapma... - Demedi deme.

Indiana A&M'le koordine olup duyurularına şekil vereyim ki...

...bu öğrencileri istedikleri net olsun.

Alıcıların da burslarını vergilerinde belirtmelerini garantilerim.

Daha ancak takdimler, bağlantılar oldu. Yasal detaycılığın ötesinde bu.

Bize de bu lazım çünkü Chuck peşlerine düşecek.

Tahminimce doğrudan rüşvet saklıyor bu. Karşılıklı.

Ben de bazen tahminlerimi iyi görürüm.

Howard Stern'ün jelibon dolu Rosie kafasında mesela.

Ama ne kadar emin olsam da asla tutturamadım.

Onların arkadaş olması hayatımın en büyük şoklarından biri. Harika.

Ama bu burslar öyle değil. Burnum asla yalan söylemez.

Fruit Loops reklamlarındaki tukanın dediğini yapıyorum ve koku alıyorum.

Beni Chuck'ın hamlelerini tahmin edeyim diye tuttun.

Bunu öğrenirse kötü göstermeye çalışacak.

Olimpiyat duyurusu üç gün sonra.

Bu süre sınırını teklifini güçlendirmek için baskı olarak görecek.

Chuck Rhoades köşeye sıkışan her zengin oyuncunun...

...parayla paçayı yırttığına inanır. - Ne adam ama.

Aklıma bir Cypress Hill şarkısı geldi. - Onu dinlediğini hayal edemiyorum.

Basketbol soyunma odalarında yıllar geçirdi. Eşlik eder ama küfürleri hiç söylemez.

Ya bunun her yanını konuşuruz ya da bir daha bahsini açmayız.

Ben B'yi seçiyorum.

Bu liman mayınlı.

Doğru şeyi yaparsak tekneyi karada yürütürüz.

Yanlış yaparsak "güm".

Güzel, teşekkürler Kate.

Onu önlem için tuttun, beni işler yürüsün diye.

İşi bittiğinde bu burslar yüzde 94 saf olacak ama...

...çamaşır suyu beyazlığı bile kazanmaya yetmeyebilir.

Salt Lake City, 1998 kış olimpiyatlarını kaybetti çünkü...

...onlar tuzlu su şekerleri dağıtırken Nagano otel tatili veriyordu.

Burada bir boayla oynuyoruz, sıkılmadan kurtulamayız.

Olimpiyatlar, ben ve şehir için uzun vadeli planımın parçası.

Ama bir kozum var.

Olimpiyatlar lekelenen itibarlarını geride bırakma baskısı altında.

Ben de onları yeni ve saygıdeğer bir çağa sokmayı teklif eden adamım.

İçimden bir ses bu sefer bedava suşi ve masaj aramadıklarını söylüyor.

Belki de bunu daha iyi saklamak istiyorlardır.

Colin'e dosyayı verince yüzünü gördüm, tam da aradığı şeydi.

Kimse senden iyi insan okuyamaz Mike ama...

...rüşvet olmadan New York'a olimpiyatları getirmeye çalışan...

...ilk kişi olmak mı istiyorsun yoksa getiren kişi olmak mı?

Selam.

Bu akşam Kevin'ın okulundaki etkinliği unutmuşum.

Bu akşam mı? Ben hiç duymadım, benim hatam.

Banka hesabımızı boşalttıklarına göre değerli eşya mı alıyorlar artık?

Onun kadar acı verici bir şey: Karnavallı bağış gecesi.

Bizi stant gönüllüsü yapmışlar.

Buna razıyız demek o.

İkimiz de bu yıl okul aile birliği toplantısına katılmadık.

Yerimize bir avukat yardımcısını kabul etmezler herhalde.

İtibarımızı korumak istiyorsak olmaz.

Kevin yakında üniversitelere başvuracak.

Onu Yale'e sokamazsan onlar başka bir okula...

Cornell deme.

Senin takım için kendini feda etmeni umuyordum.

Ederdim, edeceğim. Bir dahaki sefere. İş...

Bir iyilik istiyorum Chuck.

Senin için bunu yapmayı çok isterim.

Gelecek yıl karnavalda hedef tahtası olup ilk atışı sana bile veririm.

Ama bu şu an mümkün değil.

On katı verimlilik, sıfır kaza, sıfır gecikme.

- Söylemesi inşasından kolay. - Bayan Reddy için aynı sayılır.

Mühendislik dehasını ve ağ inşası tecrübesini...

...sinyal sistemini yenilemeye adadı.

Yönlendirme sistemlerini tasarlayıp simülasyon testi yaptım bile.

Hayatlar kurtarıp uzun vadede epey tasarruf sağlayacak bu.

Sayın Johnson, bize katılacağınızı bilmiyordum. Bilsem beklerdim.

Bize yeni metro alamadığına göre, Mike Prince'in...

...mevcut metroyu nasıl kurtarmayı planladığını duymak istiyorum.

İki kelime: Olimpik Ekspres.

Olimpiyat mekanlarına gidip gelen bir ekspres tren hizmeti.

Daha fazla turisti toplu taşımaya yönlendirecek ve...

...daha yüksek fiyatlar MUİ'ye epey gelir getirecek.

5. Bulvar'da vitrinlere bakmayı çok severim.

Tüm o güzel şeyleri giymeyi hayal etmek eğlenceli.

Ama mağazaya girip etiketlere baktığın an illüzyon bozuluyor.

Bu bütçe döngüsünde mağazaya girip şehir kurumlarıyla koordine oldum.

Üzgünüm Mike ama lüks şeyleri karşılayamayız.

İşin en iyi yanı bu, şehre hiç maliyeti olmayacak.

Sermaye için Sruthi dâhil önde gelen finansçılardan söz aldım.

Her sent için. - Evet, tabii.

Elimiz değmişken Bay Michael Prince'e özel tren yapalım bari.

Bunda MUİ için yarardan başka bir şey yok.

Bu şehirde hiçbir şey bedava değildir.

Üzgünüm Mike, sana ihtiyacımız yok.

Özel yatırımcılara borçlu olmak istemiyoruz.

MUİ'ye sermaye toplamak için toplu taşıma bonoları piyasaya sürüyoruz.

Olimpiyatların New York'a gelmesini istiyorsunuz, biliyorum.

Senin yerine teklif verir görünemem, bu dönem olmaz.

Özellikle de Rhoades dramından sonra.

Orada bana da bağırdılar. Seçmenler.

Tatlı fikir ama. Olimpik Ekspres.

2036'da belki.

- Buraya kadarmış. - Bu iş bitmedi, beklemede kal.

Şirketin gelecek hafta öyle ya da böyle sinyalleri yenileyecek.

Biraz nezaket istiyorum Nadine.

Ofislerimiz arasında eyaletlerarası sahtekarlıkta.

Hayır, New York bir şey çalmadı.

Söylemiş olayım, yardım etmeye çalışıyordum.

Patron ve Bon Jovi konserinin arkasında ben vardım.

İnancını yitirme, New Jersey hâlâ avda. Beklemede kal.

New Jersey başsavcısı.

Valisi, New York olimpiyatları hileyle kaptı diye sinirliymiş.

- Ama duyurulmadı bile. - Hayır, farkındayım.

Ama fısıltılar var.

Her şeyi Prince'ten alıp onların önüne koymuştum.

O gece konseri gölgede bırakıp New York'u öne geçiren bir şey oldu.

Bakmamız gereken şey bu.

Karl! - Buyur.

Dave'le öncü ekibin Stone Pony'ye gittiği gecenin...

...helikopter kayıtlarını bulun.

Gidiş ve dönüşte tüm yolcuların adını istiyorum.

Helikopterde yoklama yapılmadığı günleri hatırlıyorum.

Ama her şey iyi yönde değişti.

Saç kesimleri hariç. Bira da.

Ama evet, bazı şeyler işte.

Ben gidip başlayayım.

Belki sen de burslara dönmelisin.

Buraya yasa çiğneyen alçaklar yakalamaya geldim ve bu bana uyar.

Ama lüks ayakkabılarının ucu sınırı aştı diye...

...dürüst bir adamın peşine düşemem.

Alçaklar ve sınırda dolaşanlar dışında bir tür daha var:

Önünde sınır olduğuna inanmayanlar.

İtibarı ve serveti onlara o ilahi hakkı veriyor diye.

- Sence Mike Prince öyle mi? - Öyle.

Egosu fazla büyük diye peşine düştüysen,...

...14. Cadde'nin kuzeyinde yaşayan herkes bundan suçlu.

Belki de tüm ada.

BREAK IT ALL: The History of Rock in Latin America subtitles in other languages

More Turkish subtitles for BREAK IT ALL: The History of Rock in Latin America

Kommentaarid

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left