To The Max

To The Max (La fiera)

Descargar subtítulo en Turkish

Información de lanzamiento

To the Max 2026 SPANISH NF WEB H264-9Minsus5in
Comentario por tedi
Retail NF | 1:55:13

Etiquetas

webdl
Publicado el: 2026-08-14
Descargas: 1
Para personas con discapacidad auditiva: No

Vista previa de los subtítulos en Turkish

Las primeras 200 líneas.

BU FİLM GERÇEK OLAYLARA DAYANMAKTADIR

UÇLARDA YAŞAMAK

Kim bu sporu yapmak ister, bilmiyorum.

Neden?

Çünkü insanlar bizi deli sanıyor.

Bize dikkat çekmeye çalışan deli demek işlerine geliyor.

Ama ben kendimi öyle görmüyorum.

Yani onların dediği gibi deli değilim.

Yirmi yaşında BMX dünya şampiyonu oldum.

Ekstrem sporları hep sevmişimdir.

Çılgınca şeyler yaptım ama…

Bana kalırsa

mantıklı biriyim, sorumluluk sahibiyim.

Evet.

Nereden başlayalım?

Chana'dan.

Her şey onunla başladı.

REINEBRINGEN, NORVEÇ

Hayır!

Chana çok güçlü ve enerjik biriydi.

-Norveç'e tek başına atlamaya giderdi. -Siktir!

Kırık kaval kemiğiyle iki kilometre yürüyebilecek biriydi.

Hey!

Hey!

Bacağım kırıldı!

-İyi misin? -Hayır.

Bacağım kırıldı.

Yardıma ihtiyacım var.

-Helikopter çağıralım mı? -Ne?

-Ne? -Helikopter.

Helikopter mi? Hayır. Helikopter olmaz.

Ambulans çağırın.

Lütfen. Helikopter çok pahalı.

Gerek yok.

Çok sıra dışı biriydi.

Bizi bu sporla o tanıştırdı.

Madrid'den Darío, Carlos, ben, Barcelona'dan Álvaro, Santi.

Bir gün Chana arayıp şöyle dedi.

"Katalanlarla konuştum.

Aylardır Pireneler'de wingsuit uçuşu deniyorlarmış.

Bize de göstermelerini istedim."

O gün doğum günümdü ve…

Yeni şeyler denemek için iyi bir fırsattı.

-Çok ince. -Naylon, çok hafif.

Ben almayayım Álvaro. Eski usul paraşütle devam.

Bununla havada daha uzun kalabiliyorsun. Kanatlar şişip seni havada tutuyor.

-İnerken ne yapıyorsun? -Aynı mantık.

Sadece bunda emniyet kemeri içeride.

Denememiz gerek, değil mi?

Chana, sen yaparsan hepimiz yaparız.

-Kafayı yiyeceksiniz. -Onun için geldik.

-Tamam mı? -Tamam.

Evet.

Carlitos.

Alvarito, geliyorum!

Eğlenelim!

-Siktir! -Vay canına!

Carlos!

Uçuyoruz!

Carlitos, nasıl gidiyor?

Hoppa!

Vay canına!

Siktir!

Vay canına!

Evet!

Vay canına!

-Bağımlılık yapıyor, değil mi? -İnanılmaz!

Mutlu yıllar sana

Mutlu yıllar sana

Mutlu yıllar sevgili Carlos

Mutlu yıllar sana

Hadi!

-Hadi, dilek tut. -Hadi.

Aferin Carlitos!

İyi uçuşlar!

Biraz dönersen havada kalıyorsun.

-Hızı ben kontrol ediyorum. -Hızını bilmiyorsun ki.

Duydunuz mu? Bir kere uçtu diye kendini uzman sanıyor.

Çok sinir bozucu.

Bir dakika, unutmadan bir şey söylemek istiyorum.

Carlitos, insan 35'inde varoluşunu sorgulamaya başlıyor.

Dikkat et.

Ekstrem sporların zengin işi olduğunu söyleyenlere

hep Carlos'u örnek gösteriyorum.

Zar zor geçinmesine rağmen istediğini yapabiliyor çünkü.

Senin gibi baba.

Benim üç restoranım var.

Esnaf lokantası olsa da iş insanıyım. Flamenko sahnesi miras kalan Armando gibi.

-Anneme kaldı. -Ya da yemek kitabı satan Darío gibi.

Ne adamsın ya!

Ama Carlos geçimini hep dağcılıktan sağladı.

Beş yıl önce tanıştığımızda onu çok kıskanmıştım.

-Ulan Chana! -Ama şöyle dedim.

"Bakalım bu çocuk sponsor ararken sırt çantasıyla ne kadar dayanacak.

Kredi çekip ev almak istediğinde ne olacak göreceğiz."

Ben kirada mutluyum Chana.

"Kirada mutluyum." Kahramanımsın.

Sekiz bin metrelik Himalayalar'a,

Yosemite, El Capitan'a tırmanıp Grönland'a gidiyorsun…

Hep o küçük çantanla.

-Gerçek bir işte çalışmadan! -Hadi ama!

Elliye değil, 35 yaşına giriyorum.

-Adamsın Carlitos! -Demek istediğim şu Carlos…

Böyle devam et dostum. Sakın değişme.

Ve asla ayın elemanı olma.

Çok güzeldi.

-Tamam mı? -Harika.

Çünkü bu baskıyı hissedeceğin günler de gelecek.

O zaman sağlam durmalısın Carlitos.

Ayaklarının üzerinde dimdik kalmalısın.

Carlitos, bu ışığını asla kaybetme dostum.

Sakın kaybetme.

Trango Kuleleri'nin en etkileyici yanı

saf granitten oluşan bir sırtın üzerinde yükselmesi.

İki buzul arasında yer alıyor. Batıda Trango, doğuda da Dunge yer alıyor.

Oraya tırmanmak inanılmaz bir şey.

Özellikle de

İsimsiz Kule'ye.

Ama hava kötü olursa…

Birkaç yıl önce denedim.

İnmek zorunda kaldık.

Zirveye 700 metre kalmıştı.

-Yüksekliği ne? -6.239 metre.

1976'da ilk kez Joe Brown tırmandı.

Zirveye giden dokuz rota bulunuyor.

En sevdiğim rotayı sorarsanız…

Sloven rotası.

Evet.

Güneybatı yamacında, çatlakları çok temiz

ve sabit hatlar bulunuyor.

Singleman'ın rekoru geçilemedi mi?

Singleman ve Feteris'in rekoru.

İki kişiydiler. Avustralyalılar.

5.955 metreden BASE atlayışı yaptılar.

Bugüne kadarki en yüksek atlayış. Dünyanın en yüksek dikey atlayışı.

İSİMSİZ KULE CARLOS SUÁREZ

Pardon, vaktin var mı? Ben Myriam Montañana. Memnun oldum.

-Dağcılık mı yapıyorsun? -Biyoloğum.

Ama tırmanmayı seviyorum. Bu söyleşiye üç ay önce kaydoldum.

Biraz vaktin var mı?

-Yani… -Fan falan değilim, tamam mı?

Ciddi bir mesele var.

Ciddi bir mesele mi?

Avustralyalıların rekorunu kırmak için Trango'ya keşif gezisi yapılacak.

Hepsi burada.

Bütçeler, geziler, olası sponsorlar, teknik ekipman.

Bir TV yapım şirketi finanse edecek çünkü belgeselini yapmak istiyorlar.

Beş kişilik bir ekip istiyorlar.

İsimsiz Kule'ye tırmanıp BASE atlayışı yapacak beş kişi yok.

Hepsinin atlaması gerekmiyor. Ben atlamayacağım.

Sen mi?

-21. yüzyıldayız. Kadınlar da tırmanıyor. -Yanlış anladın. Bu dağ şakaya gelmez.

-Şov yapmaya çalışıyorsan… -Ne diyorsun? Şov falan değil.

On yedi yaşından beri tırmanıyorum.

Sierra de Madrid, Picos, Gredos'a gittim. 6. ve 7. seviye rotalara tırmandım.

-Kaç yaşındasın? -Ayrıca Alpler'e de çıktım.

İsimsiz Kule hepsinden daha zor.

Beni test et o zaman.

ACİL ÇIKIŞ

Arkadaşımın yeri. Burada antrenman yapmama izin veriyor.

Altıncı ve yedinci seviye rotalar var.

Sekizinci seviye bile var.

Buraya kaç kadın dağcı getirdin?

Hiç getirmedim.

Ciddiyim.

Yapımcı, arkadaşının sevgilisi, değil mi?

Evet.

Ama sporu çok seviyor.

Saçma televizyon programları yaptığı için

"National Geographic gibi bir şey yap" dedim.

-Öyle mi? -Evet.

-Hiç yerimde duramam, anlıyor musun? -Evet.

Başka bir şey okusaydın.

Biyologlar günde sekiz saat mikroskoba bakmıyorlar mı?

Belki de ondan tırmanıyorum.

Dikkat et!

Solunda basabileceğin bir yer var.

-Ona bas. -Sakin ol.

Sakin ol.

Sekizinci seviyeye gidiyorsun.

Biliyorum.

Güzel!

Beni küçük düşürmeye çalışıyorsan gerçek bir dağ bulman lazım.

Öyle mi demişim?

Hayır, olamaz. Öyle biri değilim. İmkânsız.

Evet, öyle dedi.

Ben de "Gerçek bir dağ istiyorsa verelim o zaman" dedim.

Helikopterle zirveye bırakırsanız seve seve giderim.

Harika bir tırmanış Chana. Harika bir antrenman olacak.

-Dinle Carlitos. -Ne var?

Bunları arkadaşını becermek için yapmıyorsun, değil mi?

-Ne diyorsun? -Değil mi?

Yıllardır hep İsimsiz Kule'den bahsettiğimi biliyorsun.

Ve bunca şeyin arasında şimdi tırmanmak istiyorsun, değil mi?

-Her şeyi karşılıyorlar. -Mesele para değil.

-Armando ve Darío'nun sorunları var. -Ne sorunu?

Armando'nun abisi mekânı yenileyecek, Darío boşanıyor…

Yarın gidelim demiyorum. Altı ya da sekiz ay sonrasına planlarız.

Yapımcıların haberi var mı?

Söyleriz.

Comentarios

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left