Las primeras 200 líneas.
Sonsuzluk.
Mükemmelin ebedi olduğu bir yer hayal edin.
Bilgelikle güzelliğin buluştuğu bir yer.
Aşkın ilham ile buluştuğu.
Her defa sanki ilk defa gibi.
Şunun dışında, daha da iyi görüneceksiniz.
Bu bizim sırrımız.
Ben asla söylemem.
Biz de söylemeyiz.
Toscani yüz kremi.
TOSCANI Daha fazla SÜNNET DERİSİ
Yaşlanmak işkence olmak zorunda değil.
Herr Star, yanman için seni güneşe koymak istedi ama ben "Hayır." dedim.
Dedim ki "Onunla ben ilgilenirim." Çünkü bu adam özel.
Bu adam kalıcı bir evi hak ediyor.
Biliyor musun... Hey.
Bensonhurst'e bayılacaksın.
TEKSAS
Ayakların acıyor mu?
Benim ayaklarım acıyor.
Yani...
Yani sen papazı duyabiliyor musun?
Gücünü her kullandığında mı?
Uzakta mı?
Yani...
Daha ne kadar gideceğiz, biliyor musun?
Arabayla gitmeyi deneyebiliriz.
Stajyer ehliyetim var.
Bence öyle biraz daha hızlı olurdu.
Ayaklarımız bu kadar acımazdı.
Otostop çekmeyi deneyebiliriz.
Ucube, sirkine geri dön.
Sıkıntı değil.
Bir yolunu buluruz.
Hepsi Tanrı'nın planının bir parçası.
Tanrı gitti.
O zaman o da Tanrı'nın planının bir parçası.
Her şey Tanrı'nın planının bir parçası.
ORTA DOĞU
DE SADE - EĞLENCE EVİ GÜNAHKÂRLAR HOŞ GELDİNİZ
Yardımcı olabilir miyim?
Amanın!
Bir papaz.
Evet. Yukarıda bir çocuk var.
Pencerede. Çok korkmuş görünüyor.
Korkmuş bir çocuktan daha leziz ve alımlı bir şey yoktur.
O yüzden de bu haftalık randevusu dolu.
Böyle bir şey söylememeni umuyordum.
Ama söyledin.
Biliyorum, böyle demem yakışık almaz
ama papazı yakaladıklarında umarım onu asarlar.
Hayır.
O gitti.
Neyse ki sen iyisin.
Birkaç ezik, sıyrık ve şişlik var
ama kırık kemik veya kanama yok.
Tamam. Güzel.
Hiç çok kanaması olan biri değildim.
Öyleyse işe dönelim.
Ben ona fener tutmadan
kendi kıçını bulamayan bir iş arkadaşım var.
Kendini adamana bayıldım.
Seni çok geçmeden çıkaracağız.
İyi olduğumu söyledin.
Dışarıdan.
Ama gitmeden önce kaçırmış olabileceğimiz görülmeyen travmalar
olmadığından emin olmak için birkaç psikolojik test
yapmak isterim.
Bu sorun olur mu?
Dostum, bu...
Saat kaç?
17.20.
Tüh, vardiyam 17.30'da başlıyor.
- Bir dahaki sefere yapalım mı? - Üzgünüm.
Testi yapmadan seni taburcu edemem.
Bak Doktor.
Omzuma iki kere dokundun.
Ben iyiyim.
Bence sadece sakinleşip uzanman gerek.
"Bana dokunma." dedim.
Kaltak!
Kimse...
...bana dokunamaz.
Al bakalım doktor.
Şimdi anlıyorum.
Senin gibiler üzerinde daha önce de çalışmıştım.
Kafayı dağıtmışlar, kalın kafalılar.
Tekrar gelen müşteriler.
Kendi kendilerine engel olanlar.
Şanssızım diye sızlanıp dururlar.
ama tekrar tekrar gelmelerinin nedeni şans değildir.
Suçluluk duygusudur.
Bir sebepten ötürü bunu hak ettiklerini düşünürler.
İşte buradayız.
Düşüncelere kapılmışız.
Sıradaki hamlemizi planlıyoruz.
Kanlı intikamımızı tasarlıyoruz.
Hastaca, sadistik, zalimce.
Brooklyn standartlarına göre bile.
O adam gibi kaba saba bir eşkıyayı nasıl yetiştirdiklerini
tahmin bile edemeyiz.
O ölene kadar mutlu olmayacağız.
Delik deşik olup ayağımızda can çekişene dek.
Değil mi?
Peki plan ne?
Bundan kurtulmak için ne yapacağız?
Hiçbir şey.
Doğru.
Beklemede kalacağız.
Çalılıkların arasında sabırla tetikte bekleyeceğiz.
Sonra da doğru vakit geldiğinde
saldıracak, kesecek, parçalayacak ve ziyafet çekeceğiz!
Bir şey yapmayacağım demek istiyorum, tamam mı?
Beni almalarına izin vereceğim.
Bu sıkıcı.
Diğer planımızı daha çok sevdim.
YEMEK - 1KM
Acıktığın oluyor mu?
Ben acıktım.
Kızarmış tavuk bifteği alayım.
İyi pişmiş olsun, yanında püre patates ve et sosu olsun.
Hepsi birbirine karışsın.
- Ya siz? - Viski.
Viski yok.
- Ne? - Burası bir aile müessesesi.
Hadi tavuk et karışımı neyse ama üstüne bir de viski istiyorsanız
yolunuza devam etseniz daha iyi olur çocuklar.
Karamelli turtaya
ne dersin?
Daha önce hiç yedin mi? Gerçekten güzel.
Leziz.
Viskiden güzeldir, eminim.
Bir tane karamelli turta alalım lütfen.
Karışmış olmasın.
Evet...
Papaz Custer'ı nereden tanıdığını bana hiç söylemedin.
Beni cehenneme gönderdi.
Beni de.
Tanrı o yüzden onu birlikte bulmamızı istiyor olmalı.
Onun canını yakmayacaksın, değil mi?
Evet.
Bak, benim için... Ben...
Bana şiddet asla çözüm değilmiş gibi geliyor.
Hayır.
Hayır.
Aklında ona daha uygun ne var?
Özür dilemesi.
Biri geliyor,
aileni öldürüyor, hayatını mahvediyor, seni cehenneme gönderiyor.
Benim kitabımda, özür beyne sıkılan bir kurşunun yerini tutmaz.
Rastgele özür dilemesinden bahsetmiyorum.
Samimi olması gerek.
Bakalım Tanrı'nın bu konudaki planı neymiş.
Biliyorum.
Sabırsızlanıyorum.
Tuvaletini yaptığın oluyor mu?
Ben tuvaletimi yapacağım.
Kahvaltıda da bir daha bikini giymedi.
İnan bana.
Her neyse.
Hiç Kazanmak Arzusu'nu izledin mi?
Neredeyse basketbol turnuvasını kazanan beyaz çocuklarla ilgili film.
Sizi buraya getiren şeyi hatırlayın.
Temel şeylere odaklan.
Defalarca kez üstünden geçtik.
Olabileceğinizin en iyisi olmak için potansiyelinizi ortaya çıkarmaya
emek harcayıp konsantre olursanız
tabelada yazan umurumda değil,
oyunun sonunda
benim kitabımda kazanan olacağız.
Tamam mı?
Ya da değil.
Demek Bensonhurst.
İsmini bizzat Egbert'ten almış.
Büyük adam.
Eğer piçleri seviyorsan.
Cannoli şehri.
18. Cadde'nin incisi.
İtalyanların kokusunu şimdiden alabiliyorum.
Ve Çinlilerin.
Şanslı köpekleriz.
Bensonhurst berbat.
O zaman neden gidiyoruz?
Çünkü gidecek başka bir yerim yok.
Gitmeyi hak ettiğim başka bir yer yok.
Eski bir hikâye canlanacak gibi.
İRLANDA
Bakın. Basın gidin.
Siz böyle eşeklik ederken nasıl bir yere gideceğim?
Büyüdün, değil mi?
Artık dalga geçmek yok.
Kardeşlik sana güveniyor.
O İngiliz gerzeklerini eve gönder.
Göndereceğim efendim.
Akıllı çocuk.
Git, Cassidy ailesini gururlandır.
Bütün İrlanda'yı gururlandıracağım.
Göreceksiniz.
Büyükanne Bea.
Evet...
No comments yet. Be the first to leave one.