Las primeras 200 líneas.
Telefon
YAKALANDI
Beni arıyor
Bu saçmalıkları kafana kim soktu?
Bir şeyler söylüyorsun
Bir şeyler anlatıyorsun
Canın çıkana dek
Pis su
Köpürüyor
Bu saçmalıkları kafana kim soktu?
TRUTH PODCAST ŞİRKETİ'NİN "FIREBUG" PODCAST'İNDEN ESİNLENİLMİŞTİR
AY-DIN-LAN-MA
BİR ŞEYİN DOĞASINI ANİDEN ALGILAMAK
VEYA İÇYÜZÜNÜ ANLAMAK
Yani iyisin.
Resmî teşhis bu mu?
"İyi" mi?
Doktor, dizindeki bir bağ dokusunun incindiğini
ve hafif sarsıntı geçirdiğini söyledi ama kemik kırılmamış, organ hasarı yok.
İçim rahatladı.
O zaman niye mutsuzsun?
Buraya gel. Yaklaş.
Ölebilirdim, biliyorsun.
Ölebilirdim.
Neler oluyor Ash?
Çoğu insan, ilişkinin içindeyken
vasat bir evlilikle kötü bir evliliği ayırt edemiyordur.
Kendine diyorsun ki
"Herkes tartışır.
Kimse herkesin her şeyi olamaz.
Kıyaslarsan mutsuz olursun."
Ama kendini, sevdiğine inandırdığın insan,
seni yaralar.
Ve oğlunu yaralar.
Mantıklı bir nedeni de yoktur.
"Yaralar" mı?
Kaza geçirdiğine dair bir telefon geldiğinde
ilk tepkin, "Öldü, değil mi?"...
...değilmiş gibi davranırsın.
Ash.
Yine boşanmak istemiyordum.
Başarısız olmak istemiyordum.
Hey.
Başarısız olmadın.
Olmadım, biliyorum.
Sen oldun.
Siktir git.
İşte bu.
Dr. Samuel, seni birkaç gün burada tutacağımızı söyledi.
Yakalamam gereken bir kundakçı var.
Bay Gundersen? Doktor eve gidebileceğinizi söyledi.
Ne zaman?
Hemen. Oda bize lazım. Lütfen silah için burayı imzalayın.
İtfaiyeciye niye silah gerek?
Kundakçılık soruşturmacısıyım.
Ortağın hastanede.
Yine ne oldu?
Dün akşam Leighton'ın hemen dışında bir araba yandan çarpmış.
Siktir.
İyi mi?
Hayatta. Haber bekliyorum.
Crawford Polis Merkezi'yle konuştun mu?
- Ne konuda? - Dave seni aramadı mı?
Hayır.
Dün gece biri, altı süt şişesiyle Crawford'daki bir evi yakmış.
Kahretsin.
Altı mı?
Bizimki hiç bir taneden fazla kullanmadı.
Daha önce uzağa da gitmemişti.
Yangın, bir karı kocayı öldürdü.
Kadın, tıbbi ihmal davasının ortasında olan bir doktormuş.
Kundakçının, davacı olduğunu düşünüyorlar.
Tamam. Yani bizim adamımız değil.
Bir taklitçi gibi.
Şanslısın.
Karın nasıl Dawson?
Rachel'dı, değil mi?
Rottweiler gibi zalim.
Seninki?
Kuzu gibi tatlı.
Crawford emniyeti kimden şüpheleniyor?
Malcolm Allen Brewster.
Silahlı soygun ve saldırıdan hapse girmiş.
Kadın, doktor muydu?
Evet.
Adam?
Fast food zincirinde İK'nın başındaymış.
Hangi zincir?
Tavukçu.
Church's değil, diğeri.
- Coop's mu? - O.
Kanatları harika.
Tamam. Yani,
durumu kontrol altına almışsınız, o yüzden...
Kontrol altında.
Size bırakıyorum.
Teşekkürler.
On bir yıldır bir gün bile kaçırmamış.
Öldü mü?
Bilmiyorum.
Onu arayabilir misin?
- Niye sen aramıyorsun? - Açmıyor.
Belki seninkini açar.
Tamam efendim.
Teşekkürler.
Beyinsiz.
- Alo. - Neredesin sen ya?
Burada.
Evde mi?
Burada.
Her neredeysen işe gelmen lazım.
Hasta mısın?
Artık orayı sevmiyorum.
Benimle buluşsana.
Hayır. İşten çıkamam.
Onurları yok.
O ne demek, bilmiyorum bile Freddy.
Paragon Park'a gideceğim.
Niye? Orası sezon bittiği için kapalı.
Orayı seviyorum.
15.00'te mi çıkıyorsun?
Siktir et.
Bana Royal Brew al, annemin birkaç işini hallettikten sonra orada buluşuruz.
Niye yoldan çıktığını anlatırsın.
Royal Brew.
Büyük boy Freddy. Büyük boy. Dörtte dönme dolabın orada buluşuruz.
Atlıkarıncanın orada olacağım.
Tamam.
Çıkmanı istiyorum.
- Dinle. - Dinlemeyeceğim.
- Neden? - Binadan çık.
Beni dinle. Sana iyi davranmaya çalışıyorum şerefsiz.
- Ama zorlaştırıyorsun. - Evet,
şu anda altı farklı sözleşmeyi ihlal ediyorsun.
- Tamam mı? - Ne olmuş?
Kundakçını buldum! Sen bulamadın.
O bulamadı. Ben buldum!
- Öyle mi? - Evet.
Polisi arayacağım. Hatta polis sensin.
Onu ofisimden çıkar lütfen.
Harvey, yıllardır bunu gözünün önünde yapıyor.
İnsanlar öldü,
- milyonlarca dolar... - Öyle mi?
...değerinde mülkler küle döndü, sense Gudsen ile içip sürtüyordun.
- Kimseyle sürtmüyorum. - İnsanlar...
- Kimseyle sürtmüyorum. - ...ölüyordu, yanıyordu,
o, görevini suistimal ediyordu ama sen pickleball oynuyordun.
Ama hiç umursadın mı?
Umursadın mı? Umurunda mıydı?
Öyle miydi? Cevap ver! Umurunda mıydı?
Ne kadar uyuşturucu aldın?
Birkaç Red Bull ve bir litre gazoz içtim,
birkaç benzedrin, birkaç mikro doz ketamin aldım.
- Tabii. - Nasıl ya Harvey?
Kanıt burada.
Buna inanıyor musun?
Bırak, bitirsin.
Tanrım. O bir şövalye.
Birinin kusmuğunda ölmesine izin vermektense
- tahtakurusuyla dolu bir koltukta uyur. - Bekle. Evinde tahtakurusu mu var?
Bunu söylememiştin.
- Birini arayacağım. - Sormadın.
Sana beş dakikalık avantaj vereceğim Ezra.
Hayır Harvey.
Leighton ve Otoyol 7'deki yangınlardan haberdar mıydın?
Ve Gudsen kaza geçirdiğinde neredeydi?
- Kanıtın bu mu? - Evet!
Gudsen'ın eve gittiği güzergâhta bir sürü yangın çıktı.
Ve arabasına çarptıklarında yangınlar durdu.
- Hadi ama. - Ez, cidden.
Sürünerek çıktığın şantiye tuvaletine dön
ve bırak da yetişkinler...
- Siktir. Niye böyle yapıyorsun? - ...hayatlarına devam etsin.
Gudsen, B ve F kundakçısı Harvey. Old Sully yangınını o çıkardı.
Ne?
Hadi ama. Yıllar içinde biraz şüphe duymuş olmalısın.
Akla yatmayan bir sürü şey var.
Bunu ne zamandır düşünüyorsun?
Kırk sekiz saattir biliyorum.
Bak.
Son üç kundakçılık soruşturması konferansına katılanların listesi burada
ve o sırada bir sürü kundakçılık olayı yaşandı.
Kim tüm listelerde, tahmin et.
- Eminim 20 farklı... - Hayır. Sadece üç kişi.
Toplamda üç, Dave dâhil.
Ve o üçünün arasında
Dave, bu yangın festivalindeki
tek Baş Kundakçılık Soruşturmacısı.
Ayrıca bir kitap yazıyor.
Ve tüm B ve F yangınları, kitabın içinde.
Onu kelepçele. Kitap yazdığını bilmiyordum.
Ona asla söyleyemezsin.
Asla söyleyemezsin.
- Söylemem. - Harvey, ona söylersen
kariyerini bir miksere atıp püre tuşuna basarım.
Harika değil mi?
Hadi, itiraf et.
Bizimle misin?
Yoksa sorun mu çıkaracaksın?
Evet Harvey. Evet.
No comments yet. Be the first to leave one.