Las primeras 200 líneas.
- O benim de oğlum. - Mutfağa dön
- yoksa var ya... - Yoksa ne? Yine mi vurursun?
Yapma, tek yaptığım kolunu sıkmaktı.
Oğlum, hadi gidelim.
Evlat, bazen bir erkeğin yapmak istemediği şeyleri
yapmak zorunda olduğu zamanlar vardır.
- Bu o anlardan biri. - Bunu yapmak zorunda değilsin İbrahim.
- Lütfen yapma. - İçeri gir!
Yemin ederim Abe, bu konuda yanılıyorsun.
- Annem üzgün mü? - İyi olacak.
- Dur! - Üzülmek, hayatın bir parçası.
Evet baba.
Bu dünyada bedeli olmayan bir şey yok.
Tüm bunların bir bedelinin olmadığını mı düşünüyorsun?
Hayır baba.
Sen akıllı bir çocuksun.
Annene iyi bak.
Üzgün müsün baba?
İyi olacağım.
Acı mı çekeceğiz?
Hem de çok fazla.
Dur İbrahim!
Tanrım?
Yapacaktım.
Yapacaktım.
Yapacaktım!
Senin için tek oğlumu öldürecektim!
Biliyorum evladım.
Bu bir sınavdı.
Geçtin.
Geçtim mi?
Gel.
Seni çok seviyorum.
GERİ SAR
Gel.
Seni çok seviyorum.
Seni çok seviyorum.
Seni çok seviyorum.
Alo?
- Hazır mısın? - İkinci aşama.
Arı kovanına çomak sokalım, olur mu?
- Kimin sokulacağını görelim. - Evet, güzel.
Harika bir metafor.
- O gine domuzu mu, Lordum? - Hayır.
Oğlum nasıl?
İyi, uğraşıyor işte.
- Hitler iyi bir ara bulucu, tabii... - Mesih olan.
Senin Humperdoo diye çağırdığın.
O nasıl?
İyi.
Ayaklarına ağda yapmaya götürdüler, yoksa konuşmak isteyeceğini biliyorum.
Tamam öyleyse.
Ne zaman buluşuyoruz?
Yakında. Seni...
Seni arayacağım.
Harika! Burada oturup aramanı...
Bu abartılı rakamları nasıl elde ediyorsunuz Herr İsa?
Kolay. Vaftizlerden ve affetmelerden.
Ama babanız onlara özgür irade verdi.
İkinci aşamayı başlatın.
Şiddeti arttırın!
YENİ ZELANDA
Lanet Avustralyalılar dostum.
İlerlemeye devam et.
AVUSTRALYA
YENİ ZELANDA
Bu başbakan yardımcısı.
Mucize! Kayıp Havari
POLİSE PARK NOKTASI DİĞER ARAÇLAR ÇEKİLECEKTİR
MELBOURNE ŞEHİR MERKEZİ POLİS MERKEZİ
İyi günler.
Sorumlu kim?
Komiser.
Öyleyse komiserle konuşmak istiyoruz.
Acele etmezseniz iyi edersiniz, komiser meşgul olduğunu söyledi.
Burayı Bushwick mi sanıyorsunuz?
Ayrıca takip edilmesi gereken protokoller var.
Şu MC ve ACIC formlarını doldurup
bir saat sonra gelin. Önemli mi değil mi o zaman bakarız.
Komiserinizle konuşmak istiyoruz!
Az önce dediğimi duymadınız mı? Siz...
Olur hanımefendi.
Siz kimsiniz?
Biz Amerikalılarız.
Merak etme dostum, düzelecektir.
Hayır, asla düzelmeyecek dostum.
Üç yıllık bir gizli görevin içine ettiniz,
bunu biliyor musun? Ben sebepsiz yere dövmeyle kaplandım.
Ama bu...
Bu kadının partneri şu papaz yüzünden öldü
ve sen ona iyi olacağını mı söylemek istiyorsun?
Siz Yankeeler'in onunla ilgilendiğini bilmiyorduk.
Bizi her şey ilgilendirir.
Elindeki her şeyi istiyorum.
Kredi kartı faaliyetlerini istiyorum, suç ortaklarını istiyorum,
bilinen son konumu istiyorum. Bu artık bizim davamız.
Ama dava falan yok. Artık yok.
Adamınız öldü.
- Bu bir yalan. - Hayır.
Silahla öldürüldü, katil alt katta kilitli.
Ne katili?
Ne katili?
Öldü.
Onu vurdum.
Saçmalama Eugene.
Sen karıncayı bile incitmezsin.
İnsanların ne yapacağını bilemezsin.
Bu kadarını öğrendim.
Çirkinin önde gideni.
Dünyaya kızgın olmasına şaşmamalı.
Evet...
Bu gerçek,
suratı göte benziyor ama gerçekten tatlı bir çocuk.
Kıyafetlerinde kan, ellerinde yanık izi
ve kullandığı silahı bulduk. İtiraf etti.
Ceset yoktu, yani...
Ona baksana.
Bahse varım adamını o göt suratlı piçin dışkısında bulacağız.
Şimdi dinle beni.
Onu vurmuş olabilirsin
ama ölmüş olsa bunu anlardım.
Anladın mı?
Çünkü Jesse hayatta.
Umarım değildir.
Hayattaysa durumu daha fena.
Ne?
Bu da ne demek?
Nerede o?
Eugene, nerede o?
Elin çok hafifmiş doktor.
Sırada ne var, sünger banyosu mu?
Zaman kaybediyoruz.
Uyumayı düşünüyordum.
Kalk.
Silahlarınızı bırakın ve dizinizin üstüne çökün.
Kontrol ediyordum.
Nereye gidiyoruz?
Tanrı'yı öldürmeye.
Ölüm döşeğinde din değiştirme.
Ciddi olamazsın.
İnananlar suçlu değildir.
İnanmayanlar ise suçludur.
Yani senin mantığına göre
biri dünya savaşı başlatabilir,
tüm insanları yok etmeye çalışabilir, Danzig'i yerle bir edebilir
ama sonunda tövbe ederse yine de cennete gidebilir?
Tövbe ederse, evet.
Ama bu değişecek.
- Hayır, değişmeyecek. - Evet, değişecek.
Yoksa homoseksüelleri geri alırım.
Öyleyse belki kıyametin kopmasına da gerek yoktur.
Üzgünüm beyler ama kıyamet kopacak.
Ve hatta başladı bile.
Öyle mi?
- İkinci aşama mı? - Ciddileşti.
Dünyayı ateşe vermek için bir kıvılcım.
- Sevdim bunu. - Ruhlar geliyor,
çok fazlalar, yığın halindeler.
Yani hangi ruhların cennete, hangilerinin cehenneme
gideceğine karar vermelisin.
Marş marş.
İş başına.
İntikam huzur getirmez.
Öfkeli olabilirsin,
ona orospu çocuğu diyebilirsin
ama onu öldüremezsin.
Walker 44.
Bu gelmiş geçmiş en güçlü tabanca.
Uzaydan bile ateş edebilirsin.
Onu öldürebilirim.
Gidelim.
Bokumu ye.
Gidelim dedim.
Ben de "Bokumu ye." dedim.
Benim ailemi de öldürdü.
Annemi, babamı...
İyi insanlardı.
Senden ve benden çok daha iyi oldukları kesin.
Bir zamanlar çocuğum vardı.
Tulip ve benim.
Dallas'ta, yıllar önce.
Tüm bu saçmalık,
ızdırap, karmaşa...
Nedenini bilmek istiyor musun?
Ben istiyorum.
Ne anlam ifade ettiğini bilmeliyim.
Ölmedim,
yani bu beni canlı istiyorsun demek, sözüm geçiyor demek.
Harika menzilli silahlarını kılıflarına koyup
gitmeye ne dersin?
Tanrı'yı bana bırak.
Ne anlama geldiğini görmek ister misin
Papaz?
Hayır.
Bekle.
Amerikalılar gelene kadar sabırlı ol Charlie.
Charlie?
Charlie orada mısın?
Gitmeliyiz.
Onu kıl payı kaçırdık.
No comments yet. Be the first to leave one.