Οι πρώτες 200 γραμμές.
Federal Gezici Mahkeme Sacramento, Kaliforniya
Anladığım kadarıyla itiraf pazarlığı başarısız olmuş.
Eyalet birkaç teklif sundu,
davalı bunları kabul etmedi.
Avukat, müvekkilinize karşı karşıya olduğu suç için
hapse girmek zorunda olduğunu anlattınız mı?
Anlattım Sayın Hakim.
Bay Tamura, devam etmek istediğinize emin misiniz?
Evet Sayın Hakim, eminim.
Peki o zaman, kısa bir mola verelim,
öğlen jüriyle birlikte başlarız.
Annem özverili bir kadındı,
kendini ailemize,
özellikle de ağabeyim Osamu'ya adamıştı.
Hiç şikayet ettiğini duymadım,
bir kere bile.
Hayatını böyle yaşadı.
Birçok insan minnetten bahseder,
ama annem minneti yaşadı.
Zor ve acı olana takılıp kalmak yerine,
bulabildiği tüm güzel anlara tutundu.
Ağabeyime tam zamanlı olarak o bakıyordu,
ama her zaman ona çok neşe veren torunlarıyla
vakit geçirebiliyordu.
Bak sana ne aldık Ojisan.
Bir tablet.
Tablet diyebilir misin?
Tablet.
Doğru. Çok güzel. Kullanmak çok kolay.
Sadece parmağınla dokunacaksın, böyle.
Ne kolay, gördün mü? Al, sen dene.
Eğer yalnızlık çekersen,
istediğin zaman Obaachan'ın resimlerine bakarsın.
Gel canım, ona arabada gösterebilirsin.
Tamam, Ojisan'a veda edin kızlar.
Hoşça kal. Görüşürüz.
Yakında görüşürüz.
Sana Obaachan'ın yaptığı gibi Bento getireceğim.
Hoşça kal.
Kazayı geçirdiğinde Ojisan kaç yaşındaydı?
Dokuz.
Yani benim yaşımda.
Evet.
Obaachan'ın öldüğünü biliyor mu?
Tabii ki biliyor.
Üzülüyor mu?
Ojisan her zaman kendini ifade edemiyor, ama hissediyor.
İkinizi çok seviyor, bunu biliyorsun, değil mi?
Ben de onu seviyorum.
Tabii seversin. Amcan o senin.
Layla, lütfen kardeşinle bu şekilde konuşma.
Neyse.
Neden bizimle kalmıyor?
Nedenini biliyorsun canım.
Değil mi?
Burası çok güzel.
Belki aktivitelerden bazılarını deneyebilirsin.
Yeni insanlarla tanıştın veya arkadaş buldun mu?
Hey Sam, ona söyleyecek misin?
Ona söyleyecek misin? - Hey, hey, hey.
- Söyleyecek misin? - Yavaş, yavaş.
- Ona söyleyecek misin? - Ne?
- Ona söyleyecek misin? - Yavaş.
- Ona söyleyecek misin? - Ne?
Ne diyor bu? Ne söyleyeceksin?
Sam?
Kötü adam.
Kötü adam mı? Gel.
Bugün annemin kalan eşyalarını da boşaltacağım.
Sana getiririm, tamam mı?
İstediklerini seçersin, nasıl olur?
Annemin pilav pişiricisini getireyim,
istediğin zaman sana gohan yapsınlar.
Tamam mı? Olur mu?
Hey, burana ne oldu?
Düştün mü yoksa?
Peki ne oldu?
Kötü adam.
Şimdi gördüğümüz adam mı?
Nasıl geçtiğini sormak için geldim.
İyi misin Sam?
Bunu gördün mü Leon?
Herhalde onu giydirirken bunu fark etmişsindir.
Bu sabah vardiyam yoktu ama
seninle özel konuşabilir miyim?
Hemen geliyorum, tamam mı?
Ne oldu?
Sam ve başka bir hastanın
dün gece hararetli bir tartışmaya tutuştuğunu duydum.
Galiba şiddet de vardı.
Biri birkaç dakika önce kardeşimi rahatsız ediyordu.
Kırmızı tişörtlü zayıf bir adam,
kardeşimdeki morlukları yapan o mu?
Bay Tamura, ne kadar üzücü olduğunun farkındayım.
- Kim bu? - Duruma göz kulak olacağım.
Adı ne?
Kyle Tanner.
"Kip." Başka biri gelince,
sahiplenici olduğunu biliyorum.
Senin için duruma göz kulak olacağım, tamam mı?
Obaachan'ın evinde kim kalacak?
Satın alan kişi.
Bu yüzden boş olması gerek.
Orada kimin yaşayacağını biz mi seçeceğiz?
Tam olarak değil.
Bu Ojisan'ın mı?
Evet. Evet.
O asla senin gibi yüzmeyi öğrenemez,
ama suyu hep sevmiştir.
Obaachan ona kolluk aldı, böylece onu da havuza götürebiliyordu.
Evet, büyüdüğü zaman bile bunları severdi.
Yeni evinde havuz var mı?
Geldiniz demek. Katie ve Mallory çoktan geldi.
Sana mayonu giydirelim.
Foku alabilir miyim?
Al tabii.
- Sonra şişiririm, olur mu? - Tamam.
Hepsi bu kadar mı?
Evet.
Orada olmak zor muydu?
Üniversite için evden ayrılıp, bir daha arkama bakmadım.
Osamu'nun tüm sorumluluğunu ona bıraktım.
Hiç tatile çıkmadı, bir gün bile dinlenmedi.
Bu onu mutlu ediyordu.
Senin hayatını yaşamanı istedi.
Veya belki beni vicdan azabından kurtarmak istedi.
Alışmak zor olacak.
Biraz zaman tanı.
Merhaba Ashley.
Rahatsız ettim, özür dilerim, aile meseleleriyle uğraşıyorsun.
Yok, sorun değil. Ne oldu?
- Videla antrenmanda saygısızlık etti. - Yine mi?
Ama bu sefer biri videosunu çekmiş.
Ve hızla yayılıyor.
Videla Yine Olay Çıkardı!
Pas verdiğimde sürekli düşüyorsun.
Nesin sen, sakat falan mı?
Bunun önüne geçmemiz gerek.
Tamam. Birkaç yeri ararım.
Gitmem gerek.
Hasar kontrolü. - Şimdi mi?
Özel okulda kalmalarını istiyorsun, değil mi?
- Evet, istiyorum. - Evet, istiyorsun.
Ben de istiyorum.
İnternette dolaşan, sızdırılmış video hakkında
konuşmak üzere buradayız.
Ama önce herkese şunu hatırlatırım,
Videla'nın söylemiş olabileceği kırıcı sözler,
yoğun bir takım antrenmanının heyecanıyla söylendi.
Ve acele bir karara varmadan önce,
takım olarak, yeni bir kültüre
ve Amerika'daki yeni yuvasına alışma aşamasında olan
yeni göçmen Videla'ya karşı
hassasiyet göstermenizi rica ediyoruz.
Ama pişmanlığını kendi sözleriyle
ifade edecek. Evet, Videla?
Ben...
Takım arkadaşlarımdan, ailemden,
ve engelli toplumundan,
istemeden sebep olduğum acı için
özür dilemek istiyorum.
Sen harika bir danışmansın, göçmenlik kozunu kullandın.
Göreceğiz.
Gerçekten ama, ona çok iyi koçluk yapıyorsun.
Ama o yine de bir canavar.
Ayağı 20 milyon dolar değerinde.
Bunu ağzından çıkarabilirsem.
Pardon.
Leon, ne oldu?
Ağabeyinle acil servisteyim.
Merdivenden düştü.
Doktor tomografi istedi, ama ağabeyin iyi,
beyninde kanama görmediler.
Ama bir dakika, merdivenlerde daha önce sorun yaşamamıştı.
Düştüğünü gördün mü?
Hayır, hemen sonrasında gördüm.
Peki gören oldu mu?
Bildiğim kadarıyla hayır.
Peki birinin itmediği ne malum?
Savcılık, davalının
ağabeyini koruduğunu inkar etmiyor.
Bu hepimizin saygı duyup takdir edeceği bir şey.
Ama Bay Tamura'nın sebeplerini anlasak bile,
bugün Bay Tamura bir tercih
yaptığı için buradayız.
İhtiyatsız davrandı.
Tehlikeli.
Ve yaptıklarının sonuçları oldu.
Hey.
Nasılsın? İyi misin?
Dört dikiş dışında bir şeyi yok.
Nasıl olduğu konusunda bir şey öğrenebildin mi?
Ona sormayı denedim, ama hâlâ iletişim kurmayı öğreniyoruz.
Dostum. Hey, hey.
Düştün mü?
Nasıl? Ayağın mı takıldı?
Dengeni mi kaybettin? Hayır mı? Hayır mı?
Yoksa seni biri mi itti?
Biri seni itti.
Tablet.
No comments yet. Be the first to leave one.