Οι πρώτες 200 γραμμές.
Lubbock Asliye Mahkemesi Teksas
Tecavüzcü.
Bebek katili.
- Britney, lütfen. - Jack. Yapma.
- Onunla konuşmam gerek. - İşimi daha da zorlaştırma.
İnan bana, zaten zor.
Ayağa kalkın.
Lubbock mahkemesi başlıyor,
Saygıdeğer Hakim Bodman başkanlık edecek.
Jack'in Hikayesi
Ve perde!
Arkadaşlar, Hamlet'te selam verin.
Tamam, harika.
Ve şimdi orkestra. Alkış, alkış, alkış.
Tadını çıkarın, ama fazla da kalmayın.
Özellikle de sen Richie.
Ve bu kadar. Herkese teşekkürler, elinize sağlık.
Dinleyin, pazartesi, çarşamba var.
Perşembe kostümlü, cuma sahnedeyiz, lütfen ezberleyin.
Lütfen. Ve dikkatli kullan yarışçı.
Aman ya, o kadar kötü değildi.
Çok kötüydü.
Hey, Fletch! Lütfen Clara'ya bitirmesini söyler misin?
Antrenmana yine geç kalırsam koç çok kızar.
Koça sanatı kurtarmakla meşgul olduğunu söyle.
Senin gibi bir yakışıklı varken insanlar bu oyunu izlemeye gelir.
- Bitti. Gidebilirsin. - Süper.
Sağ ol bebeğim. Hadi gidelim.
Küçük kasabanın vizyon sahibi insanı olmak zor, ha?
Hey Fletch, yarın maça geliyor musun?
- Hayır, maalesef gelemem. - Neden?
İnanmayacaksın ama ergenlerin olmadığı bir
sosyal hayatım var, o yüzden...
Evet, kesin vardır. Evet.
Hayır, yapmam. Dur. Bunu yapmam.
- Hadi ama. - Hayır, hayır, hayır.
- Hadi Fletch. - Tamam, bugünlük yeter.
- Görüşürüz Fletch. - Görüşürüz.
Buraları toplamam gerek, birazdan çıkarım.
Her şey yolunda mı?
Evet.
Gerçekten mi? Çünkü son zamanlarda
pek iyi değilsin.
İyiyim.
O zaman neden Hamlet ödevini vermedin?
Çünkü daha yazmadım.
Gördün mü? İşte bunu diyorum.
Daha önce hiç geciktirmedin, bir kere bile.
Ben iyiyim Fletch.
Gerçekten.
Peki.
Ben buradayım. Eğer konuşmak istersen.
Hazır mısın?
Merhaba Clara. - Merhaba.
Hafta sonundan sonra ödevi getireceğim. Tamam mı?
Teşekkür ederim.
- Barda buluşacağız. - Harika.
İçkiye ihtiyacım var.
Oyun kurucuya rol vermek, düşündüğüm kadar dâhiyane
bir hareket olmadı. Ezberini yapamadı, haftaya sahnedeyiz.
Clara'nın nesi var? İkiniz çok özel
bir şey konuşuyor gibiydiniz.
Evet, onun için endişeliyim.
Bir şeyi var, ama anlatmıyor, yani...
Jack, biz onların öğretmeniyiz, arkadaşı veya
terapisti değiliz. - Biliyorum. Biliyorum.
Ama biliyor musun?
O iyi bir çocuk.
Ne? O bakış ne?
Ne kadar önem versen de, bir sınır var.
Özellikle bugünlerde.
- Evet. - Biliyorsun, değil mi?
- Tabii ki. - Tamam.
Haklısın ve teşekkür ederim.
Seni seviyorum.
Tüh. Çantamı unuttum. Çok özür dilerim.
Özür dilerim. Hemen gelirim.
Git al. Annemi aramam lazım.
Tamam!
Clara! Hayır! Hayır!
Hayır!
Bırak beni!
Clara, ne oluyor? Ne oluyor?
Yapamam.
- Ne? - Yapamam.
Clara, lütfen anlat bana.
Müdür Gilroy'u arıyorum. Tamam mı?
- Hayır. Hayır! Lütfen! Hayır. - Yardım çağırmamız lazım.
Başka seçeneğim yok. Hey! Hey! Hey!
Hayır.
- Geçti Clara, lütfen. - Hayır.
Telefonumu ver. Yardım etmeye çalışıyorum.
Yardım edemezsin. Bana yardım edemezsin!
Bana bir şans verir misin?
Birine söylersen yine yaparım, yemin ederim.
İlk fırsatta yine yaparım
ve bana engel olamazsın.
Clara, ama neden?
Tek kurtuluşum bu.
Tamam. Bu Bayan Thoms. Dışarıda beni bekliyor.
Açmak zorundayım. Eğer açmazsam,
iki dakika sonra buraya gelir. - Lütfen. Lütfen ona söyleme.
Lütfen. Lütfen.
Tamam, tamam, söylemem. Ama açmam gerek, tamam mı?
Merhaba.
Çantanı bulmak için yardım ister misin?
Evet, yok, buldum. Özür dilerim.
Dustin'le konuşuyorum, biraz kötü durumda.
- Yine mi? - Evet.
İstersen sen beni beklemeden git, olur mu?
Ben bir araba bulur, yanına gelirim.
Herkese benden içki ısmarla.
- Tamam. - Seni seviyorum.
Ben de seni.
Clara. Lütfen. Biraz...
Anlat bana.
Lütfen.
Kimseye söylemedim.
Hamileyim.
Tamam.
Ve olmamam lazım. Olmaz. Annemler...
- Bak. Bak, bak. - Beni evlatlıktan reddederler,
ve kilisede rezil olmaktansa
beni reddederler. - Hayır.
Reddedilmek, ölmekten iyidir.
Bak, ben...
Durumumu anlamanı beklemiyorum,
ama annemler öğrenmemeli.
Tamam, peki ya seni hamile bırakan kişi?
Biliyor musun... - Tabii ki kim olduğunu biliyorum.
Tamam.
Ona da söyleyemem.
Biri sana zarar verdi mi?
Hayır. Öyle olmadı.
- Tamam. - Bu Richie'ydi.
Richie mi?
İki kere oldu.
Ne yapacak ki?
Shelly zaten benden nefret ediyor, ona söylemenin ne gereği var?
Şey, bak.
Biliyorum, pek öyle görünmüyor,
ama seçeneklerin var.
Evlatlık mı vereyim?
Yine de bebeği doğurmam gerekir,
o zaman da annemler öğrenir.
Evet, başka seçenekler de var.
Kürtaj diyorsun.
Buna karşı değil misin?
Ne düşündüğümün önemi yok.
İstediğin bu mu?
Yani...
Evet, ama Teksas'ta yasak,
Oklahoma'da da öyle.
Postayla sipariş edilen haplardan bulmayı denedim,
ama göndermeleri için bir adres lazım,
ve tabii onu veremem.
New Mexico'ya gitmenin ve parasını ödemenin
bir yolunu bulsam bile,
beni götürüp getirecek ehliyeti olan biri lazım
ve bunu kimseden isteyemem,
çünkü o zaman herkes öğrenir.
Aptal değilim, tamam mı?
Ama ne yapabilirim ki? Hamile olamam.
Olmaz. Olmaz.
Dinle. Dur, dinle. Beni dinle.
Bir çare buluruz, tamam mı?
Söz veriyorum.
Söz veriyorum.
Jack Fletcher öğrencilerine
sadece müfredatı öğretmekle tatmin olmazdı.
Onların kişisel hayatına da dahil olurdu.
Onlarla yakınlaşmak için
arkadaşları gibi davranırdı.
Bu ilişkilerin çoğu yakışıksızdı
ve yetkisini kötüye kullanıyordu.
Ama 16 yaşındaki Clara Palmer'la olan ilişkisi
daha bile ileri gitti.
Bay Fletcher tüm dünyaya kendini ilgili bir
eğitimci olarak göstermek istiyor.
Hevesli bir öğretmen.
Ama bu adam öyle değil.
Bu adam var ya?
Bu adam bir avcı.
Randevu al
Clara?
- Efendim? - Gelebilir miyim?
Evet.
Pardon canım. Rimelimi sen mi aldın?
Ben rimel sürmem.
Okul müsameren için ödünç almış
olabilirsin diye düşündüm. - Hayır, almadım.
Sen iyi misin? Beş dakika sonra yeni arabamı almaya gidiyoruz.
Oyun için birkaç kostüm dikip ikinci el mağazasına
gitmem gerekiyor. Bütün hafta sonumu alır.
Ama gelmen lazım, rengi sen seçtin.
Lütfen annene araba satıcısını etkilemek zorunda
olmadığını söyler misin? Zaten arabayı aldım.
Clara gelemem diyor.
Neden? Hadi ama, eğleniriz.
Gelemem. Üzgünüm.
No comments yet. Be the first to leave one.