Catch the Bullet

Catch the Bullet

Λήψη Turkish Υπότιτλων

Πληροφορίες έκδοσης

Catch the Bullet 2021 BDRip AAC2 0 x264-PiGNUS
Ένα Σχόλιο από sub.Trader

Ετικέτες

bdrip
bdr
x264
BDR
Δημοσιεύτηκε στις: 2021-09-23
Λήψεις: 41
Για Άτομα με Προβλήματα Ακοής: No

Προεπισκόπηση υποτίτλων Turkish

Οι πρώτες 200 γραμμές.

KURŞUN YAKALAMACA

Hangi salak ateş etti?

Nate.

MacMasters.

Ben de seni arıyordum Nate.

Butte'tan geçtim.

Meyhanede olacağından emindim.

Tahmin etmiştim zaten.

Sana içki ısmarlayacaktım.

Kaçırdığıma üzüldüm.

O yüzden yanımda getirdim.

En kalitelisinden.

Ne o Nate? Kaliteli içki sevmez misin?

Medicine Bow'un oralardasın sanıyordum.

Sen de oradaymışsın.

Evet, bir ay önce.

Ben de öyle duydum.

Meyhaneye gidelim mi? Ben sana içki ısmarlayayım.

Nate Mason,

seni üç kişiyi öldürmekten tutukluyorum.

Casper'da bir banka müdürünü ve banka güvenliğini,

Laramie'de Muavin Bill Clark'ı.

O bankaları soyma suçundan da tutuklusun.

Kahretsin şef. Onlarla kalsa iyi.

Suçlamalar bunlar.

Yapma.

Jesse, saltanatın bitti.

Eller yukarı.

Yavaşça dön.

Ani hareketler yapma.

Jesse James,

seni arandığın suçlardan ötürü tutukluyorum.

En son Hot Springs'te posta arabası soymuşsun.

Ama bu iş bitti.

Clearmont'a gelip

meşhur Britt MacMasters'a bulaşman

büyük bir hataydı.

Criminy, Albert. Kendi adını kullan, babamınkini değil.

-Ama baban ünlü. -Bana göre değil.

O olduğunu söylerken sana aynı gözle bakamam.

-Bu ne demek şimdi? -Ne diyorsam o demek!

Hiç şef olmak istemiyorsun. Görünüşe göre kanun kaçağı olmak da.

-Ne diyorsam o demek. -Öyle Chad.

Şef olmak istiyorsan ol. Umurumda değil.

Şef MacMasters olmak istemiyorum, dedim!

Ne halt etmeye onun gibi olmak isteyeyim?

Bana Şef Hansen falan de.

Eve girin çocuklar!

-Yemek soğuyor! -Peki dede.

Yine paçayı yırttın Jesse.

Hadi, çabuk.

Bu gidişle domuzlarla yiyeceksiniz!

O kulübeye yaklaşmamızın tek yolu

Nöbetçi Dağı'na tırmanmaktı.

Unutmayın,

yüksekliği 1.200 metre.

Ben kapıyı kırıp içeri daldım,

baban da tüfeğini pencereden içeri soktu.

Adamı fena yakaladık.

Teslim oldular mı?

Gelenin MacMasters kardeşler olduğunu anlayınca

kuzu kuzu geldiler!

Dur. Babam kapıyı kırdığımda

çeteden biri bana ateş etti, dedi. O da üçünü öbür dünyaya yollamış.

O başka bir kulübe olabilir.

O günlerde bir sürü kulübeyi basıyorduk.

Tuvalet molası. Hemen geliyorum.

Babası Sheridan'da bankadan kredi almaya çalışıyor.

Birkaç güne döner.

Senin babansa

oralarda bir yerde işini yapıyor.

Seçme şansı olsa burada seninle olurdu.

Onu görmeyeli üç ay oluyor dede.

Bu seni sevmediği anlamına gelmez.

Seni seviyor evlat. O yüzden işini yapıyor.

Sevgisini tuhaf bir biçimde gösteriyor.

Ağzından çıkanı kulağın duysun.

Biraz minnet göster.

Minnet mi? Beni yalnız bıraktığı için mi?

Bizi geçindiriyor. O...

Tepenin arkasından altı atlı geliyor.

Kim bunlar?

Görünüşe bakılırsa sağlam pabuç değiller.

Durun!

İyi akşamlar.

Evet.

Bizim çocuklarla bütün gün yoldaydık.

Dilimiz damağımıza yapıştı.

Önünüzde tonla su var!

Pek temiz görünmüyor.

Tüfeğini indirir misin beyim?

O şeyler tehlikeli, bilmiyor musun?

Verandada ölü bir moruk istemeyiz. Haksız mıyım?

Ne istiyorsunuz?

Birini arıyorum.

Kimsin?

Eski bir dost.

Burası Şef Britt MacMasters'ın çiftliği değil mi?

Onunla görüşmek istiyorum.

Biz o değiliz. Burada yok.

Arkadaşlarımla içeri göz atmamızın sakıncası yoktur herhâlde.

Eve giremezsiniz.

Jack.

Dede!

Dede, kendine gel!

Deh. Tırman.

İyiyim.

MacMasters!

Dede!

Şef MacMasters!

Evi arayın!

Silas, orta kapı. Willie.

Blade.

Babam evde değil. Olsa şimdiye ölmüştünüz!

MacMasters baban mı evlat?

Şu tesadüfe bakın hele.

Yok.

-Şansa bak. -MacMasters'ı ayağımıza getireceğiz.

-Baban nerede evlat? -Bilmiyorum.

Ne zamandır yok?

Çok uzun zamandır.

Albert, kaç!

Albert! Bir yere kıpırdama.

Senin soyadın da mı MacMasters?

Hayır efendim.

Güzel.

O ölecek evlat. Bizimle geliyorsun.

-York. -Şef.

Gelişini bir kilometre öteden duydum.

Kokunu da iki kilometre öteden aldım.

Nate Mason ve Giles kardeşler.

Nate mi? Yargıç sağ yakalanmasını emretti.

Nate'in haberi yoktu.

Sana bir şey vereceğim.

Al şef.

Bunu hak ettin.

Hepsini bir kerede mi temizledin?

Evet.

Onları gömmen lazım.

Gömerim ama bedavaya olmaz.

Her şeyin bir bedeli var.

Silahlarını alırım.

Atlarını da.

Bana göre hava hoş.

Şerife telgraf çek.

Yargıca haber yollasın.

Şef, böyle devam edersen celladın çocuğu açlıktan ölecek.

Jed, epeydir dinlenmedik.

Hadi! Hava kararmadan tepelere ulaşalım.

Buradan nereye gideceğimiz belli mi Jed?

Güneye, Sioux bölgesine.

Güneye mi?

Meksika iyi olurdu.

Tepelere epey yaklaştık,

on dakika mola versek bir şey olmaz.

Buraya gel.

Daha dayanıklı olursun sanmıştım.

Hiç bu kadar uzun yol yürümedim.

Baban eve dönüp sana göz kulak olsa

yürümene gerek kalmazdı.

Ama seni bunağın tekiyle bıraktı. Sen de kaçırıldın.

İşler planladığımız gibi gitse

baban ölür, sen de yetim kalırdın.

O planı daha hızlı uygulayalım.

Kalk.

Blade'e yetişelim.

-Britt. -Ne oluyor?

Baban.

Baba.

Merhaba Britt.

İyi görünmüyorsun baba.

Azıcık viski içsem bir şeyim kalmaz.

Ne oldu?

Beş altı kişilerdi.

Çabaladım ama...

Bayılmışım.

Chad?

Chad!

Chad?

O Chad değil Britt.

Albert Hansen.

Jack'in oğlu.

Chad nerede?

Bilmiyoruz. Bu sabah atla yola çıktım

çünkü Dex'in dün dükkândan sipariş alması lazımdı

ama oraya gitmemiş.

Starr gidip bakmamı istedi.

Onu yol tabelasının orada baygın buldum.

Kendimi toplayıp kasabaya inmeye çalıştım...

Ne zaman oldu?

Üç gün önce.

Chad'i aramadığımız yer kalmadı.

Ekip topladım, şu an onu arıyorlar. Onu bulacağız.

Burada her ne olduysa ondan kaçmış olsa şimdiye dönerdi.

Sheridan'a telgraf çekip vukuat var mı diye sordum.

-Jed Blake. -Evet.

Laramie yolunda posta arabası,

Casper'da banka soymuş. Onu tanıyor musun?

Onu beş yıl önce hapse attım.

-Evet. -Beş yıl daha yatacaktı.

Σχόλια

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left