Die ersten 200 Zeilen.
Bir zamanlar…
Bir zamanlar…
Bir zamanlar, çocuklar öldürülmeden önce…
Bir atımız vardı.
Gerçek bir at, bir yarış atı.
Safkan bir at.
Newbury yakınlarında.
Asla bir şey kazanmadı ama bizim tutkumuzdu.
Güney İngiltere'deki hipodromlarda…
…ün ve zafer umudumuz.
Fandango.
Çoğunlukla sadece bir addı, hiç görülmeyen…
…bakması pahalı ve eğitimli bir ad.
İnanılmaz bir haziran sabahı hariç.
Anlaşmaya göre kafasıyla vücudu annemle baba aitti…
…birer bacak da Dick'e, Freddy'ye ve bana aitti.
Ya dördüncü bacak?
Dördüncü bacak.
Mesele hep buydu Jane.
ANNELER GÜNÜ 30 MART 1924
Bunun için harika bir gün Jane.
Evet efendim.
Gerçekten çok güzel bir gün.
Sence de öyle değil mi, tatlım?
Aslında böyle olacağını…
…biri bize söylemiş olsaydı…
…piknik sepetini doldurabilirdik.
Eskiden yaptığımız gibi.
Nehrin kıyısında.
Piknik yapardık.
Öyle değil mi tatlım?
Mart ayındayız Godfrey.
Evet. Öyle gerçekten.
Biz öğle yemeği için Henley'ye gidelim, Jane, sen…
…Milly'yle tüm günü istediğiniz gibi…
…değerlendirin.
Teşekkürler efendim.
Düşünsene. İstediğinizi yapacaksınız.
Ve Hobday'ler ve Sheringham'lar…
…ve biz, Niven'lar toplanalım.
Suyun kenarında.
Çok güzel efendim.
Ya sen , Jane? Sen ne yapacaksın?
Günaydın. Beechwood Malikânesi.
Jane.
Sen misin?
Evet hanımefendi.
Kimdi o Jane?
Yanlış numara efendim.
Öyle mi? Pazar günü mü?
Hayret.
Peki Jane…
…gitmeden…
Al.
Çok naziksiniz efendim.
Güzel bir gün geçir Jane.
Teşekkürler.
İlk bisikleti istasyona herhâlde Milly götürecek.
Evet. Sonra da annesine gidecek.
Evet, tabii. Öyle.
Ya sen?
Müsaadenizle ben de dışarı çıkacağım.
İkinci bisikletle yani. Çok güzel bir gün demiştiniz ya.
Güzel bir gün. Evet, tabii.
Evet, öyle yaparsın diye düşünmüştüm. Tabii ki.
Tabii ki, istediğimi yapabilsem ben de öyle yapardım.
istek
İstersen bir kitap al Jane.
Çok naziksiniz efendim.
Bugün senin günün Jane.
Düşünsene.
Tüm vilayet emrine amade.
Teşekkürler efendim.
Bunun için harika bir gün. Harika bir gün.
O
Gitmekte özgürsün.
Anneme mi? "Özgürlük" buna denmez.
Bugün çok güzel bir gün Milly.
Tanrım, neşeli olmandan nefret ediyorum.
Bütün gün istediğimi yapabilirim.
İsteklerin mi?
Sana destek bile olurum. Yolun ilk bölümünde sana eşlik ederim.
Niye? Nereye gideceksin?
Hadi gel Milly!
Sence ben ne yapıyorum?
Treninin kalkmasına 20 dakika kaldı!
Tüm gün bir kitapla geçecek Milly.
Anneler Günü'nde annesiz olmak.
Çok lezzetli bir et pişirmiştir…
…ünlü patatesleriyle.
Tanrım. Bu sıcakta rozbif mi?
Bozulmuş bir şeyle üstüne titreyecek.
-Öyle olmayacak. -Öyle olacak.
Kocasızlıktan konuşup duracak.
Köydeki hoş delikanlıyla evlenen genç kız hakkında…
…milyonlarca hikâye anlatacak.
-Milyonlarca mı? -Savaşa rağmen…
…tek şansımı kaybettiğimden.
Bu, kocasız olmak için şahane bir mazeret.
Bunu ona sen anlat.
Sonra onun adını bir anmayagöreyim. Tanrı korusun.
Biliyor musun? Ondan bahsedersem…
…sevgilimin adını söylemeye cüret edersem…
Baksana, bir saniyeliğine dursak?
Çok güzel değil mi?
Sence birbirlerine gerçeği söylüyorlar mı?
Ne? Kim? Kim kime gerçeği söylüyor?
Bugünkü gerekli öğle yemeği için…
…toplananları düşünüyordum.
Niven'lar, Sheringham'lar, Hobday'ler.
Şu anda birbirlerine ne söylüyorlar ki?
Düğünü herhâlde.
Herhâlde.
Kaç gün kalmıştı?
On bir.
Sanırım.
Bir düğün olması güzel.
-Evet. -Biraz neşelenmek güzel.
Haklısın. Biraz neşe iyi gelir.
En azından birinin evlendiğini annene anlatabilirsin.
Evet, bu onu çok neşelendirir.
Sen annemi hiç gördün mü?
Bazen sanki görmüşüm gibi geliyor, evet Mill.
Ya da belki de trende bir tane bulursun. Koca demek istiyorum.
Kim bilir? Gezgin birini.
Uzun, esmer, yakışıklı.
Güçlü kollar.
Ne… Güçlü kollar hakkında sen ne biliyorsun?
Güçlü kollar niye bu kadar önemli?
Bekle beni. Benim kocamı bulacaksak… Bekle!
Kahretsin Jane!
-Acele et! -Yavaşla!
Saat on birde.
Arka yoldan değil Jane. Ön kapı.
Kapının arkasında bekliyordu.
Daha önce böyle buluşmamıştık.
Hayır hanımefendi.
Günaydın, Beechwood Malikânesi.
Jane? Sen misin?
Evet hanımefendi.
Kalabalık piknik yapmaya gidecek.
Yalnız olacağım. Saat 11.00'de.
Arka yoldan değil Jane. Ön kapı.
Çok üzgünüm hanımefendi ama yanlış numara.
Peki, onaylıyor musun?
Zavallı, lanet kalabalık.
Kalabalık
-Bu kimin fikriydi? -Ne?
Annenle babana "kalabalık" demek?
Bilmem.
Dick ya da Freddy'nin, sonra da öyle kaldı.
Senin adın niye Jane Fairchild?
-Bu güzel bir isim. -Doğru, öyle.
Yetimhanede çok Jane vardı.
Kimse merdivenlere…
…Scarlet ya da Laetitia bırakmamış.
Jane'ler, Fairchild'lar, Goodchild'lar, Goodbody'ler.
Sanırım bize elle tutulur ve iyi bir şey vermek…
…istediler.
Bence Jane Fairchild ismi sana çok yakışıyor.
Teşekkürler.
Annemin kıymetli orkideleri.
Bu kasvetli ortam içinde o bile…
…biraz ışığın önemini anladı.
Burada olmamızın sebebi önemsiz çiçeklere bakmak değil Jane.
Onun zamanı da değil.
Bu taraftan.
SAVAŞ. ZAFERİN BEDELİ.
ÜÇ MİLYONDAN FAZLA YARALI İNGİLİZ: 650.000 ÖLDÜRÜLDÜ.
-Affedersiniz. -Pardon.
Sen Beechwood'daki yeni kızsın.
Ben Upleigh'deyim.
Sheringham'larda.
Ben Jane.
Ethel.
Bay Sheringham.
Merhaba.
Arkadaşın kimmiş?
Jane, efendim. Beechwood'daki yeni kız.
Merhaba.
Niven'lara mı bakıyorsun?
Evet efendim.
Niven'lar çok iyi dostlarımdır.
Seni çok göreceğime eminim.
Evet efendim.
Memnun oldum Jane.
Günün güzel geçsin.
Sizin de efendim.
O iyilerdendir.
-Hep öyledir. -Nasıl?
Cana yakın.
Eminim öyledir.
Hoşça kal.
Memnun oldum.
Orası.
Güzel.
Evet.
-Ne yapıyorsun? -Orada dur.
-Kıpırdama. -Niye? Ne yapıyorsun?
Ders çalışıyorum.
No comments yet. Be the first to leave one.