Die ersten 200 Zeilen.
DİLEK
Bir zamanlar, bir dileğin
her şeyden önemli olduğuna inanan genç bir adam varmış.
Herhangi bir dilek değil tabii ki.
Kalbinizi harekete geçiren türden bir dilek.
Sizi siz yapan bir dilek.
Ama o, bu dileğin gerçekleşmesinin
ne kadar imkânsız olabileceğini de anladı.
Hayallerin ne kadar kolaylıkla yıkılabileceğini anladı.
Böylelikle, bu konuda bir şeyler yapmak için yola çıktı.
Hiç yorulmadan dünyanın sihrini öğrendi
ve güçlü bir sihirbaz oldu.
Ona verilen her dileği her türlü kötülükten koruyabiliyordu,
hatta iyiler ve layık kişiler için bu dilekleri yerine getiriyordu.
Bu sihirbaz, dünya onun yeteneklerini istiyor mu bilmiyordu.
Ama o ve sadık karısı, Akdeniz'in derinliklerinde
en mükemmel adayı buldular.
Orada daha önce eşi benzeri görülmemiş bir krallık inşa ettiler.
Kim, hangi aileden veya nereden geliyorsa gelsin, burada yeri vardı.
Bu tekne daha hızlı gidebilir mi?
Bu yüzden insanlar gelip
uzaklardan buraya taşındılar.
Onun koruması için dileklerini sundular
ve dileklerinin bir gün gerçekleşmesi umuduyla yaşadılar.
Buna en çok layık olan kişiyi
herkes biliyor.
Büyükbabam.
Çok sevgi dolu
ve yakışıklı...
Hem de bugün 100 yaşına basan bir adam kendisi.
Bu kadar mı?
Şimdi mi konuşmayı kesiyorsun?
Valentino konuşmayı hiç bırakmaz.
Keşke seni anlayabilseydik.
Kral bugün dilek töreni düzenleyecek!
İşte bu!
Senin doğum gününde Kral'ın dilek töreni düzenlemesi
tesadüf olamaz.
Tahtaya vuralım da nazar değmesin.
Bu gece senin gecen Saba.
Hissedebiliyorum.
Asha, pasta yapalım.
Olmaz.
Ama pastayı severim.
Yani, yapamam.
Bir tur düzenleyeceğim ve sonra...
Yardıma gideceğim. Dahlia'ya yardıma gideceğim.
Evet. Yani...
-Neden böyle söyledin? -Nasıl yani?
Ne işler çeviriyorsun sen?
Bir şeyler çevirdiğimi nereden çıkardın?
Çünkü senin duraklamalarını biliyorum.
Olgunlaşıyorum.
Duraklamalarım değişiyor.
Asha!
Şimdi konuşamam, geç kalacağım.
Dilek töreninde görüşürüz.
Asla kaçırmam.
Bu konuda iyi hislerim var!
Ben geldim!
Ben geldim! Ben geldim!
Bir saniye.
Nefesimi toplayayım.
Hola, şalom, selam.
Herkes hazır mı?
Rosas şehrine Hoş geldiniz siz
Harika buluşlar sergilenir burada
Bir başka yer yok sürprizlerle dolu
Düşler ve gerçekler burada yan yana
Dans edersin böyle
Saçların yerlerde sürünür
Eğlence için
Gelmişsin sen en doğru yere
Burada, Rosas adlı şehirde
Dilekleriniz gerçekleşebilir
Sorgusuz ve sualsiz
Burada, Rosas adlı şehirde
İmkânsız burada mutsuz olmak
Keşfedecek birçok şey var
Bir ev bana, sana
Hepimize
Bu Rosas şehrinde
Bir kral varmış, adı da Magnifico
Rosas şehrini kurmuş buraya
Işıklar saçan gözleri varmış
Yo, yo, yo, uyduruyorum işte.
Hem de çok güçlüymüş
Bizler gibi
Pek ilginç
Öpmek isterim elini
Yok canım!
Bir vınlama
İşte dileğin, hem de bir anda
Söyledim mi? On sekiz yaşında
Sunmalısınız dileğinizi ona
O tüm dilekleri saklar bir yerde
Bahşeder bir dilek her ay bir kişiye
Sen olabilirsin bir gün
Veya Saba Sabino'm Uuu, bekleyemiyorum!
Acır mı?
Ağlatır mı?
Olmazsa da üzülmezsiniz öyle, bence
Burada, Rosas adlı şehirde
Dilekleriniz gerçekleşebilir
Sorgusuz ve sualsiz
Burada, Rosas adlı şehirde
İmkânsız burada mutsuz olmak Keşfedecek birçok şey var
Bir ev bana, sana
Hepimize
Rosas adlı şehirde
Dileğimi vereceğim.
Dileğini verince unutuyor musun?
Pişman olmadan unutuyorsun.
Kral'la tanışmak istiyorum.
Şanslısın. Bu gece bir dilek töreni var.
Kalıp izleyebilirsin.
-Yemeğe bayılırım! -Keyfini çıkarın.
İnanılmaz bu!
-Burada yaşamak istiyorum. -Ben de.
-Buradan asla gitmeyeceğim. -Bu çok lezzetli!
Bana yardım et!
En yakın arkadaşım ve mantığın vücut bulmuş hâlisin sen.
Görüşmem bir saat içinde
ve o kadar endişeliyim ki patlamak üzereyim.
Görüşme mi? Ne görüşmesi?
Dahlia!
Kadifemsi ve tatlı kralımızla olan görüşmenden mi bahsediyorsun?
Lütfen öyle söyleme.
Yakın arkadaşım, Kral'ın çırağı olacak.
Ünlü olacağım.
Nasıl konuşulacağını unuttum.
Kelimelerim tükendi.
Ağzım sarkıyor mu? Sanki sarkıyor gibi hissediyorum.
Çabuk, bana bir iş görüşmesi sorusu sor.
Peki. Asha, zayıf yönlerin nelerdir?
Zayıf yönlerim mi?
Endişelenince mantığım yok oluyor.
Hayır.
Fazla değer veriyorsun.
Öyle mi? Ama bu bir zayıf yön mü?
Bu yüzden mükemmel işte.
Rica ederim.
Rahatla biraz.
Etrafın arkadaşlarla çevrili.
Kurabiye?
-Kurabiye. -Kurabiyeye bayılırım.
-Önce ben. -Dikkat et.
-Çekil yolumdan! -Evet, evet, evet.
Kurabiye.
Kurabiyeleri bana ver.
-Çekil oradan! -Yavaş ol.
-Kenara çekil. Tamam. -Kurabiyeye bayılırım.
-Safi, onlar limonlu. -Olamaz.
Evet.
Hayat çok adaletsiz.
Benimkini al.
Bazeema, sen nereden geldin?
Selam.
Benimkini de al. Ben yiyemem.
Tabii ya. Kral'la görüşmen vardı.
Beni dinle.
Endişelenme. Başarısız olduğunda yanında olacağız.
Gabo.
İşte kurabiye.
Safi onların üzerine hapşırdı.
Teşekkürler.
İğrenç.
Neyse.
Sistemi kandırmaya çalıştığın için seni suçlamıyorum tabii.
Ne? Hiç kimseyi kandırmıyorum ben.
Hadi ama!
Herkes bunu bilir.
Kral'ın çırağının ve genelde onun ailesinin de
dilekleri gerçek olur.
Her zaman değil.
Her zaman olabilir.
Saba'n bugün 100 yaşına bastı ve hâlâ bekliyor muydu o?
Boş ver onu.
Ayrıca sen de 18 yaşına basıyorsun.
Doğum günün kutlu olsun.
Birkaç ay sonra.
Bugün değil.
Kral'a dileğini verdiğinde,
Simon gibi olmak istemezsin, değil mi?
Simon'ın nesi varmış?
Bilmem.
Artık biraz sıkıcısın.
Alınmak yok.
Sıkıcı mıyım artık?
Hepiniz öyle mi düşünüyorsunuz?
-Hapşu! -Hayır, sıkıcı değil. Sadece...
Daha sakinsin.
Simon, merak etme. Sen hâlâ sensin
ve çok yakında dileğin gerçekleşecek.
Hâlâ bekleyen zavallı Saba'nın aksine...
Kraliçe.
-Majesteleri. -Kraliçe Amaya.
Aman Tanrım.
Asha, Kral seni bekliyor.
Şimdi mi? Geç mi kaldım? Ben sanıyordum ki...
No comments yet. Be the first to leave one.