Psycho

Psycho

Download Turkish undertekster

Udgivelsesinfo

Psycho 1960 BRRip XviD AC3-CaLLiOpeD
En kommentar af xAndreix
Uploaded by Andrei for ShareTheFiles.com

Tags

brrip
XviD
AC3
Udgivet den: 2011-01-18
Downloads: 137
Hørehæmmede: Yes

Forhåndsvisning af Turkish undertekster

De første 200 linjer.

...

Cuma, 11 Aralık

14:43

Öğle yemeğini yiyemedin, değil mi?

Dönsem iyi olur. Uzun öğle molaları patronumun mide asidini azdırıyor.

Arayıp öğleden sonra izin yapacağını söylesene.

Zaten bugün Cuma ve çok sıcak.

Bu boş zamanda ne yapacağım? Seni havaalanına mı geçireceğim?

Burada biraz daha uzun süre takılabilirsin.

Otelden çıkış saati üç.

Bunun gibi oteller ne zaman geldiğine değil

vaktinin ne zaman dolduğuna bakar...

Sam, seninle burada olmaktan nefret ediyorum.

Bazı evli çiftler kasten ucuz otellerde kalır.

Evliyken pekçok şeyi kasten yapabilirsin.

Evlenmiş bir kız gibi konuşuyorsun.

- Bu son kez. - Ya? Neyin peki?

Bunun.

Gizli kalması için seninle gizli buluşmaların.

İş gezilerinde buraya gelişlerinin

ve öğlen molalarında buluşmalarımızın.

Keşke hiç gelmesen.

Tamam. Başka ne yapalım? Ateşli aşk mektupları mı yazalım?

Gitmeliyim.

- Haftaya gelebilirim. - Hayır.

Seni görmeye bile mi? Öğlen yemeği? Herkesin ortasında.

Görüşebiliriz. Akşam yemeği bile yeriz.

Ama saygın bir şekilde.

Evimde, şöminenin üzerinde annemin resmi varken,

ve kızkardeşim üç kişilik biftek hazırlamama yardım ederken.

Sonra kızkardeşini sinemaya yollayıp annenin resmini ters mi çevireceğiz?

Pekala.

Marion, seni her fırsatta görmek istiyorum.

Ayrıca her koşulda, hatta saygın durumlarda bile.

Saygınlık kelimesini bile saygısızca söylüyorsun.

Hayır, hepsine kabul.

Bunun için sabır, ılımlılık ve beklemek gerekir.

Onun dışında her şey çabaya bağlıdır.

Seni bu kadar rahat görebilecek ve dokunabileceksem bence fark etmez.

Olmayan insanlar için çabalamaktan bıktım.

Ölü babamın borçlarını kapatmak için uğraşıyorum.

Dünyanın öbür yanındaki eski karımın nafakası için uğraşıyorum.

Ben de para ödüyorum.

Otel odalarında buluşanlar da para ödüyor.

Birkaç yıl sonra borçlarım kapanacak.

Yeniden evlenirse nafaka kesilecek.

- Ben bir kez bile evlenmedim. - Evlensen harika bir eş olurdun.

Sam, evlenelim.

Evet. Benimle Fairvale'de bir mağaza deposunda mı yaşayacaksın?

Bolca güleriz.

Bak ne diyeceğim, ben nafakayı yollarken sen pulları yalarsın.

Pulları yalarım.

Bunu bitirip, dışarıya çıkıp müsait birini bulacak mısın?

Düşünüyorum.

Böyle bir şeyi nasıl aklından geçirirsin?

- Uçağını kaçırma. - Birlikte gidebiliriz.

Geç kaldım ve ayakkabılarını giymelisin.

Bay Lowery yemekten döndü mü?

Harris Caddesi'ndeki emlağı alacak adamla birlikte.

- Başın mı ağrıyor? - Geçer.

Başağrısı önemli kararlar gibidir, acısı dindiğinde unutulur.

Aspirinin var mı? Bende bu var, aspirin değil.

Doktorum bana bunları nikah günümde verdi.

Teddy sakinleştirici aldığım için öfkelenmişti.

- Arayan var mı? - Teddy beni aradı.

Annem, Teddy aradı mı diye aradı.

Kızkardeşin Tucson'a gideceğini ve tüm haftasonu

kalacağını söylemek için aradı...

Vay canına. Taze süt kadar sıcak.

Siz kızlar patronunuza havalandırma aldırmalısınız.

Bugün parası var.

Marion, Bay Cassidy için o tapunun fotokopisini çıkar.

Yarın satış bitiyor, küçük şeker kız.

Siz değil. Kızım.

Bir bebek.

Yarın orada duracak ve evlenip beni bırakacak.

Bebeğime bir bakmanı istiyorum.

18 yaşında

ve bunca yıl hiç mutsuz bir günü olmadı.

Gelin. Büromda havalandırma var.

Mutsuzluğu ne yaptığımı biliyor musunuz?

Parayla unuttururum.

Mutsuz musunuz?

Pek değil.

Bu evi bebeğime düğün hediyesi olarak alıyorum.

40.000 dolar nakit.

Bu mutluluğu satın almak değil, sadece mutsuzluğu kapatmak.

Kaybetmeyi göze alabileceğimden fazlasını taşımam.

- Sayın! - İnanmıyorum.

Beyan etmiyorum, böylece bende kalıyor.

Tom, bu kadar büyük bir nakit işlemi çok sıradışı.

Ne olmuş? Bu şahsi param. Artık senin.

Kasaya koyalım, Pazartesi sabahı kendini iyi hissettiğinde...

İyi hissetmekten söz etmişken, masandaki şişe nerede?

Biliyor musunuz, bazen ağzımı sıkı tutabiliyorum.

Lowery, susuzluktan ölüyorum.

Büroda kalmasını bile istemiyorum.

Bunu kasaya koy, Pazartesi bunun yerine bir çek alırız.

Seninle flört ediyordu. Alyansımı fark etmiş olmalı.

Gir.

Fotokopiler.

Bankadan sonra eve gitmek istiyorum, biraz...

Hemen eve git.

Ben ve patronun biraz içeceğiz, öyle değil mi?

- Elbette. Hasta mısın? - Sadece başım ağrıyor.

Size dünyanın oyun parkı Las Vegas'ta bir haftasonu lazım.

Haftasonunu yatakta geçireceğim. Teşekkürler.

Hapları almayacak mısın?

Mutsuzluk haplarla unutulmaz.

Parayı bankaya koyar, sonra eve gidip üzerine bir uyku çekerim.

Bu da... Ne işin var burada?

Tabii ki seni gördüğüme sevindim. Hep sevinirim.

Ne var, Marion?

Durun bakalım.

Çok aceleniz var.

Evet, bu kadar uyumak istememiştim.

Uykusuzluktan neredeyse kaza yapıyordum, ben de kenara çektim.

Tüm gece burada mı uyudunuz?

Dediğim gibi, gözlerimi açık tutamıyordum.

Bölgede pekçok motel var, onlardan birine...

Güvenliğiniz için.

Tüm gece uyumak istememiştim. Sadece kenara çektim.

Yasa mı çiğnedim?

- Hayır, hanımefendi. - Gidebilir miyim yani?

Bir sorun mu var?

Tabii ki yok. Bir sorun varmış gibi mi davranıyorum?

Açıkçası evet.

Lütfen, gitmek istiyorum.

- Var mı? - Ne var mı?

Bir sorun yok dedim,

sadece acelem var ve beni oyalıyorsunuz.

Bir dakika. Motoru kapatın lütfen.

Ehliyetinizi görebilir miyim?

- Niye? - Lütfen.

Arizona Grand Canyon Eyaleti

Gorman için Sağ Şerit

İkinci el Arabalar

Hemen geliyorum!

Kaliforniya

Kaliforniya

- Hiç bela çekemem şimdi. - Ne?

Eski bir laf vardır - "İlk müşteri her zaman en belalısıdır"

ama size iyi davranacağım, böylece sizin hiçbir...

Arabamı takas edebilir miyim?

Aklınızdan geçeni yapın. Kadınsınız, yaparsınız zaten. Bu sizinki mi?

Evet. Hiçbir sorunu yok ama sadece...

Görüntüsünden bıktınız.

Gözünüze çarpan bir şey var mı bakın,

ben de sizinkine bir göz attırayım.

- Kahve alır mısınız? - Teşekkürler. Acelem var.

İnsanlar kullanılmış araba alırken asla acele etmemeli.

Tartışılmayacak kadar güzel bir gün, arabanızı garaja yollatıyorum.

Ben olsam bunu seçerdim.

- Ne kadar? - Sokakta bir tur atın.

İyi görünüyor. Arabamın üstüne ne kadar koymam gerekir?

Düşünmek için bir buçuk gün istemiyor musunuz?

Aceleniz var. Peşinizde biri mi var?

Tabii ki hayır. Lütfen.

İlk kez bir müşteri, satıcıya baskı yapıyor.

Kabaca...

sizin arabanız artı 700 dolar.

- 700 mü? - Pazarlık yapmaya hep vakit vardır.

Tamam.

Arabanın size ait olduğunu kanıtlayabilir misiniz?

Eyalet dışı plaka falan. Ruhsat yanınızda mı?

Gerekli belgeler yanımda. Bayanlar tuvaleti var mı?

Binada.

Şu tarafta.

Bence deneme sürüşü yapsanız iyi olur.

Sonra hakkımda kötü konuşulsun istemem.

Yapmasam daha iyi. Bu işi bitiremez miyiz?

Size karşı dürüst olacağım.

- Size güveniyorum ama... - Ama ne?

Bir karar alıp acele etmenin neresi yanlış?

- Arabamı çaldım mı sanıyorsunuz? - Hayır, hanımefendi.

Pekala, içeri girelim.

Buraya koyun lütfen.

Teşekkürler.

Memur bey, ilk kez bir müşteri bir satıcıyı sıkıştırdı.

Peşinde biri mi var?

Şu belgelere bir baksam iyi olur Charlie.

Sence suçluya benziyor mu?

Öyle davranıyor.

Tek tuhaflık bana nakit 700 dolar vermesiydi.

Evet Bay Lowery?

Caroline, Marion hala gelmedi mi?

Hayır ama Pazartesi sabahları hep biraz gecikir.

Geldiği zaman beni ara.

Kızkardeşini ara. Evde kimse cevap vermiyor.

Kızkardeşini işyerinden aradım - Music Makers müzik mağazası -

ve o da Marion'un nerede olduğunu bilmiyor.

Çabuk evine git, belki telefona bakacak durumda değildir.

Kızkardeşi bakacak, o da bizim kadar endişeli.

En ufak bir fikrim bile yok.

Kızkardeşinizi en son Cuma ayrılırken gördüm.

Kendini iyi hissetmiyordu ve erken çıkmak istedi.

Onu en son o zaman... Bir dakika.

Onu sonradan gördüğümde arabasıyla...

Sanırım büroma gelseniz iyi olacak, çabuk.

Caroline, bana Bay Cassidy'yi bağla.

More Turkish subtitles for Psycho

Kommentarer

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left