The Shining

The Shining

Download Turkish undertekster

Udgivelsesinfo

The Shining 1980 Remastered 720p BluRay HEVC x265 RMTeam
The Shining 1980 Remastered 1080p BluRay HEVC x265 RMTeam
The Shining 1980 REMASTERED 720p/1080p BluRay X264-AMIABLE
The Shining 1980 REMASTERED 480p/720p/1080p BluRay X264-RARBG
The Shining 1980 Remastered 480p BDRip x264 RMTeam
En kommentar af hymaster
Eksiksiz, 0 Türkçe, 0 eş zamanlılık, UTF8 biçimli güncel çeviri. Çeviri itina ile yapıldı. Filmi tüm detaylarıyla birlikte tam olarak anlamanızı sağlayacak şekilde hazırlandı. Eksik satırlar eklendi. Zaman eşlemesi tam uyumlu hâle getirildi. Neredeyse k

Tags

BluRay
1080
x265
HEVC
x264
720p
720
Udgivet den: 2021-07-24
Downloads: 413
Hørehæmmede: No

Forhåndsvisning af Turkish undertekster

De første 200 linjer.

Dikkat! Filmde ve alt yazıda argo ve küfürlü ifadeler mevcuttur.

STANLEY KUBRICK FİLMİ

~ CİNNET ~

STEPHEN KING'İN ROMANINDAN UYARLANMIŞTIR

Çeviri: hymaster

MÜLAKAT

Merhaba. Bay Ullman ile iş görüşmem vardı da...

Benim adım Jack Torrance.

Soldan ilk oda kendisine ait.

Teşekkür ederim.

GENEL MÜDÜRLÜK

– Bay Ullman? – Buyurun?

– Ben Jack Torrance. – Ha, güzel!

İçeri buyursana Jack.

– Tanıştığımıza çok memnun oldum. – Memnun oldum Bay Ullman.

– Bu benim kâtibim Susie. – Merhaba.

– Susie, nasıl gidiyor? – Burayı bulması zor oldu mu?

Zor olmadı; buraya üç buçuk saatte ulaştım.

Vay, çok çabuk gelmişsin!

Lütfen, otur şöyle.

Jack, evindeymiş gibi, rahatına bak.

Kahve içer misin?

Siz de içerseniz sakıncası olmaz, teşekkürler.

– Susie? – Tabii.

Ha, Bill Watson'a da söyle, o da gelsin.

Olur, söylerim.

Anne?

Söyle.

Sen şimdi cidden kış boyunca o otelde mi kalmak istiyorsun?

Tabii, istiyorum.

Çok eğleneceğiz.

Evet, ben de öyle düşünüyorum.

Nasıl olsa buralarda oynayacak kimsem de yok.

Evet, biliyorum.

Arkadaş edinmek zaman alır.

Evet, ben de öyle düşünüyorum.

Tony ne istiyor?

Bahse varım oteli görmeye can atıyordur.

Hayır, hiç istemiyorum Bayan Torrance.

Yapma Tony, şapşallık etme!

Oraya gitmek istemiyorum Bayan Torrence.

Ne demek "gitmek istemiyorum"?

İstemiyorum işte.

İyi o zaman, bekleyip göreceğiz.

Hepimiz çok da güzel eğleneceğiz.

Bill, seni Jack Torrance ile tanıştırayım.

Nasıl gidiyor, Bill, nasıl?

– Memnun oldum. – Ben de memnun oldum.

Çök Bill. Aramıza katıl.

Bu kış Overlook'un bekçiliğini Jack üstlenecek.

Konuşmamızın hemen ardından ona oteli gezdirirsin.

Olur.

Jack okul öğretmenidir.

Eskiden okul öğretmeniydim.

Şimdi hangi işle uğraşıyorsunuz?

Yazarlık yapıyorum.

Öğretmenlik daha çok kıt kanaat geçinmenin yoluydu.

Senin açından köklü değişiklik olmuştur.

Eh, zaten ben de değişiklik arıyordum.

Denver'daki arkadaşlar Jack'i ısrarla önermişti.

Ben de bu seferlik onlara kulak verdim.

Evet, nerede kalmıştık?..

Tam diyordum ki...

sezonumuz 15 Mayıs'ta başlar, 30 Ekim'de biter,

bir sonraki Mayıs ayına kadar tamamen kapalı kalırız.

Sakıncası yoksa neden kapattığınızı sorabilir miyim?..

Bana kalsa burayı şahane bir kayak merkezi yapardım.

Tabii, olabilirdi. Ama mesele maliyeti.

Sidewinder'a giden yolu açık tutmak çok külfetli bir iştir.

40 km'lik dağ yolu.

Kışın kar yüksekliği 6 metreyi buluyor.

Yolu sürekli açık tutmaya çalışarak kâr etmenin imkânı yok.

1907'de inşa edildiği günlerde

kış sporlarına olan ilgi hayli düşüktü.

O zamanlar bu arazi huzurlu, doğal güzellik olması sebebiyle tercih edilmişti.

Burada o güzelliklerden bolca olduğu belli.

Haklısın.

Denver'daki arkadaşlar işin kapsamı hakkında

sana bilgi verdiler mi?

Sadece yüzeysel olarak.

Eh.

Burada kış mevsimleri çok çetin geçer.

Bu sorunun çözümü, hasar maliyetiyle yıpranma payını

asgari düzeyde tutma anlayışına dayanıyor.

Bu da asgari düzeyde kaloriferi çalıştırmaktan,

günde bir kez otelin farklı yerlerindeki ısı devir daimini yaptırmaktan,

arızayı çıktığı an tamir etmekten ibarettir ki

araç gereçlerin de kaytaracak dayanakları olmasın.

Bana uyar gibi.

Beden gücü açısından yorucu bir iş değil.

Ancak asıl sorun, kış boyunca burada kalmanızın

sizi tamamen dış dünyadan soyutlayacak olması.

Güzel, benim de tam aradığım fırsat.

Yeni yazımın taslağını oluşturuyorum da...

beş aylık huzur ortamı, tam benim istediğim şey.

Bunu belirttiğin çok iyi oldu Jack.

Çünkü...

bazı insanların...

ıssız kalıp...

dünyadan soyutlanması...

başlı başına sorun hâline gelebiliyor.

Bana sökmez.

Peki, ya oğlunla eşin, alışırlar mı dersin?

Bayılacaklar.

Çok iyi.

Öyleyse...

Seni...

Bill'e teslim etmeden önce...

sana anlatmam gereken... bence...

bir mesele daha var.

Dokunaklı konuşmayı sevmem ama bazı insanlara iş verirken

yeniden düşünme fırsatı vermek icap eder.

İçime kurt düştü.

Denver'da sana anlattıklarını sanmam, yani bizim

1970 yılının kışında yaşadığımız o acıklı hadiseyi.

Anlattıklarını sanmıyorum.

Eh, madem öyle...

Benden önceki genel müdür

Charles Grady adında birini kış bekçisi olarak işe almış.

Buraya 8, 10 yaşlarındaki iki kızı ve karısıyla birlikte gelmiş.

Sicili temiz, referansı da sağlammış.

Ayrıca bana anlatılanlara göre

gayet aklı başında, düzgün biriymiş.

Ama bir sebepten ötürü, kışın ortasında

ciddi boyutta ruhsal çöküntü yaşamış olmalı ki

önce kayışı koparmış, sonra da...

kendi ailesini baltayla doğramış.

Parçalarını batı kanadındaki bir odaya düzgünce istifledikten sonra

av tüfeğinin çifte namlusunu kendi ağzına dayamış.

Polisin...

düşüncesine gelince, halk diliyle kulübe hummasına tutulmuş.

Yani uzun süre boyunca aynı yerde kalınca ortaya çıkan,

kapalı alan korkusunun etkisiyle de gelişebilen bir çeşit rahatsızlık.

Vay!

Bence bu...

sağlam hikâyeymiş.

Evet, öyledir.

Burada böyle bir olayın yaşandığına inanmak gerçekten çok güç.

Ama... yaşandı.

Ayrıca...

bu konuyu sana açmış olmamı umarım takdir edersin.

Kesinlikle ediyorum, hatta...

Denver'daki adamlarınızın konuyu anlatmayı

neden size bıraktıklarını da anlıyorum.

Açıkçası, insanları sırf böyle bir olay yaşandı diye

burada kalmalarına engel olanlar çıkabiliyor.

İçiniz rahat olsun Bay Ullman.

Benim başıma öyle şeyler gelmez.

Ayrıca...

olaya karım açısından bakacak olursak...

bunları anlattığımda büyüsüne kapılacağından adım gibi eminim.

Kendisi...

yaşanmış hayalet hikâyeleri ile korku filmlerinin hastasıdır.

Tony.

Sence babam o işe girebilecek mi dersin?

Çoktan girdi bile.

Birazdan telefon edip annene haber verecek.

Alo?

– Selam bebeğim. – Selam can, nasıl gitti?

Harikaydı. Bak...

oteldeyim ve daha bir yığın işim var.

Saat 9-10'dan önce eve dönebileceğimi sanmıyorum.

Demek işe girdin?

Öyle. Burası çok güzel bir mekân.

Danny ile ikiniz bayılacaksınız.

Tony, neden o otele gitmek istemiyorsun?

Bilmiyorum.

Bal gibi biliyorsun işte, lütfen, göster bana.

Göstermek istemiyorum.

N'olur?

Olmaz.

Derhâl Tony, göster!

Şimdi gözlerini sabit tut ki görebileyim.

Bu iyi. Ötekine de bakayım.

Aferin küçük.

Söyle bakalım Danny...

Dişlerini fırçaladığın sırada

burnuna değişik bir koku geldiğini hatırlıyor musun?

Yoksa parıltı mıydı, aniden çakan ya da başka tuhaf bir şeyler mi gördün?

Hayır.

Dişlerini ne zaman fırçaladığını hatırlıyor musun?

Evet.

Dişlerini fırçaladıktan sonraki hatırladığın ilk şey ne oldu?

Annem bana "uyan, uyan, uyan Danny, uyan!" diyordu.

Peki, Danny.

Dişlerini fırçalamaya başlamadan hemen önce ne yaptığını hatırlıyor musun?

Tony ile konuşuyorduk.

"Tony" senin evcil hayvanın mı?

Hayır, ağzımda yaşayan küçük oğlan.

Tony onun hayalî arkadaşı.

Ağzını açtığın zaman Tony'yi görebilir miyim?

Hayır.

Neden göremem?

Çünkü saklanır.

Nereye gider?

Mideme.

Bu Tony bazen sana bir şeyler yaptırmak istiyor mu?

Artık Tony'yi konuşmak istemiyorum.

Pekâlâ.

Sorun değil.

More Turkish subtitles for The Shining

Kommentarer

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left