De første 200 linjer.
Bir tane daha alabilir miyim?
Bir kahve daha alabilir miyim, lütfen?
Nereye gidiyorsun?
Bakar mısınız?
Kaltak!
Merhaba?
Merhaba?
Kimse yok mu?
Dur. Dur!
Merhaba?
Bu da ne böyle?
Dean. Dean!
Burada uyumaya devam edersen seni dışarı atacaklarını söylemiştim.
Üzgünüm.
Bir daha olmayacak. Tamam mı?
Tamam.
- Nancy. - Selam Kris, istediğin masaya oturabilirsin.
Aslında ben Dean için gelmiştim.
Şurada oturuyor.
Teşekkürler.
Neden böyle berbat bir halde...
Üç gündür uyumamış gibi berbat mı?
Dean, neler oluyor?
Bundan sonra ne yapacaksın?
Ashley ile konuşmaya giderim belki.
Bak. Senin kız geliyor.
- Selam. - Selam.
Başka bir isteğiniz var mı?
Sağ ol, işimizi bitirdik. Hesabı alalım.
Söylemek istediğin başka bir şey yok mu, Quentin?
Çok ibnesin.
Kris ve Dean ne yapıyorlar?
Tamam.
Hadi.
Hadi gidelim.
Ne oldu öyle?
Jesse, Kris ondan ayrıldığı için biraz sinirli.
Birlikte olduklarını bile bilmiyordum.
Sanırım üstü bana kalıyor.
Evet, bak...
Bizimkiler yaptığı densizlik için özür dilerim.
Alışığım böyle şeylere.
Bütün hafta sonu burada çalışmaktan yorulmuyor musun?
Her hafta sonu buraya gelmekten hiç yoruldun mu?
Quentin, geliyor musun, gelmiyor musun?
Özür dilerim.
Üstü kalsın.
- Görüşürüz. - Görüşürüz.
Dinle, belki de bir uzmanla görüşmelisin.
Görüştüm.
Sorunlarımın geçmişimden kaynaklandığını söylüyor.
Çocukluğuma inmeye başladık...
...ve işler o zaman başladı.
Ne başladı?
Bu kabuslar.
Kabuslar mı?
Ne yani, uyuyamıyor musun?
Uyuyabiliyorum.
Ama uyumak istemiyorum.
Pekala Dean, beni dinle.
Onlar sadece rüya.
Gerçek değiller.
Bu rüyalar...
...gerçek.
Değiller.
Gerçekler.
Özür dilerim.
Hayır, hayır, önemli değil.
Gidip üzerimi temizleyeyim. Sorun değil.
Önemli değil.
Sen gerçek değilsin.
Gerçek değilsin.
Şu an gerçeğim.
Dean, ne yapıyorsun?
- Gerçek değilsin! - Dean, kes şunu lütfen.
Dean, yapma!
Dean!
Elm Sokağında Kabus Çeviri: batigol-7
Bir trajedi bizi derinden sarsabilir...
...fakat aynı zamanda kederimizi paylaşmak için bizi bir araya da getirir.
Bugün, burada, çok genç ve hayat dolu bir gencin...
...trajik kaybını anmak için toplandık ve birlik olduk.
Duamızı edelim.
Tanrım, ölümün karanlığını...
...yeni bir günün aydınlığına ancak sen çevirebilirsin.
Hadi, tatlım.
Tören bitti.
Gidip selam verelim.
- Gwen, merhaba. - Merhaba.
- Uzun zaman oldu. - Evet, hele de bu şartlar altında...
Nancy, birisiyle konuşmaya ihtiyacın olursa...
Ben iyiyim, teşekkürler.
Okulda bir kriz masası kurduk.
Ofisimin yerini biliyorsun değil mi, Nancy?
Evet.
Görüştüğümüze sevindim. Kendine iyi bak.
- Ben de görüştüğümüze sevindim. - Hoşçakal, Quentin.
Dean'in arkasındaki sensin.
Tanrım, resimdeki benim.
Ama bu resme nasıl girdiğimi bilmiyorum.
Dean'ı liseye kadar tanımıyordum.
Hadi.
Dean ölmeden önce bana bir şeyler söyledi.
Lütfen böyle yapma.
''Sen gerçek değilsin.'' dedi.
Üstü üste aynı şeyi tekrarlayıp durdu.
Ne demek istediği hakkında bir fikrin var mı?
Yok.
Bilmiyorum.
Ne anlama geldiğini düşün.
Dean uyuşturucu bağımlısıydı.
Neler olduğunu gördüm.
Birisi ona bunu yaptırıyormuş gibiydi.
Ama orada kimse yoktu.
Jesse, bana inanmalısın.
Kris, saat çok geçti ve sen korkmuştun.
- Aklın sana oyun oynamış olmalı. - Ben sana inanıyorum.
İnanıyor musun?
Ben de gördüm...
- Ben de... - Hiçbir şey görmedin.
Sen orada değildin, Kris oradaydı.
Morali alt üst olmuş durumda. Onu rahat bırak.
Ne gördüğüm hakkında hiçbir fikrin yok.
Hadi eve gidelim.
- Merhaba. - Merhaba.
Anne...
...küçüklüğümden kalan fotoğraflar nerede?
Burada değiller.
Kim bilir neredeler.
Muhtemelen garajdaki kutulardan birindendir. Neden sordun ki?
Bugün cenazede...
...Dean ve benim 5 yaşındakine benzer fotoğrafımızı gördüm, ama...
...tuhaftır ki, Dean ile liseden önce tanıştığımız hatırlamıyorum.
Kim 5 yaşındaki yaşadıklarını hatırlayabilir ki?
Neden onları toparlamıyorsun. Yemek hazır sayılır.
İyi geceler, tatlım.
Beni hatırladın mı?
Kris, iyi misin?
Nedir o?
Önemsiz bir şey.
Basit bir çizim.
İyi misin?
Evet, iyiyim.
Sen iyi misin?
Evet, bilirsin işte...
Birine ihtiyacın olursa, biriyle konuşmak istersen...
Biriyle konuşmak istersen konuşacak onlarca arkadaşın vardır tabii.
Sağol.
Quen!
Senin için bir işim var. Hadi, gidelim.
Babam işte!
Biliyorum.
Sınıf, Atinalılara tüm şehir halkının şehrin kapısında toplanmalarını...
...ve savunmalarını Pericle söylemişti.
Spartanlıların denizden geleceğini biliyordu.
Yavaş ama sağlam bir zafer olmuştu.
Pericle, Spartanlılar Akropoli'nin duvarını asla geçemeyeceklerini söylemiş.
Hesaba katmadıkları şey ise onları eninde sonunda vuracak salgın hastalıkmış.
Kitaplarınızın 84. sayfasını açın.
Diğer karışık bir konu ise...
...Spartanlar birçok farklı silah kullanırlardı.
Hatta bunlardan bazıları uydurma silahlardı.
Uyan, uyan, uyan!
Sınıfta uyumamalısın.
Selam, Kris.
Kimsin sen?
Yine çok güzel görünüyorsun.
Her zamanki gibi.
Korkacak bir şey yok.
Acıtmayacak.
Küçük bir parça.
İyi misiniz, Bayan Fowles?
Özür dilerim.
Kris!
Rufus!
Rufus ne yapıyorsun?
Gel bakalım.
Hadi gel.
Rufus!
Hadi gel.
Bu akşam Londra'ya uçuyorum.
Tamam.
İyi olacak mısın?
Evet, iyiyim.
Her şey yolunda gidecek. Sana iyi uçuşlar.
Senin için endişeleniyorum.
- Biraz uyumaya çalış. - Tamam.
İndiğimde seni ararım.
Seni seviyorum.
Seni seviyorum.
Tanrım! Jesse!
Ne işin var burada?
İçeri almayacak mısın?
Tabii, içeri gel.
Pislik gibi davranıp kıskançlık yaptığımı...
...ve her şeyi berbat ettiğimi biliyorum.
Ama Dean benim de arkadaşımdı.
Lütfen neler olduğunu anlatır mısın?
Bazı rüyalar görüyorum.
Korkuyorum.
No comments yet. Be the first to leave one.