Voyage to the Sky

Voyage to the Sky (Voyage dans le ciel)

Download Turkish undertekster

Udgivelsesinfo

Voyage to the Sky (1937)
En kommentar af mennoberg
MUBi

Tags

other
Udgivet den: 2021-12-22
Downloads: 35
Hørehæmmede: No

Forhåndsvisning af Turkish undertekster

De første 69 linjer.

GÖKYÜZÜNE YOLCULUK

İnsan, antik çağlardan beri etrafını çevreleyen evreni tasvir etmeye çalışmıştır.

Dünya’nın düz, hareketsiz, yüzeyi kraterlerle kaplı

ve etrafının gök cisimlerinin asılı olduğu sert bir kubbeyle çevrili

olduğu düşünülüyordu.

Daha sonra karada ve denizde yapılan yolculuklar sayesinde

Dünya’nın üzerinde tam tur atabileceğimiz

neredeyse küresel bir yapıya sahip olduğu keşfedildi.

Gözlemciler, gözlemleyebildikleri hareketlere dayanarak

Dünya’nın hareketsiz olduğunu, ve etrafında

Güneş, Ay ve yıldızların döndüğünü tahayyül etti.

Dolayısıyla insanoğlu evrenin merkezi olmaya devam ediyordu.

Optik aygıtların keşfi ise yavaş yavaş…

evrenin gerçek yapısını ortaya çıkarmaya başladı.

Meridyen çemberi gök cisimlerinin

kesin konumunu belirlemeye ve hareketlerini öngörmeye imkân sağladı.

Ekvatoral teleskop ise görünümlerindeki detayları ortaya çıkardı.

Böylece Dünya, artık yaradılışın merkezi değil,

kendi ve Güneş etrafında dönen küçük bir gezegenden ibaretti.

Güneş ise sayısız benzeşi arasında kaybolmuş sıradan bir yıldızdı.

Gök cisimleri arasındaki mesafeyi ölçmek için kullanılan yöntem şöyle açıklanabilir:

Eğer iki gözümüzü teker teker kapatarak

yakın mesafedeki bir nesneye bakarsak

her iki göz de nesneyi, arka planla arasındaki mesafeye

bağlı olarak farklı bir konumda algılayacaktır.

Nesne yaklaştıkça konumlar arasındaki fark da artacaktır

Bu farkı, gözlerimizin arasındaki boşluğun ve nesneyle

aramızdaki mesafenin uzunluğunu

kullanarak nirengi yöntemiyle

hesaplamak mümkündür.

Aralarında belirli bir mesafe bulunan iki gözlemci düşünelim.

Eğer ikisi de Ay’a aynı anda teleskopla bakacak olursa

her iki durumda da Ay yıldızlara göre farklı bir konumda olacaktır.

Gözlemciler birbirinden uzaklaştıkça konumların arasındaki fark artacaktır.

Gözlemciler bu farkı hesaplayarak

Ay ve Dünya arasındaki mesafeyi ölçebilir.

Ki bu da yaklaşık 384.000 km’dir.

Ay’la aramızdaki mesafeyi kapatmak istesek bizimkiyle eş

30 Dünya’ya ihtiyaç duyardık.

Aynı yöntem kullanılarak ölçülen Dünya ve Güneş arasındaki

mesafe ise yaklaşık 149 milyon kilometredir.

Çok uzaktaki bir yıldız ondan daha uzaktaki gök cisimlerine

bağlı olarak altı ayda bir gözlemlenebilir.

Ve hesaplamalarda

gözlemciler arasındaki mesafe yerine

o sürede Dünya’nın Güneş etrafında katettiği yol kullanılır.

Dünya’dan biraz uzaklaşalım.

Kıtaları yarı yarıya saklayan bulutlar…

etrafını çevreleyen ince atmosfer tabakasını ortaya çıkarıyor.

Biz göklerdeki yolculuğumuzun

ilk durağı olan Ay’ın engebeli yüzeyine yaklaştıkça

yerküre, uzayda hızlıca küçülüyor.

Burada bir yarısı Güneş tarafından aydınlatılan Dünya,

Dünya’dan gözlemlenen Ay’a kıyasla dört kat daha büyük görünüyor.

Uydumuza varmış bulunuyoruz.

İşte halka biçimindeki dağları…

dik yamaçlı zirveleri…

yarıklarla çevrili düzlükleri.

Atmosfersiz, yaşam için vazgeçilmez unsurlar olan hava ve suyun

bulunmadığı ve yerküreye

hep aynı yüzü dönük olan bu dünya, ölü bir dünya.

Üstümüzde devamlı parıldayan yıldızları örten hiçbir tabaka yokken…

Ayağımızın altında bulunan ve Güneş’in

14 gün boyunca ısıttığı zeminin sıcaklığı

dayanılmaz bir dereceye ulaşıyor.

Uzun ay gecesi sırasında ise bu sıcaklık en düşük derecesine düşüyor.

Ama bu, daima Dünya’nın aydınlattığı yüzde gerçekleşiyor.

Şimdi Mars’a gidiyoruz. Gezegenimizin Ay’a kıyasla 145 kat daha uzağında bulunuyor.

Mars’ın atmosferi var ama Dünya’nınki kadar etkili değil.

Kommentarer

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left