De første 140 linjer.
Başbakan, Londra emlak kriziyle mücadele etmek için AC30 yasasını
teklife sunduğunda, ülkenin her tarafında protestolar çıkmasına sebep oldu.
Pek hoş karşılanmayan bu mevzuat, ev sahibinin emlak iştirakleri
olarak kabul edildiği mülklerde yaşayan kiracıların
mülklerini ellerinde tutmak için 18 bin pound ödemeleri gerektiğini belirtiyor.
Ödeyemeyecek olanların ise anahtarlarını teslim etmesi gerekiyor.
Şu anda oy sayımı devam etmekte,
birkaç saat içinde kesin karar belli olacak.
Takipte kalın.
Dolunay çok güzel değil mi?
Ada! Jazz!
- Kameraya bir şeyler deyiverin. - Ne gibi?
Mesela bu gece niye buradasınız?
Çok kolay.
Üniversitenin bitimini
ve AC30 yasasının hiç var olmamasını sağlayan zaferi kutluyoruz.
AC30 yasası asla yeterli oyu alamayacak!
Daha fazla sosyal konuta evet deyin! Bütün evlere ihtiyacımız var!
İkisi de çok doğru Ruth!
- Dünya zıvanadan çıkmış durumda. - Kanun geçmeyecek, geçemez!
Ailem evini kaybedecek, yeterince paramız yok.
Merak etme, güvendeyiz. Kimse o kanunu geçirmek istemiyor.
Başbakan sadece daha fazla ekonomik ciro için teklif etti.
Ayrıca nerede olduğumuza bir baksana. Hackney'deyiz be!
Aslında Tower Hamlets'deyiz bebeğim. Hackney yolun karşısı.
Öyle bile olsa bu bölge, Londra'nın tamamını temsil etmiyor.
Büyük Britanya'yı bile etmiyor.
Londra: İki şehrin pis ama güzel masalı.
Ne konuşuyorsunuz?
Yasa tasarısını.
Az önce kabul edilmiş. Bir dakika önce haberlerde söylediler.
- Aman Tanrı'm. - Aman Tanrı'm.
Ne oldu?
Koyduğumun AC30 yasası, 48 oyun çoğunluğu ile
kabul edilmiş.
Yok artık!
- Gerçekten inanamıyorum. - Doğru.
Bir şeyler yapmalıyız.
- Ne gibi? - Reddetmek gibi.
Reddedelim gitsin.
Yasayı nasıl reddedeceksin? Mantıklı geliyor mu?
İsyan çıkarabiliriz!
Kötü fikir B.
Onun yerine 10 Downing Caddesi'nde gösteri düzenleyebiliriz.
Film mi yapsak?
Büyük bir ortak proje olabilir.
Sakinlerden hayatlarını kamerayla paylaşmalarını istersek
bu civarın, bizim bölgemizin yaşayan bir belgeseli olabilir.
Beğendim.
Film, kamu görüşünü nasıl değiştirecek? İsyan fikrimi tercih ederim.
O kadar karmaşık olmasına gerek yok.
Bir röportajla başlarız. Oradan ikincisi, sonra diğerleri gelir.
Burada amaç sosyal konutlarda yaşayan, sosyal konutlarda oturan
insanlar için farkındalık yaratmak.
Evet. İnsanlar apartman mahallelerinde yaşıyor diye unutulmak zorunda değiller.
Hadi arkadaşlar, acele edin.
- Bisiklet ağırdı değil mi? - Evet, çok ağırdı. Tanrı'm.
- Dorset Estate'e mi gidiyoruz? - Evet. Bethnal Green'e.
Test mi yapıyoruz?
Hayır, eylem planımıza bakacağız. Çabuk olmalıyız.
Bu önemli bir proje, insanlar için önemini vurgulamalıyız.
Kesinlikle. Seslerinin duyulduğunu hissettirmeliyiz.
Çünkü şimdiye kadar duyuramadılar.
O yasanın geçeceğini hiç düşünmemiştik...
- Şimdi de buradayız. - Ne yapalım? Test yapalım!
Yani, onlara ne sormak istiyoruz?
Konutlarda ne kadar zamandır yaşadıklarını ve yaşanmakta olan
değişimler hakkındaki fikirlerini sorsak iyi olur.
Şey gibi yani...
- Mesela Jazz bir mahalle sakini olsa. - Peki.
Jazz'e ne sorarsın?
Mahalledeki geçmişini,
aile bağlarını ve bu kararın ona ne yapacağını sorarım.
Ben de açıları sıralarım...
Belki güç kendilerinde olsa ne yapacaklarını sorabilirsin.
Roller değiştirilse yani. İlginç olabilir.
Fena olacak dostum.
- Çok güzel olacak. - Çok iyi.
- Sabırsızlanıyorum. - Doğru anlatırsak.
Evet, bu da önemli.
- Fark yaratalım. - Görüntü yönetmeni benim.
- Bakacağız. - Peki, çok güzel.
Gidelim hadi.
- Bu kısım beni hep geriyor. - Biliyorum.
Ayrıca şapkan nerede?
Yalnızca özel durumlarda.
- Özel durum mu? - Bu özel değil mi?
- Evet, toplumu değiştiriyoruz. - Şık olmalısın dostum.
Bunun için entelektüel görünmelisin.
İlk intiba çok önemli.
- Bir kez daha tıklatsak mı? - Evet...
Tanrı'm.
Bazen "Merhaba!" diye bağırmak istiyorum.
- Bence işe yaramaz. - Saat daha erken.
- Sonrakini mi denesek? - Evet.
- Sonraki kata çıkalım mı? - Peki.
Lütfen, lütfen...
Merhaba, selamlar.
Ben Ada, bunlar da Jazz ve Rooney. Arkadaşlarım.
Bu bölgede büyüdüm ve bir sinema öğrencisiyim,
AC30 yasası ve sosyal konutlarla ilgili bir belgesel
çekmek istiyoruz, bununla ilgili araştırma yapıyoruz.
- Tamam. - Civarda insanların
konu hakkında konu hakkında konuşmak için vakit ayırabilirler mi diye soruyorum.
Evet, olur. Diyeceklerim var.
- Cidden mi? - Gelmek ister misiniz?
Harika! Ayakkabıları çıkaralım mı?
Müthiş!
Hazır mıyız?
İsmim Spencer.
Asansör teknisyeniyim, 30 senedir bu işi yapıyorum.
Merhaba, adım Sylvan Best, Tower Hamlet Konutları'nda bakıcıyım.
Yaklaşık 12 senedir burada çalışıyorum.
Selam, adım Haynsley Brown. Bakıcıyım ama henüz çırağım.
Yaklaşık bir senedir çalışıyorum.
Merhaba, adım Edna Furey.
25 senedir George Loveless House'da çalışıyorum.
Bence AC30 yasası faaliyete geçirildikçe,
işçi sınıfının merkezden dışarı atıldığını göreceğiz.
Bunu kimse kabul etmeyecek
ama yaşandığını göreceksiniz, şu an bile yaşanıyor.
Etrafınıza bakarsanız, Londra'nın merkezinde
"kentsel yenileme" yapılan bölgeler görürsünüz...
Arazi temizlenip binalar yeniden yapılmıştır ama her şey özel mülktür.
Bu işin sebebi de para. Para konuşuyor
ve her şeyi kontrol ediyor. İnsanların parası yoksa...
Bir nevi dışarı atılıyorlar.
Bence bu yasa, alt sınıflardan
kimse için olumlu bir yasa değil.
Yani...
Yani genelde olumsuz bir yasa olduğunu düşünüyorum.
Gelecek böyle inşa edilecekse
bir şekilde kabullenmek lâzım...
Öyle yani...
Senin fikrin ne Haynsley?
Bence yasa iyi bir şey.
- Cidden mi? - Evet.
Çünkü insanlara daha iyi sonuçlar elde etmelerini ve birazcık daha
sıkı çalışmaları gerektiğini söylüyor.
AC30 yasası Londra'nın ölümü olacak.
No comments yet. Be the first to leave one.