De første 200 linjer.
Hadi bakalım millet. Çekim başlıyor.
Motor!
Çok genç olduğum için neyle karşı karşıya olduğumu bilmiyordum.
Hikayenin ilginç bir yüzünü anlatıyoruz.
Prova alıyoruz.
Daha önce görmediğimiz bir yüzünü.
O da insandı. Hepimizin kusurları var.
- Kestik! - Burada keselim.
- Harika. - Tamam, çekilin.
Evet, evet...
İki kamera var.
Vay be! Vay be! Her açıdan.
Böyle bir hismiş demek.
Düşünebiliyor musun?
STÜDYO: PRISCILLA (KOD ADI "DOMINO") Çekimden önceki son hazırlık günü
Bilemiyorum...
Aman Tanrım!
Pickleball sahamız.
Pickleball sahası, güzelmiş.
Ben 17 yaşında bir genç kızım,
başka bir genç kızın hikayesini anlatan
bir filmin kamera arkasını çekiyorum.
Tamamen başka bir çağda.
- Güzel görünüyor. - Teşekkürler.
Muhtemelen uzun süre göz kalemi sürmeyeceğim.
Gitar çalmayı bile bilmiyorum.
Sadece dört akor filan öğrendim.
Her gün pratik yapıyorum, çünkü gitar çalmayı öğrenmek istiyorum.
Çok güzel, aman Tanrım.
Onun gitarlarından biri, çok iyi.
DIŞ: Graceland 1969 1. GÜN temel çekim
Bir ve ikiyi bağlayalım hadi.
Bizce her şeyin kafanda olduğu bir ilk aşama var.
Bunu ifade edip görebilmen gerekiyor.
Sonra, bence her zaman kafandakinden farklı oluyor,
bence. Ama...
Ama şimdiye kadar kafamdakine epey yakın bir şey çıktı ortaya.
Hadi millet, herkesi öndeki bahçeye toplayıp puwaba yapalım.
Bir aile geleneği bu.
Kendimi bildim bileli yaptığımız bir şey.
Babamın üniversitede tiyatro yaptığı dönemden kalma.
Puwaba , hepimize şans getirecek sihirli bir kelime.
Hep beraber el ele tutuşup bu sihirli kelimeyi üç kere söyleyeceğiz.
Başladığımızda bize şans getirecek.
Umarım çekimler sağ salim tamamlanır, başımıza bir iş gelmez,
herkes iyi vakit geçirir. Azminiz için ve burada olduğunuz için
hepinize teşekkür ederim.
Puwaba! Puwaba! Puwaba!
Hadi bakalım millet.
Çekim başlasın.
Büyük bir gün, motor!
Bana fantezi gibi, masallardan çıkma
bir şey gibi geliyor.
Evet, Alice Harikalar Diyarı'nda hikayesini andırıyor.
Ya da böyle masalsı bir...
Biliyor musunuz, bir masal olduğunu düşünüyor ama sonra
olmadığını fark ediyor.
Hadi bebeğim, gidelim!
- Kestik! Harika. - Burada keselim.
Bu, benim senaryoyu uyarladığım kitap.
Dağılıyor artık.
Bir süredir bendeydi bu,
sahilde okumak güzel olur diye tatile filan götürdüm.
Sonra okurken gerçekten...
Bilemiyorum. Bir bağ kurdum.
Büyürken karizmatik... Babam sebebiyle bizim evimizde de
bir şey havası olurdu,
Elvis'e kıyasla daha küçük çaplı olsa da
büyük bir ismin yakınında olmanın ne demek olduğunu biliyorum.
Biraz işbirliği sürecinden ve Priscilla'nın hikayesini
birinci ağızdan öğrenmekten bahsedebilir misiniz?
Evet, ilk defa hayatta olan ve hikayesini anlatabilecek
biri hakkında bir şey yapıyordum.
Bu yüzden aklımdaki soruları bir kenara not edip
sonra da Priscilla'ya bunları sorabilmek harikaydı.
Bu işin doğru yapıldığını düşünmesi benim için önemliydi,
ikimize de sadık bir iş çıkması için içeriden bilgiler lazımdı.
"Evde olduğun onca zaman ne yapıyordun?" gibi sorular soruyordum.
Detayları öğrenmek için, o da zarafet okuluna,
adabımuaşeret okulu gibi bir şeye gittiğini anlattı.
Kitapta olmayan eksik parçaları birleştirmeye çalıştım.
DIŞ: GRACELAND HAVUZ - Mola ister misin?
Film setinde olmak hayatımda yaşadığım
en eğlenceli, yoğun ve kolektif deneyimdi.
Hiçbir şeye benzemiyor cidden.
Dünyada en sevdiğim yer.
Hayır, hayır!
Priscilla ve Sofia ikilisiyle çalışma sürecine dair
daha çok konuşmak isterim.
Nasıl bir süreçti?
Bence bu filmi yapmakla ilgili en önemli şey,
Priscilla'nın bakış açısına sadık kalma arzumuzdu.
Sofia ile aklımızda çok büyük sorular vardı,
belli bir kararı niye vermişti, aklından ne geçiyordu?
Hikayenin ilginç bir yüzünü anlatıyoruz, daha önce görmediğimiz bir yüzünü.
Bu efsanevi karakterleri canlandırıyoruz
ama kapalı kapılar ardında nasıl olduklarına,
beraber geçirdikleri o özel anların nasıl olduğuna,
ikisi arasındaki insani anlara odaklanıyoruz.
Bu projenin zaman sınırı ve programı çok çılgındı.
Başımı kaşıyacak vaktim yoktu, bir sürü farklı iş vardı.
Çok kafa karıştırıcıydı, hiç bu kadar düzensiz çekim yapmamıştım,
Priscilla'nın tarzı ve mekanlar yüzünden.
Evet, o kadar çalışkandı ki
ve gerçekten iyi bir iş çıkarıp tamamen kendini vermek istiyordu.
Çok yetenekli, çok sıkı çalıştı, tüm dikkatini verdi.
Priscilla'nın her gelişim evresinde böyleydi.
14 yaşından 20'li yaşlarının sonuna bir yolculuktu.
- Kenarlar aynı değil... - Evet...
Favori bir dönemin var mı? Favori bir tarz ya da.
Bence 70'li yıllar
çok eğlenceliydi çünkü o dönemde kot pantolon giyiyor,
saçları kabarık, o 70'ler bronzluğu var.
Gerçekten inanılmaz bir şey, saç ve makyaj oyunlarıyla
genç bir genç kızken kendini dönüştürüp
Elvis için böyle belli bir hale gelmesi, sonra da
bir nevi kendini bulup eskisi kadar makyaj yapmaması,
istediği gibi giyinmesi, tüm bunların kendi hayatında bile
bir karakteri canlandırmasında oynadığı büyük rol.
Çok güçlü bir ifade biçimiydi ve ruh haline dair çok şey söylüyordu.
Ve motor.
İÇ: MEMPHIS BOUTIQUE 1963 Kıyafet Alışverişi
Şu an Memphis adlı butikteyiz. Burası Elvis'in Priscilla'yı getirip
manipülatif bir biçimde onu baştan yarattığı yer.
Sonra da Elvis için ideal kadına dönüşmesini göreceğiz.
Bundaki kahverengi...
Evet, sen...
Siyah saç ve daha çok makyaj.
Şey yapalım...
Tamam, hadi bakalım.
İÇ: ELVIS'İN ALMANYA'DAKİ EVİ 1959 Priscilla ve Elvis'in tanışması
Sanat ve kostüm ekiplerinin birlikte çalışarak bizi geçmişe
götürüşünü izlemek her zaman aklımı başımdan alıyor.
İnanılmaz şeyler yapıyorlar.
Merhaba Almanya.
Priscilla'nın karşılıklı oturup hayatının bu dönemini
anlatmaya açık olması benim için büyük bir şanstı.
Onunla tanışıp partiye gittiği ilk geceyi anlattı bana.
Çok açmış
ama Elvis ona sandviç ikram ettiğinde
her defasına reddetmiş çünkü Elvis'in karşısında
sandviç yemeyi hayal bile edemiyormuş.
İşte bu türden detaylar çok değerliydi.
Bulunmaz nimetti, bu dev yapbozun
parçalarını birleştirmek açısından.
Çok iyi değil...
Bebeğim...
Hayatının bu anlarını bir filmde görmek nasıl hissettirdi?
Ah ya, her şeyi baştan yaşadım.
Geçmişe dönüp gerçekten baştan yaşamak gibiydi.
Ve dürüst olmam gerekirse özlem de duydum,
güzel zamanlara, eğlenceli zamanlara,
film dönemlerine baktığımda.
Sence bu deneyim, bugün olduğun kadına dönüşmeni
nasıl etkiledi?
Neyle karşı karşıya olduğumu bilmiyordum.
Çok genç olduğum için
ama ben... Bana çok şey öğreten, harika bir deneyimdi.
Harika bir hayattı.
Muhteşem insanlarla tanışmak harikaydı
ama hiçbiri Elvis'in dengi değildi.
Yani kocamdı tabii ama onu bir insan olarak da tanıdım.
Onunla ilk tanıştığında
veya onu tanımaya başladığında hayatının böyle olacağını düşünmüş müydün?
Graceland'de yaşayacağın hiç aklına gelmiş miydi?
Hayır! Hayır canım, hayır.
Hayır. Graceland'den haberim yoktu. Bilmiyordum...
Onun hakkında hiçbir şey bilmiyordum.
O günlerdeki her genç gibi şarkılarını seviyordum yalnızca.
Tabii bir de Ed Sullivan'a çıkacağı zaman
programı izleme demişlerdi.
Ama işte annemle babam, Elvis'in gençleri nasıl etkilediğine dair
haberler yüzünden.
O yüzden programa çıktığında,
televizyona, annemle babam odadan çıkmamı istedi.
- Tam bir skandaldı. - Evet.
Ama kapı aralığından izledim tabii.
O aralıktan izledim.
Aman Tanrım, bambaşka bir şey bu diye düşündüm.
Yani bu adam gerçekten, ciddi ciddi, çok iyi.
Ama onunla tanışacağım hayatta aklıma gelmezdi.
Al!
Benim için en büyük zorluk
Elvis rolünün altından kalkacak birini bulmaktı.
Bir arkadaşım Jacob'a bakmamı söyledi.
Tanıştığımızda o kadar... Hem tatlı hem karizmatikti.
Tarzını, beden dilini ve duruşunu
benimsemeyi becerdi.
Öyle bir Elvis taklidi yapmasını istedim ki
insanlar inansın,
kendini kaptıracak kadar inansın,
kafamızdaki hayali versiyonuna.
O kadar şanslıydım ki
çok emek verdi performansına.
İnanılmaz bir oyuncuya sırtımı yaslayabildim.
Önünde bu karakteri canlandırmak gibi
çok büyük bir görev vardı ve bunu çok güzel başardı bence.
Beni çok destekledi.
Ve tabii Sophia da bize büyük bir güven duydu,
biz bile kendimize o kadar güvenmezken.
No comments yet. Be the first to leave one.