De første 200 linjer.
Alan, bomba ekibi, özel servislerden...
eyalet polisi ve Federal Büro.
Teğmen Jergensen, sen, Palmer...
St. John'daki acile gidin.
Bu durumda o caddeki herkesi toplamanız gerekiyor.
Kramer, şehir mühendisini getir.
Elimde hasar raporu var. Çok önemli.
Bonwit Teller'ın yeriymiş.
Kim bir depoyu havaya uçurmak isteyebilir ki?
Hiç ayakkabı indirimlerini kaçıran bir kadın gördün mü?
Connie, tanıklık edeceklerin listesini getir.
Ricky, sen ve Joe...
üniformalıların o köşede olduklarından emin olun...
ve TV çekim ekiplerini oradan uzak tutun.
Müfettiş, telefon.
Şimdi değil. Benson, trafiğe dikkat!
5. caddeyi 3:00'e kadar temiz tutun...
yoksa hepimiz kendimizi trafik cehenneminin içerisinde buluruz.
Walter, gerçekten buna bakman gerektiğini düşünüyorum.
Ana birimler, Müfettiş Cobb.
Simon der ki... Panayıra giden pastacı adam...
"Pastalarını ver, yoksa onları kafandan içeri sokarım."
Bonwit'in yeri sadece dikkatinizi çekip çekmediğimden emin olmak içindi.
Orada McClane adında bir dedektif var mı?
O şu anda tatilde.
Hayır Walter, tatilde değil.
Bugün değil.
Kimsiniz?
Bana Simon de.
Ne istiyorsun?
Oyun oynamak istiyorum.
Ne tür bir oyun?
Simon der ki...
Simon ne yapacağını McClane'e anlatacak...
ve Teğmen McClane de istediklerimi yapacak.
Eğer dediklerime uymazsa bu cezaya sebep olacak.
Ne cezası?
Büyük bir kalabalığın olduğu yerde başka bir patlama.
Teğmen McClane'in senin için ne yapmasını istiyorsun?
Simon der ki... Teğmen McClane...
138. caddenin köşesine gidecek.
Eğer yanılmıyorsam Harlem'de olması gerekir.
Kowalski! Lambert! McClane'i nerede bulacağınızı biliyor musunuz?
Sanırım onu kilisede bulabiliriz.
Hangi taşın altında ise bir an evvel bulsanız iyi olur...
ve onu buraya getirin.
John.
Teşekkürler.
Biraz daha verir misin?
Tanrım, John. Felaket gözüküyorsun.
Listede nerede kalmıştık?
İki gece önce Redhook'da üç ölümüz vardı.
Miner'ı bu işe verin. Ve Genetti'yi de.
Belediye Başkanı'nın ofisinden gün bitmeden ararlar.
Sonraki, 14 tane damperli kamyon çalındı...
Staten Adası civarında.
On dört mü? Aman Tanrım!
Bunlar inşaat firması mı kuracaklar?
Bence bu evini temizleyecek olan, John'un ev sahibidir.
Sigorta sahtekârlığı.
Kamyonlar çoktan California dışına çıkmışlardır bile.
Müteahhit parayı hırsızlar ile bölüşmüştür.
Birkaç sene önce Jersey'de buna benzer bir şey olmuştu Joe. Hatırladın mı?
Kelly, bak bakalım bununla ne yapabiliriz.
Hey, dün geceki lotonun numaraları neydi?
Dört-altı-altı-yedi.
Hâlâ rozetinin numaralarına mı oynuyorsun, Rick?
Evet.
Altmış-dokuz-doksan-bir, her hafta olduğu gibi.
Altmış-dokuz-doksan-bir. Şanslı numaralar.
Buradaki polislerin yarısı rozetlerine oynarlar.
Çocuklar nasıl, John?
Onlar iyi.
Holly ile konuştun mu?
Hayır, konuşmadım.
Gelmek üzereyiz, Müfettiş.
Burası sıcak mı yoksa ölüm korkusundan mı böyle hissediyorum?
Silahı emin bir yerde mi?
Evet, sorun olmaz.
Sen beni Holly'den sonra böyle gören ilk kadınsın.
Onurlandım.
Evet, o da.
Peki, koruma nerede olacak?
Seni 128. caddede bekleyecek.
Ne?
On blok mu? Benimle dalga mı geçiyorsunuz?
Tanrım. İşte bu harika.
Walter, bütün bunlar ne demek oluyor?
Eğer dediklerini yapmazsak başka bir yerde patlama olacağını söyledi.
Neden ben?
Hiçbir fikrim yok. Sadece senin olman gerektiğini söyledi.
İhtiyaç duyulmak ne kadar hoş.
Frankly, John...
Holly hakkında benim yerime düşünmekten vazgeçsen nasıl olur, ha?
Sen ve Simon, ikiniz de akşamdan kalma gibisiniz.
Tamam.
Seni on beş dakika sonra almaya geleceğiz.
Keyfinize bakın. O arada ben zaten ölmüş olacağım.
Gidelim Billy!
Hey, amca!
Gel de şuna bir bak!
Saat 9'u 10 geçiyor. Neden okulda değilsiniz siz?
Tony bunu satmak istiyor.
Tony. Şu, Kötü T ismiyle çağırdıkları mı?
O bunu hurdalıkta bulmuş.
O sadece çalıyor, yakında onu da hurdalıkta bulacaklar.
O çalmadı. Ona bunu amcası vermiş.
Şuradaki gazeteyi bana verin bakayım.
İnsanların sizi kullanmasına izin vermeyin.
Bütün şehri elinizdeki çalıntı malla dolaşıyorsunuz.
Eğer yakalanırsanız o, herşeyi inkâr ederken...
sizin başınız belaya girer.
Bunu Tony'e geri götürmemizi mi istiyorsun?
Hayır, Tony'e ben götürürüm...
bir mesaj ile birlikte.
Şimdi, nereye gidiyorsunuz?
Okula.
- Neden? - Eğitim için.
- Neden? - Çünkü koleje gidebiliriz.
- Peki bu neden bu kadar önemli? - Saygı görebilmek için.
Saygı. Peki kötü adamlar kimler?
- Uyuşturucu satan adamlar. - Silahları olan adamlar.
- İyi adamlar kimler? - Biz iyi adamlarız.
- Size kim yardım eder? - Hiç kimse.
- Peki size kim yardım edecek? - Biz kendimize yardım edeceğiz.
- Bize kimlerin yardım etmesini istemeyiz? - Beyazların.
Doğru.
Haydi şimdi gidin. Doğru okula.
Amca, şuna baksan iyi olur sanırım.
Ne?
Orada beyaz bir adam var, caddenin ortasında duruyor.
Daha önce görmüştüm.
Bunun gibisini değil.
911'i arayın. Çok acil polisin buraya gelmesini söyleyin.
Birilerinin öldürülmek üzere olduğunu söyleyin.
Ve kıçınızı okula yöneltin, beni duydunuz mu?
Anlaşıldı.
Tamam.
Günaydın.
Günaydın.
İyi gününüzde misiniz bayım? Kendinizi iyi hissediyor musunuz?
Kişisel bir şey olarak almayın ama...
beyaz bir adam Harlem'in ortasında dikilmiş duruyor...
üzerinde "Zencilerden nefret ederim" yazan bir pankart ile.
Ya ciddi kişisel sorunları var...
ya da tüm köpekler sana havlamıyor.
Hey, seninle konuşuyorum!
Bu adamlar seni görene kadar sadece 10 saniyen var...
ve gördüklerinde de seni öldürecekler. Bunu anlıyor musun?
Gerçekten kötü bir gün geçirmek üzeresin.
Evet, anlat bakalım.
Bu polis işi. Kendi güvenliğin için...
Evet haklısın! Bu gerçekten polisin işi.
Polis gelene kadar kıçını dükkânımda saklamanı tavsiye ediyorum.
Hey, bu da ne böyle?
Olamaz.
- Dinle, ben şu anda görev üzerinde olan bir polisim. - Ne?
Birileri Bonwit'in yerini havaya uçurdu.
- Bunu duydun mu? - Evet.
O lanet olası pislik bana bunu yapmamı söyledi.
Yapmazsam başka bir yerde de patlama olacakmış, anlıyor musun?
Lanet, lanet, lanet.
Silahım var, caddenin karşısına geçelim.
Tamam, deli taklidi yapmaya başla, tıpkı Looney Toon'lar gibi.
Bellevue gibi.
Hey Zeus, bu senin arkadaşın mı?
Benim arkadaşımmış gibi mi görünüyor?
Bence akıl hastanesinden kaçmış bir deli olabilir ancak.
Bilirsiniz, Bellevue gibi.
Ben...
kendi Tanrı'mın sesiyim.
Ve benim Tanrım...
Kütüphaneciye söylemiştim. Başımda çok büyük bir ağrı var.
Ama o bana inanmadı.
Gerçekten çok fazla baş ağrım var.
Kafam sanki deli gibi ağrıyor! Başım...
Kapa çeneni!
Gerçekten çok büyük bir hata yaptın.
Şişleyin kıçını şunun.
Kes şunu adamım.
Millet, millet!
Tabiatın adamı burada zencilerden nefret ediyormuş. Bunun hakkında ne yapmamız gerekiyor?
Bir dakika, durun, durun...
Lanet!
Geriye! Geri çıkın!
Geri çekilin dedim size! Şimdi!
Haydi bayım, ayağa kalkın.
Buradan gitmeliyiz!
Durdur şu taksiyi... Durdur şu lanet olası taksiyi!
Beni vurmayın!
Kalk ayağa! Haydi, kalk!
Geride durun, gerçekten!
Kimseyi incitmek istemiyorum, ama yaparım. Biliyorsunuz yaparım.
Yürü, devam et! Bir an evvel buradan uzaklaşalım.
Sür, sür.
Sakın durma. Sürmeye devam et.
Kırmızıda geç!
Tamam adamım, bütün elimdeki bu kadar.
Koy o paraları yerine, kimse seni soymuyor burada.
Sadece bütün ışıklarda geç. Sür şu arabayı.
No comments yet. Be the first to leave one.