The Operative

The Operative

Download Turkish undertekster

Udgivelsesinfo

The Operative 2019 BDRip x264-COALiTiON
En kommentar af sub.Trader
𝓑𝓵𝓾-𝓡𝓪𝔂 | 🔥💎 𝓟𝓮𝓻𝓪𝓴𝓮𝓷𝓭𝓮. İ𝓵𝓴 𝓿𝓲𝓭𝓮𝓸 / 𝓪𝓵𝓽𝔂𝓪𝔃ı / 𝓼𝓮𝓼 𝓪𝓵𝓪𝓷 𝓴𝓲ş𝓲 𝓸𝓵𝓶𝓪𝓴 𝓲𝓼𝓽𝓮𝓻 𝓶𝓲𝓼𝓲𝓷𝓲𝔃? 💎 👉 𝘴𝘶𝘣.𝘵𝘳𝘢𝘥𝘦𝘳@𝘺𝘢𝘩𝘰𝘰.𝘤𝘰𝘮

Tags

bdrip
bdr
x264
BDR
Udgivet den: 2020-05-23
Downloads: 21
Hørehæmmede: No

Forhåndsvisning af Turkish undertekster

De første 200 linjer.

-Alo. -Babam öldü... yine.

-Elçilik. -Giriş kodu 22...

22454 olmalı... Hala aktif durumda mı?

-Evet. -Birkaç dakika önce bana gelen...

-aramanın yerini tespit etmeliyim. -Tamam.

-Alo! -Biraz önce seni aradı.

-Neler olduğunu bilmiyorum. -Hemen buraya, Tel Aviv’e gelmelisin.

Şaka mı yapıyorsun? Bana neler olduğunu anlat.

Telefonda olmaz. Buraya gelmen gerekiyor.

Hayır, hayır, olmaz öyle şey. Seninle burada buluşacağım.

-Thomas, benim Joe. -Tanrım! Seni buraya mı getirdiler?

Öyle yaptılar.

Nasılsın, Joe? Netta nasıl?

Gayet iyi. Hastalığı ilerlemiyor artık.

Dinle, Thomas, Durum kontrolden...

Şimdilik hiçbir yere gitmiyorum, Joe.

Bir yere gitmen gerekmiyor. Köln’de güvenli bir yer var.

Sana ayrıntıları verecekler. Ben de şimdi oraya gidiyorum.

Bu kadar kısa süre içinde geldiğiniz için teşekkür ederim.

-Ben Daniel. -Thomas.

-Selam. -Selam.

-Onun eğiticisiyken tanışmıştık. -Hatırlıyorum.

-Neden seni aradı? -Bilmiyorum.

Neden seni aradı? Senin durumunu biliyor mu?

Bilmiyorum. Neler olduğunu söyleyecek misin?

Ne konuştunuz?

"Babam öldü... yine." dedi ve kapattı.

Bu da ne demek?

"Babasının ölmesi" İran’dan çıkış koduydu.

Babası gerçekten öldü mü?

Bu kodu şimdi niye kullansın ki?

Babası dört gün önce, Londra yakınlarında öldü.

İsrail’e dönüp, cenazesine katıldı.

-Ondan hemen sonra da kayıplara karıştı. -Kayıp mı oldu?

Pasaport gerektirmediği için kanal yoluyla gitti.

Herhangi bir yerde olabilir.

İki taraf için çalışıyor olabilir mi?

Sadece Joe ile konuşurum.

Bu kadının çok garip bir geçmişi var...

Sadece Joe ile konuşurum.

-Yolda, geliyor. -Emekli olmuştu.

Ben de emekli olmuştum Tanrı’nın cezası!

Ona, beni aratmıştınız. Sadece onunla konuşurum.

Operasyon: İşler Bildiğin Gibi

İSİM: RACHEL CURRIN -İsrail’de bulundu.

İSİM: RACHEL CURRIN -Almanya’da çalışıyor.

İSİM: RACHEL CURRIN -Almanya’da çalışıyor.

İSİM: RACHEL CURRIN -Tahran’da çalışıyor.

İSİM: RACHEL CURRIN -Tahran’da çalışıyor.

İSİM: RACHEL CURRIN -Tahran’da çalışıyor.

Değerlendirme: Olumsuz davranışlar. Casusu kontrol etmekte zorlanıyoruz.

Psikolojik değerlendirme testi yapılsın ve yalan makinası sıklığı arttırılsın.

Her neyse, Thomas. Beni görevden alıyor musunuz?

Hayır.

-Beni görevden alıyor musunuz? -Hayır.

Hep onu ellerinin altında istiyordun.

Ama sen onun altına girdin. Bak sen şu işe.

Defol git.

İhtiyaç duyulmak güzel şey, değil mi?

Mezun olduğundan beri bu aramayı bekliyorum.

Hey, dikkat et.

Bu odayı alabilirsin. Bir şeye ihtiyacın olursa, ben buradayım.

Dinle, bu sabahki aramaya kadar ondan bir yıldan fazladır haber alamıyordum.

Thomas, kimse seni bir şeyle suçlamıyor.

Bu, onun hareketlerini öngörmekle ilgili.

Sen de ona en yakın insandın. Sen çok önemlisin.

Hadi şunun üzerinden adım adım gidelim.

Bırakalım angaryaları onlar yapsın.

Aklında neler olduğunu öğrenmemiz gerekiyor.

Onlara karşı avantajımız var:

Sen onu tanıyorsun, ben de seni tanıyorum.

Kendini Yahudi olarak görüyor musun?

-Babam yarı Yahudi’ydi. -Dosyanı okudum, evlatlıkmışsın.

Bunun bir alakası var mı?

Biyolojik anne babanın nerede olduğunu biliyor musun?

Hristiyan bir anne tarafından mı yetiştirildin?

Bir yere kadar.

Bunu geliştirmeliyiz.

Emrime verildiğinde, Leipzig’in dışında çalışıyordu.

Sıradan işler yapıyordu.

Onu Tahran’a, nükleer birime göndermek benim fikrimdi.

İyi günler.

Merkezi ikna etmek kolay olmadı.

Bir Mossad ajanına göre garip bir geçmişi vardı.

Londra doğumlu. Babası İngiliz vatandaşı.

Annesi, Alman, Hristiyan bir kadın, Rachel 12 yaşındayken ölmüştü.

Londra’yı pek hatırlamıyorum.

Hatırladıklarım da muhtemelen fotoğraflardan aklımda kalanlar.

6 yaşımdayken Boston’a gittik,

12 yaşımdayken de Kanada’ya... Annem de kemoterapiye o zaman başladı.

Nerelisin peki?

Evim olarak hissettiğim tek yer, kısa bir süreliğine de olsa İsrail’di.

Neden?

Bilmiyorum. Annem anlatmayı çok severdi.

70’lerde İsrail’deki toplulukta gönüllü çalışmış...

O zamanlar bir Alman için büyük bir olaydı.

Hiç orada yaşadın mı?

Londra’da tanıştığı İsrailli bir tıp öğrencisi ile ilişkisi varmış.

Ülkeye ilk kez o zaman gitmiş. Ayrılmışlar ama o orada kalmış.

Bir planı yokmuş. Öylece sürüklenmiş gibi.

Çalışma vizesini uzatmak istediğinde, teşkilattan biri onu fark etmiş.

Yani, hemen dikkatlerini çekmiş.

Pasaportları, bildiği diller, yetenekleri...

Onu bir yere bağlayan kökleri olmaması.

Bağış yapmak istiyorum.

Onu teşkilata kazandıran kişi, bir yere ait olmayı...

beklediğini hissetmiş.

Önemli bir şeyler yapmak istediğini anlamış.

Adım Rachel Currin.

Ona bir Avustralya pasaportu verdik. Tüm kimliğini ona göre oluşturduk.

İlk yılları Sidney’de geçti, Kanada’da büyüdü.

O kimliği oturtmak için bir sene Leipzig’de kaldı.

Gizli kimliği: İngilizce ve Fransızca öğretmeni.

-Merhaba. -Tavsiye mektubunuz hazır.

Bu kadar kısa sürede ayrıldığım için üzgünüm.

Önemli değil. Burada her zaman bir yerin var, biliyorsun.

Teşekkürler.

İlk görevi, oradaki...

dil okullarından birinin sponsorluğunda Tahran’dan çalışma vizesi almaktı.

Bir Mossad casusunun...

İran’a bu kadar erken görevlendirilmesi görülmemiş bir şeydi.

Ama ona güvenim tamdı.

Bu seni rahatsız mı etti?

İlk izlenim 30 saniye sürer. İkinci kez bakarlarsa saatler sürer.

İkinci bakış, gerginlikten veya...

akıştaki bir sıkıntıdan dolayı olabilir. Bagajın, kalış süren, işin, biletin...

Hepsi tam olmalı.

Alışveriş merkezinden çıkmış gibi görünmemelisin.

Babanla ne kadar yakındın?

Neden? Ne demek istiyorsun?

Uzun süre uzakta olacağın zamanlarda aile üyelerine inandırıcı bir...

hikaye vermen gerekiyor.

-Hayır, yakın değiliz. -Ama yine de...

Ne?

Tamam, yapacağım.

Yalnız yaşıyorsun, değil mi?

-Yalnız mı yaşıyorum? -Bilmem.

Toplantıları her zaman hafta sonuna ayarlıyorsun.

Senden önceki bunu hiç yapmadı.

Senin için bu iş 7 gün 24 saatlik bir işse, benim için de öyle olmalı.

Yani evli olsan bile hafta sonları beni mi göreceksin?

-Muhtemelen bu gece uyuyamayacağım. -Harika olacaksın.

Bu görev için en uygun kişi sensin.

Böyle söylemene sevindim.

Yine bizi bekletiyorlar.

-Merhaba. -Merhaba.

Tahran’da tanıdığın biri var mı?

Hayır. Beni işe alan kişiyle mailleştim.

Nerede kalacaksınız?

Esteghlal Oteli’nde.

Hey!

-Efendim? -Yeni mi?

Bazıları. Berlin’e giderken çantam kayboldu.

-Alo. -Merhaba, Currin Hanım.

Otelimizin spasını da kullanabilirsiniz.

Ayrıca belirtmek isterim ki, her türlü içeceğimiz mevcuttur.

Sadece menüde olanlar değil, her türlü içecek mevcuttur!

O gece uyuyamadım.

İçeri girdiklerini, beni paketleyip götürdüklerini, asıldığımı hayal ettim.

Yalnız başımayım diye düşündüğümü hatırlıyorum.

Sadece ben ve karşımda tüm dünya.

Kim olduğumu herkesin anlaması lazım. Nasıl anlamazlar?

Sonra fark ettim ki, orada durup izlerken,

saklayacak hiçbir şeyim yoktu.

Buraya sadece öğretmeye gelmiş biriydim.

Hepsi bu.

Başka hiçbir şey yoktu.

Karar verdim, artık korkmayacaktım.

Bu geçici çalışma izni.

Tamam. Tüm belgeleri dosyala, raporu ben hallederim.

Sen de birkaç gün dinlen.

-İyi işti. -Tamam.

Bu parfüm de ne?

Ne demek istiyorsun?

Giderken kullandığın parfüm bu değildi.

İran’da uzun süre kalacağı...

-o dönemde belli miydi? -Hayır.

Dil okulunda sevildi ve birkaç insanla tanıştı.

Ama ben onun büyük bir operasyonun parçası olmasını istedim.

Ona vereceğim daha zor görevlere odaklanmasını istedim.

Angela, Stefan’la tanış. Stefan, Angela.

Uçuşunu beklerken Düsseldorf’ta bir akşam kalacak.

Oda numaran 507. Girişi yapıldı.

-Hiç İbranice konuşamıyor musun? -Bundan sana ne?

Stefan gizlilik konusunda pek iyi değil.

Yani ağzını açmasına pek izin verme.

Güvenlik kameraları burada, burada,

burada ve şurada. Bu da onlara ulaşabileceğimiz zaman aralığı.

Lobide buraya oturarak daha fazla şey görebilirsin.

İyi akşamlar. Bir bardak viski ve kırmızı şarap alabilir miyim?

-Barda ne kadar oturmamız gerekiyor? -Ne kadar istersen.

İnsanların senin varlığına alışacağı kadar uzun süre otursan yeter.

Konuşmamız gerekmiyor mu?

Biraz bile olsa...

Bu Anton Röska.

90’ların başından beri İran’a yardım ediyor.

Uranyum zenginleştirme programı.

Elimizdeki tek fotoğrafı bu. O da muhtemelen 15 yıl önce çekilmiştir.

Kimlik doğrulaması çok önemli.

Bu gece bara gelirse, ona çok yakın olman gerekiyor.

Kommentarer

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left