Shakedown

Shakedown

Download Turkish undertekster

Udgivelsesinfo

Shakedown (2018)
En kommentar af hajkarax

Tags

other
Udgivet den: 2024-10-10
Downloads: 51
Hørehæmmede: No

Forhåndsvisning af Turkish undertekster

De første 200 linjer.

SHAKEDOWN MELEKLERİ

SAHNE LİSTESİ

Sıçtığımın mikrofonu.

Biraz sevginizi gösterin. Bahşiş veriyor musunuz? Veriyorsanız haberim olsun.

Başlayalım. Bir sonraki sanatçımız sahneye geliyor şimdi, şimdi, şimdi.

Dekorları yerleştirelim bakalım, seni bekliyorum.

Shakedown'ın çılgın yüzü bu. Konuk sanatçımız.

Sonra da başka bir kapışma var.

Unutmayın sponsorumuz bizzat Los Angeles Polis Teşkilatı.

O yüzden kendinize dikkat edin.

Dekorlar tamam mı? Biri söylesin bana.

Evet. Evet.

Merhaba. Merhaba.

Merhaba, merhaba, merhaba.

Ne olduğunu anlamıyorum.

Test etmem lazım sadece.

Özür dilerim, beş dakika daha lazım bana.

Olur tabii.

Bu ilanları okumanı istiyorum.

Şimdi sadece dış ses kaydı yapacağız.

Tamam.

İlanları mı okuyayım?

Tamam.

Canlı bir şekilde okusan yeter.

Dış ses gibi işte,

şununla başla.

Benim ilanlarım mı bunlar?

İnanmıyorum. Bu ilanın bir kopyasını istiyorum.

Mısır Geceleri,

25 Nisan 2003.

Oohzee, Jazmyn ve Mocha.

Club Zydeco'da Mahogany'nin sunuculuğuyla.

Güzel oldu. Bir tane daha alalım.

Güzel oldu mu? Peki.

Hadi bakalım, başlayalım. Hadi DJ, Bayan Mocha için sahneyi hazırlayalım.

Mocha!

Bir, iki üç!

Bir saniye, DJ, bi' saniye, bi' saniye.

Dans pistimden in lütfen.

Teşekkürler. Başlayalım DJ.

Sırada Slow Wine!

Sonra I-Dallas!

Jamaika'yı göreyim. Jamaika, neredesin? Durum raporu ver bana.

I-Dallas'ın size söyleyecekleri var millet, kulak verin.

Heteroseksüelsen en önde olmana gerek yok, nokta.

Bahşiş vermeyecek bir heteroseksülsen

en önde olmana gerek yok

ama birisi sahnedeyken kalkıp gitmek gibi bir saygısızlık yapmayın.

Teşekkürler.

Beni dinleyin. Kimseyi alkışlamaya niyetim yok ama burası bir gey barı.

Lütfen dansçılarıma saygısızlık etmeyin.

Kızlar için dans ediyorlar, hoşunuza gitmezse de bir kenarda oturun. Tamam mı?

Gey kulübü burası.

Darılmaca gücenmece yok, tamam mı?

Değişim çığlıkları atıyorsunuz.

Bu kulüpte bunu yapmıyoruz biz.

Artık bir getto kulübü değil bu, öyleymiş gibi davranmayın.

Polis teşkilatının gözetiminde burası.

O yüzden hanımlar, beğenmiyorsanız bakmayın. Bu kadar.

Kapışma başlıyor...

Egypt...

Egypt olmak

hayatın bambaşka bir vehçesi.

İnsan olmanın bambaşka bir yolu.

Her an kendim olabiliyormuşum gibi, anlatabiliyor muyum?

Aisha olarak asla yapamayacağım şeyleri Egypt olarak yapabiliyorum.

Barbie olabilirim, yavru kedi olabilirim, sadomazo olabilirim, seni pataklayabilirim.

İstediğim her şeyi yapabilirim. Egypt'e kimse bulaşamaz.

Tamam mı?

Çok iyi bunlar.

Lisede popüler miydin peki?

Lisede çok popülerdim.

Damgamı vurdum.

Lisede gey miydin?

Hayır, lisede gey değildim.

Yanımda geylik yapan kızları döverdim.

Kızları neden dövüyordun ki?

Dansçıydım, ponpon kızdım ve basketbol takımındaki kızların çoğu

bana durmadan asılırdı. Benim erkek arkadaşım vardı

eskiden bu ilgiden utandığım için kavga çıkarırdım,

bu boku yapmayın bana filan olurdum.

Millet sizden hoşlandığımı filan sanacak, böyle şeyler.

Ponpon kız eteğimle ne zaman kapıdan girsem

y a da işte ne yapıyorsam bu kızlar erkekmiş gibi

davranırlardı ve ben de ne olduğunu anlamazdım.

Anlamıyordum işte.

O zamanlar hiç gey insanlarla vakit geçirmemiştim,

annemin gey bir arkadaşı vardı ama işte geylerin

ne yaptığını hiç görmemiştim.

Yani o dönemde iğrenç bir şeydi benim için.

Ayrıca erkek arkadaşım vardı.

Bir de o zamanki ifadeyle "sadece penisçi"ydim.

Eskiden kavga etmek isterdim.

The Catch One'a ilk gittiğimde gey değildim.

1993'tü sanırım.

Bir arkadaşımla gitmiştim.

Gey kulubünde olduğumu bile bilmiyordum

çünkü hem kadınlar hem erkekler vardı.

Gey bir erkeğin nasıl davrandığını hiç bilmiyordum.

Bu yüzden bir sürü gey insanın olduğu bir kulüpte olduğumu anlamadım.

Çok eğlenceliydi.

Ama vaktimin çoğunu bilardo masalarının orada geçirdim

çünkü bir şeyler görmüştüm,

kadınlar beni dansa kaldırmaya çalışıyordu,

erkekler erkeklerin kucağındaydı.

Kendi kendime düşünmeye başladım,

ne oluyor, arkadaşım bana bir şey söylemeye mi çalışıyor?

O zamanlar kardeş olduğumuzu söylerdik,

yani kardeşim bana bir şey söylemeye mi çalışıyordu?

Ama bir şey anlamadım, yok canım, üç çocuğu var filan dedim.

Ama sonra mahalleden bir kızı gördüm,

arkadaşımın kucağında oturuyordu,

bir dakika ya filan oldum.

Fazla geldi bu, gitmek istedim. Kaldıramadım, gitmek istedim.

Çekiyoruz!

- Peki... - Peki.

Para bende.

Para ister misin?

Şovun açılışını ben mi yapıyorum?

Aynen.

Ara faslı gibi.

Vay be.

Sonra yine The Catch One'a gittim. Bu sefer çoğunluk kadındı.

Tracy nihayet o gün söyledi bana gey olduğunu.

Gey olduğunu söyleyince ağlamıştım.

Anlamadığım için ağlamaya başladım.

Ama kabul ettim.

Onunla ve gey arkadaşlarıyla takılmaya başladım. İnanılmazdı,

o kadar eğleniyorlardı ki.

Eğleniyorlardı, gerçekten çok eğleniyorlardı.

Bundan sonra onunla ciddi ciddi takılmaya başladım.

Sunshine, Entice, Lovely ve Carribean gibi kızlarla da

o dönem görüşmeye başladım.

Ah...

Çok iyilerdi. "Bunu ben de yaparım" diyordum.

S alla... Hadi bakalım!

Hadi.

SHAKEDOWN ÖZEL GÖSTERİSİ

İlk gösterim kazara oldu.

Pleybek yaparken üstüm açılmıştı,

her yerim meydandaydı ama ben fark etmemiştim.

Herkes çıldırdı, bahşiş almaya başladım

ve memelerimin ortada olduğunu fark etmemiştim.

Merhaba, ben Bayan Mahogany.

33 yıldır gösteri yapıyorum. The Bush'ta başladım.

Pico ve Crenshaw'daki Catch One diskosunda.

The Bush zamanlarında çok fazla fotoğraf çekmemize izin yoktu.

- Cidden mi? - O zamanlar

pek çok ünlünün geldiği bir kulüptü, o yüzden fotoğraf çekemiyorduk.

İçeri fotoğraf makinesi sokmak bile yasaktı,

sonra kameralı telefon da yasaklandı.

Neyse, Milwaukee'deydim,

1976'da karlı bir Noel zamanıydı

ve ben çok ama çok sıskaydım.

Kendi adımı kullanıyordum,

sahne adım yoktu.

Onlar da "Sana Mahogany diyelim" dediler.

Ben de "Elbise askısı gibi mi görünüyorum" dedim.

Çünkü Mahogany filmini taklit etmeye çalışıyordum.

Onlar da hayır dediler,

koyu tenli ve güzel olduğun için sana Mahogany diyeceğiz.

İsmimi böyle edindim.

Fish Ailesi 1980'de çıktı.

Ben the Horizon'daydım.

Tüm kızlar bana anne diyordu.

Hangi ailedensin dediler. Aile filan bilmiyordum ben.

Fish ailesi deyiverdim bu yüzden.

Ben, Diamond...

Ben, Diamond, Kadeisha, Onion...

Chandelier, Latrice, Fila,

Christer ve Vanilla.

Jüriye oyna tatlım, oyunu biliyorsun.

Kendi hikayen.

Ama sunuculuğunu yaptığım drag şovuyla ilgili hiçbir şey sormadın ki.

- Yapma... - Ayrımcı mısın?

Haberim yoktu. Sunuculuğunu yaptığın drag şovunun adı neydi?

Divas for Dollars'tı.

Divas for Dollars mı?

Evet.

Bayan Catch One,

Bay Catch One,

Efendi Catch One

ve Bayan Balık Eti ödüllerini kazandım.

Luxury'ye koca bir alkış,

büyük ödülün sahibi

Catch One'dan Jewel adına...

Bir saniye, efendi ne oluyor?

Horoz o. Ronnie-Ron bunu kazanan ilk kişiydi.

Peki...

- Peki. Shakedown... - Evet.

Shakedown'ı Ronnie-Ron başlattı.

Gey lezbiyen oğullarımdan biri.

Ronnie-Ron'a Shakdown'ı başlatmasını ben söyledim.

Düzgün olması lazım.

Bir daha söyleyebilir misin?

Şey diyordum, bir iş yapıyorsan

ne iş yaptığından bağımsız olarak düzgün yapman lazım.

İşin ne olursa olsun.

Senin için görünüşün her şey demek.

Mikrofonumu ıslatmazlar umarım,

Kommentarer

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left