Danny Boy

Danny Boy

Download Turkish undertekster

Udgivelsesinfo

Danny Boy tr
En kommentar af hajkarax

Tags

other
Udgivet den: 2024-10-09
Downloads: 41
Hørehæmmede: No

Forhåndsvisning af Turkish undertekster

De første 200 linjer.

14 MAYIS 2004

Pusu, pusu! Kontrol noktası, Danny Boy.

BİR İNGİLİZ TABURU GÜNEY IRAK'TA PUSUYA DÜŞER

Sayımız az, iki asker düştü. Destek istiyoruz.

-Destek konuşlandırıldı, üç savaşçı. -Saldırı altındayız!

Viski 22, beş dakika uzaklıkta.

GALLER PRENSESİ'NİN KRALİYET ALAYI ONLARA YARDIMA GİDER

Burası Whisky 22, Kontrol Noktası Danny Boy'a yaklaşıyoruz.

Roket atar ve silah sesi geliyor.

-Hiç hoşuma gitmedi. -Sabırlı ol, dostum, tamam mı?

Her şey yoluna girecek.

Woody, beni dinle.

Düşman mevzilenmiş. Emirleriniz aracı terk etmek.

Anlamadım, tekrar et, Stick.

Şuna inmemizi mi istiyorsun?

İki adamları vuruldu. Yardıma ihtiyaçları var.

Çocukları inişe hazırla.

Ne diyor bu?

İnip düşmanla yakın temasa gireceğiz.

Ne, burada mı? Sadece biz mi?

Benden sonra. Çabuk ol, olur mu?

Savaş suçuyla suçlanmak nasıl bir duygu?

Brian Wood bu.

Okuldan bir çocuk senin katil olduğunu söylüyor.

-Seni üzen bu mu? -Çok üzücü ama.

Buraya gel, küçük adam.

Değilim de.

-Ne değilim? -Baba.

Bailey...

...sana katil gibi mi görünüyorum?

Soruşturmanın referans şartları şu şekildedir, alıntı yapıyorum...

...davacıların 14 ve 15 Mayıs 2004 tarihlerinde...

...İngiliz askerlerine karşı ileri sürülen iddiaları...

...araştırmak ve raporlamak.

Onbaşı Wood, meselenin nasıl ilerleyeceğini anlıyor musunuz?

Anladım, efendim, evet.

-Tamam çocuklar, tek başınasınız. -Hazır mısın?

-Butch, hazır mısın? -Evet!

Hadi! Gidin, gidin, gidin!

Ah, tanrım! Bebeğim.

Sana da olur mu? Bazen hani uyanırsın...

...nerede olduğuna dair en ufak bir fikrin yoktur?

Hayır.

Nerede olduğunu söylememi ister misin?

Artık biliyorum.

Söylememi ister misin?

Evet, söyle bakalım.

-Londra'dasın. -Evet.

Kraliçeyle tanışmaya geldin.

Peki neden?

Çünkü sen bir kahramansın, o da ceketine bir şey takmak istiyor.

Hadi, ufaklık hadi! Gidip anneni bulalım.

Hadi bakalım, hadi.

Orada. Git de gör. Hadi oğlum.

Şu akıllı delikanlıya bak.

Hey! Nasılsın, Bailey evladım?

Geceyi büyükanne ve büyükbabayla geçirmeye ne dersin?

-Selam! -Annesini görecekmiş.

-Pantolonu mu unuttun? -Sorun olur mu?

Harika bacakları var. Canım oğluşuma bak.

-Bizim canım oğlumuz. -Bizim canım oğlumuz musun sen?

-Sen bizim oğlumuz musun? -Daha hazır değil misin?

Saat kaç biliyor musun?

-Sakin. Baba, kravat düz mü? -Düz. Hadi, acele edin be!

Üstünü bozma. Giydirmek çok zamanımı aldı.

Aynısını Brian için de yapmak gerekebilir, ilk sefer de olmaz.

-Bırak şunu ve pantolonunu giy. -Evet, hadi. Acele edin.

İkinize süre tutacağım.

10 dakika.

Orduda 23 yıl, evlat. Ben hiç böyle yerlere çıkamadım.

14 Mayıs 2004'te Onbaşı Brian Wood...

...Danny Boy Kontrol Noktası'nda...

...düşman ateşi altında pusuya düşürülen yoldaşlarının...

...yardımına gönderildi.

Irak'taki en şiddetli çatışmalardan bazıları sırasındaki liderliği...

...cesareti ve özverili hareketleri nedeniyle...

...Onbaşı Wood cesareti için Askeri Haç'a hak kazandı.

Hadi, Brian. Ayak uydur.

Başka şeyler de biliyor, ama esas olarak kaleci.

Sadece kaleciler için koçları mı var?

Neyse, kalecilerin penaltı çalışması için penaltıları atmamı istedi.

Nereye vuracağımı bilemiyorlarmış.

İstediğim yere de atabiliyormuşum.

Diğer çocukların çoğu oraya çıktıklarında dondular.

Veya kaleciye bakıp konsantrasyonlarını kaybettiler.

-Sonra dedi ki-- -Tamam, Brian. Kısa tut.

Kısa tut.

Demek koşuya çıkmak istedin.

-Bakalım neler yapabiliyorsun. -Öyle mi?

Evet.

-Tamam. -Evet!

Anlaşıldı!

D ile başlıyor Brian.

Dirayet.

Baba!

N'aber, Woody? Madalyan nerede?

Komutanım, ateş altındaki bir uçaktan* atlamak nasıl bir şey?

Bu güzel bir soru.

-Adın Johnno, değil mi? -Komutanım.

Johnno, bugün sana savaşın gerçeklerini anlatmak için geldim.

Savaşın gerçeklerinden biri de kalkıp hakkında konuşmanın...

...o kadar kolay olmamasıdır.

Yaptıkları hakkında konuşmayı seven gazetelere çıkanlar da var tabii.

Onlara iyi şanslar.

Bu konuda kendi kararınızı verin.

Bu konuda söyleyecek bir şeyim yok.

Neye odaklanıyordum, biliyor musunuz?

Evet? Kimse yok mu?

Cesur olmayı, kahraman olmayı, madalya kazanmayı düşünmüyordum.

Düşmanı yok etmeye odaklanıyordum.

Kendimi ve adamlarımı hayatta tutmaya.

Kendi savaşımı veriyordum ben.

Başkalarının ne yaptığı umurumda değildi. Anlaşıldı mı?

O zaman işte kısa süre kendinizi...

Onbaşı Wood?

Evet?

Spencer.

Dersteydim. Neler oluyor?

-Sadece biraz konuşmak istiyoruz. -Biraz konuşmak mı?

Madalya için tebrikler, onbaşı.

Neyle ilgili olduğunu söyleyecek misin?

Söyleyeceğiz, evet.

Şuraya otur lütfen, Onbaşı Wood.

Danny Boy Savaşı'nın sonrasından fotoğraflar göstereceğiz, onbaşı.

Tanıdığın biri olursa söylersin.

Tamam mı?

Peki bu?

Bu ne demek oluyor?

Bu insanları tanıyıp tanımadığını merak ediyoruz, onbaşı.

Hayır.

Bu benim ekibim.

Bunu?

Bu tutukluyu tanıyor musun, Onbaşı Wood?

Evet, ben...

Onu ben esir aldım.

Ne şekilde aldın peki?

Çatışma kurallarını hatırlıyor musun Onbaşı Wood?

-Evet. -Yani bu adamı esir aldın.

-Güç kullanımını anlat. -Teslim oldu.

Silahlı mıydı?

Yoksa sadece tarlada bir çiftçi miydi?

Hayır, silahlıydı.

CSM "Silahları bırakın!" diye bağırdı o da bıraktı.

-CSM bağırdı mı? -"Silahları bırakın!" diye, evet.

Sen olsan bırakmaz mıydın?

CSM'yi biliyorsunuz.

Onu esir aldığında yalın ayak mıydı?

-Evet. -Onu plastikle mi kelepçeledin?

Hayır, o zaman değil, hayır.

Ona su teklif ettin mi?

Hatırladığım kadarıyla hayır.

O tarihi dün gibi hatırladığını sanıyordum.

Öyle.

Peki, ona su ikram ettin mi, Onbaşı Wood?

Sen ettin mi?

-Sen su teklif ettin mi? -Onbaşı...

Yoksa orada değil miydin?

Anlamadım, tekrar et, Stick. Şuna inmemizi mi istiyorsun?

İki adam vuruldu. Yardıma ihtiyaçları var.

Çocukları inişe hazırla.

Hadi, çocuklar. Tek başınızasınız.

Hazır mısın?

-Butch, hazır mısın? -Evet!

Hadi o zaman! Gidin, gidin, gidin!

Hadi!

Düşman, köprü tarafı.

Düşmanı indirirsek, birinci pozisyonu alırız, tamam?

Ama 120 metre uzakta.

Geriye say!

Beş, dört, üç, iki, bir!

50 metre!

Hemen yat!

Hemen yere yat!

Kapa çeneni!

Bu bir emirdir!

-Diğerleri nereye gitti? -Her an dönebilirler.

Pozisyon 1. Bir çizik bile almadan, çocuklar.

İngiliz askeri ruhu sayesinde, dostum.

Aferin, çocuklar. Binin.

Orada bekle, orada bekle. Hemen ineceğim.

Günaydın.

Tehditler aldığımız için bu interkomu taktırdık.

Ama düzgün çalışmıyor.

O yüzden durmadan merdivenlerden aşağı yukarı koşuyorum.

Beni öldüren kaçıklar değil, yorgunluk olacak.

Beni görmek için ofise geldiğin için teşekkürler.

İşi olduğu gibi görme şansın olacak.

Gerçi şu ara üniversiteye gidemeyecek kadar meşgulüm.

Bazılarınız şehirde filmli camları, boyun masajları olan...

...büyük hukuk firmalarına gireceksiniz...

...ama avukatların büyük çoğunluğu böyle çalışıyor.

Bunu anlasanız iyi olur.

Tamam, dümdüz, buraya, hadi.

Benim tavsiyem koşuya çıkın.

Yoga yapın, çiçek düzenleyin.

Size bakış açısı kazandıracak her şeyi.

Dikkatli olmazsanız bu iş sizi çiğneyip tükürür.

-Kim çay ister? -Ben.

Adın ne?

-Deena. -Şeker?

Danny Boy subtitles in other languages

Kommentarer

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left