From - First Season

From - First Season

Stáhnout Turkish titulky

Série 1

Informace o verzi

From S01 WEBRip x264-ION10
Komentář od CSTGT
- bloodflower - From.S01.1080p.AMZN.WEB-DL.DDP5.1.H.264-TEPES | ION10

Tagy

webrip
web
x264
BRip
Zveřejněno: 2023-04-23
Stažení: 301
Pro sluchově postižené: No

Náhled titulků v jazyce Turkish

Prvních 200 řádků.

Eve gitmem gerek.

Vakit yok. Hadi!

Bilmiyordum.

Tamam. Yani, bana mı öyle geliyor yoksa--

Tamam, millet. Gece için kapatıyoruz.

Eve gitme zamanı.

- İyi geceler. - Sağ ol, Sara.

Eve sağ salim gidin.

- İyi geceler. - İyi geceler.

- Sağ ol, Sara. - İyi geceler.

İçeri girme zamanı, tatlım.

Beş dakika daha, lütfen?

Meagan, annenin sözünü dinle.

Tamam, şerif.

Hadi gel.

Aferin.

- İyi geceler. - İyi geceler, şerif.

Hızlıca eve.

- Şah mat. - Evet. Beni yendin.

Beni hakladın, baba.

Hala en iyisisin.

Pekala, Bay Liu.

Bodruma inme zamanı, tamam mı?

Biz-- Biz oynuyoruz!

Hey. Hey.

- Sorun yok. - Üzgünüm.

Sorun değil. Sorun yok.

Gina seni bodruma indirecek ve sabah yine buraya gelebilirsin.

Tıpkı konuştuğumuz gibi, hatırladın mı?

Sen iyi bir kızsın.

Bak. Gina geldi.

- Gidelim. - Gidelim, Bay Liu.

Kalk bakalım. İşte böyle.

Hassas ve sakince, tamam mı?

- Adımlarına dikkat et. - Dikkatli ol.

Sen onunla çok iyi anlaşıyorsun.

- Teşekkürler. - Evet.

Annen onunla bir gece geçirmek isterse memnuniyetle bekleriz.

Babamın hep iyileşeceğini söyleyip duruyor.

İnkar, aile ağacımızın önemli bir dalıdır.

Sanırım yarın görüşürüz.

Evet, sanırım yarın görüşürüz, şerif yardımcısı.

- Çabucak eve git, tamam mı? - Doğru. Evet. Evet, hanımefendi.

Her şey yolunda mı?

Öyle görünüyor.

Pekala.

Sen evine git. Sabah görüşürüz.

İyi geceler, şerif.

POSTANE

OLAYSIZ GECELER 96 Gün

Frank! Kalk lanet olası!

Hadi ama Frank! Eve gitmelisin!

Hava kararıyor.

Frank!

Lanet olsun.

Lauren seni öldürecek.

Babam eve geliyor mu?

Her an gelebilir.

Hava kararmadan evde olmalıydı.

Söz vermişti.

Baban bazen biraz unutkan olabiliyor.

Hepsi bu. Sen duanı etmeye başla.

Bir dakikaya geliyorum.

Tamam.

Lanet olsun, Frank.

Şimdi uyumak için yatıyorum.

Ruhumu koruması için Tanrıya dua ediyorum.

Kalkmadan önce ölürsem...

...ruhumu koruması için Tanrıya dua ediyorum.

Meagan?

Ben büyükannen.

Pencereye gel.

Ama bunu yapmamalıyım.

Sorun yok.

Söylemem.

Bu bizim küçük sırrımız olur.

Söz veriyor musun?

Söz veriyorum...

...ve asla sözümü bozmam.

Seni çok özlemişim.

Meagan, ne yapıyorsun?

Büyükanneme benzemiyorsun.

O senin büyükannen değil.

Çok yalnızım.

Bebeğim, lütfen hemen--

Belki beni içeri alırsın.

Meagan, hayır!

From 1. Sezon 1. Bölüm "Uzun Günün Geceye Yolculuğu"

Çeviri: bloodflower ¡İyi Seyirler!

Norman, sana bir şey olmayacak.

Gizli periler Gözyaşı Gölü'nden dönüyorlar.

Seni iyileştirecekler!

Hayır. Canavarın pençesi çok derine girmiş.

Arkadaşlarıma onları özleyeceğimi söyle.

Aileme elveda dediğimi söyle.

Norman?

Norman! Norman! Hayır, lütfen!

Sen benim en iyi arkadaşımsın!

Lütfen, lütfen, Norman, hayır!

Ama periler Gözyaşı Gölü'nden geri geliyorlar, değil mi?

Onu daha iyi yapacaklardır.

Üzgünüm, ahbap.

Norman öldü.

Ve öldüğünde gidersin.

Onu geri getir!

Onu geri getirmek zorundasın!

Evet. Bazen hayat zordur, evlat.

Anne! Julie Norman'ı öldürdü!

Julie.

Ne? Ona bir hikaye anlattım.

Anne! Julie Norman'ı öldürdü!

Julie, ne yapıyorsun?

Tamam.

Hey, Norman'a ne oldu?

Canavarlar onu öldürdü.

Onu canavarlar mı öldürdü?

- O halde bu iyi haber. - Neden?

Çünkü canavar diye bir şey yok, tatlım...

...ve canavar diye bir şey yoksa...

...o halde bunun anlamı Norman'ın hala hayatta olduğu, değil mi?

Gerçekten mi?

Norman'la oyna.

Günaydın.

Bu sefer ne var?

Lauren başka bir yemek yarışması mı düzenledi ne oldu?

Lanet olası.

Sana ne demiştim, Frank?

Geç olmuştu ve ben--

Çocukların varsa pencereleri çivilersin.

Lanet olası pencereleri çivilersin, Frank!

- Hayır, hayır. - Değil mi?

Hayır, yapamam. Yapma.

İçmek mi istiyorsun? İçmek istiyorsun, ha?

Hayır.

Hayır! Hayır!

Bir erkek ailesini korur, Frank!

Bir erkek ailesini korur!

- Ne yaptığına bir bak. - Üzgünüm, hayır!

- Ağlamayı kes. - Hayır!

Yaptığın şeye bir bak, Frank!

Gözlerini aç ve bak!

Yaptığına bir bak! Bak şunlara!

Bak şunlara! Ona bak!

- Hayır! Hayır! - Ona bak!

Hayır!

- Hayır mı? Bakamıyorsun, ha? - Bakamıyorum.

Bakamıyor musun? Bakamıyor musun? Ha?

Lanet olası bak ona!

Ona bak!

Ben-- Ben bakamam!

Onu tutukla. Beni duydun mu?

Onu tutukla.

Yapamam.

Hepsi senin, peder.

Bu sabah ne düşünüyordum, biliyor musun?

İlk kez sizinkileri görmeye gidiyoruz.

Hatırladığım kadarıyla 83 model Volvo kullanıyordum.

Fren yerine, metal üstüne metal vardı.

Yolcu tarafının kapısı açılmıyordu.

Tanrım. O araba bir ölüm tuzağıydı.

Hayır, o araba bir şampiyondu.

Ailem senden nefret eder diye çok korkuyordum.

Ama neyse ki nefret etmediler.

Evet.

Bazen, şu anki gibi olmadığı zamanlarda...

...nasıl olduğunu hatırlıyorum.

Önceden olduğu gibi.

- Bunu yapma. - Ne yapmayayım?

Lanet olsun.

Neden yolun ortasında bir ağaç var ki?

Fırtına gibi bir şeyde düşmüş olmalı.

Çok seçici bir fırtınaymış.

Bir mil geride bir çıkış vardı.

Sanırım etrafından dolaşmak zorunda kalacağız.

Belki onu karavanla itebiliriz.

İşe yaracağını sanmıyorum, ahbap.

Baba, beni kaldır.

Hadi. Evet.

Ne yapıyorlar öyle?

Gidebilir miyiz, lütfen?

Evet. Hadi.

Jim!

- Evet. - Hadi, ahbap.

Bir anlaşmamız var, şerif.

Buraya gelmiyorsun.

Oğlumu görmeye geldim, Donna.

Lütfen.

İçeri gel, o zaman.

Ne?

Bir şiir gibisin. Bunu biliyor musun?

Etrafındaki her şeyi güzelleştiriyorsun.

Bu yeri bile.

Şerif Stevens.

Merhaba, Fatma.

Daha sık uğramalısın.

Evet. Evet.

Siz çocuklara bir dakika vereyim.

Hiç değişmemiş, değil mi?

Burada ne yapıyorsun?

Evet. Pekala...

Komentáře

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left