প্রথম 200টি লাইন।
-Şov zamanı. -Shia ile Şeker Çocuk 2'deydim.
7-Eleven, Abercrombie'yi sikmiş gibi.
-Süt mü o? -Aman Tanrım!
-Eğlenceye dâhil olun. -Gary Busey ile üçlü yapmıştım.
DAHA ÖNCE
Ölüme terk etti, bir şey olmamış gibi davranıyor.
Seni gebertirim.
-Durma. -Butcher'ı da sikerim…
-Hughie'yi de. -Bizi dibe çekeceksin.
-Anne. Merhaba. -Annie!
Vought'un bana madde aşılamasına izin verdiğinde yaşım kaçtı?
Sıra dışı bir hayat süreceğine söz vermişlerdi.
Babamın, birikimlerimizi kaybettiği için gittiğini söylemiştin.
Kötü yatırımlar yüzünden miydi?
Sert erkek ayakları var ya? Hepsi laga luga.
Fort Harmony, Frederick Vought'un çalıştığı askerî hastaneymiş.
Bir yerlerde kaldıysa buraya bakmamız şart.
V1 bugünkü formülden on kat daha güçlü.
Sadece sayılı ilk süperlerde etkili oldu.
Sen ve Fırtına Cephesi.
-Fırtına Cephesi kim? -Doktor Vought'un eşi Clara.
Sen Özgürlük olarak tanıyorsun.
Peşine düşeceğiz ya?
Virüs olmadan olmaz.
Yeterince güçlüydüm.
Bir ben durdurabilirdim hani?
Onu Kule'den çıkarman için öyle dedim.
Tatlı çocuğum.
Yurtsever?
May…tap.
Bu koku da ne?
Yeni parfüm koleksiyonum.
General Lee'nin Sırrı.
Hayır.
Babamın kokusu. Asker Çocuk'un kokusu.
-Üstün başın babam kokuyor. -Evet.
Tabii, röportajı aradan çıkarıyorduk.
Aradan demek?
Senden bir şey isteyeceğim.
Öyle mi?
Muhteşem bir vahiyle müjdelendim.
Bir melek beni ziyaret etti.
Bana kaderimi söyledi.
Şükürler olsun. Kaderinizde ne varmış?
Tanrı.
Efendim, bu müthiş.
Tanrı'ya hizmetten daha yüksek mertebe yoktur.
Hayır. "Tanrı'ya hizmet"i değil.
Tanrı olmamı müjdeledi.
Ben Mesih'im.
Dünyanın kurtarıcısıyım.
Mesih mi?
Evet.
Tebrik ederim.
Teşekkürler.
Özel olduğumu hep biliyordum. Hep!
Çok çektim. Bir sürü zorluk çektim
ve sebebini anlayamamıştım.
Ama sen… Sen.
Sen bunun hep farkındaydın, değil mi?
En başından beri özel olduğumu biliyordun.
Seni bu yüzden
gelişimin müjdesini yayman için seçtim.
Nasıl?
Yeryüzündeki en güçlü medya yapılanma kontrolü bizim elimizde.
Pazarlamamıza İsa bile can atardı.
Ne dersin?
Sizin için her şeyi yaparım efendim.
Teşekkürler.
İşte. Ölümden döndün.
Yavaş ol. Yavaş.
Al bakalım.
İmparator'un Dönüşü filmi gibi, değil mi?
-Hiç izlemedim. -Ne?
-Hadi lan. Açmıştım ya. -Hayır.
Sen Yıldız Savaşları'nı açtın ve annem izletmedi.
Kendini Arayan Adam'daki herifle çekmediler mi?
Evet.
Neyse, o filmde bir sahne var.
Genç Luke uzay gemisine atlayıp
babası Darth Vader'a gününü göstermeye gidiyor.
-Sağlam yumruk… -Bekle.
Darth Vader, Luke Skywalker'ın babası mı?
Evet, spoiler oldu ama neyse, dinle.
Uzun lafın kısası virüs hallolana kadar beklemeliydin.
Savaştayız.
En iyi silahımız sensin.
Ama Yurtsever'i ceset torbasına koymadan sen kendin girersen
kimseye faydan dokunmaz.
Deneyecek kadar cesurdum.
Cesaret ve aptallık arasında ince bir çizgi var evlat.
Beni umursadığın yok ki.
Belki de hiç umursamadın.
Dur, sana su getireyim.
Koyduğumun ergenleri.
Hoş geldin puşt herif.
Teşekkür ederim.
Ne iş?
Hiç.
Yakıyorsun.
-Teşekkür ederim. -Pekâlâ.
Siz amcıkların moda haftası bittiyse
işe koyulsak mı?
Fransız, yeterli dozu almamız ne kadar sürer?
Çok az virüs kalmış. Çoğaltmak vakit alır.
Ne derler, bilirsin. Kısık ateşte, yavaş yavaş.
Ne kadar sürer lan?
-Birkaç hafta. -Tamam.
O zaman Fort Harmony'ye gidelim.
O yer 80 yıl evvel kapatılmış.
Orada V1 kaldıysa bulması kolay olmayacak.
Bir de izcilerin bağırsaklarını
sürpriz yumurta gibi saçan V vurulmuş canavar meselesi var.
Stan Edgar, Yurtsever'in elinde, hatırlatmalı mıyım?
Kuvvetle muhtemel on adım öndeler.
V1'i önce ele geçirirsek Annie'yi ve Kimiko'yu kurtarırız.
Zerre umurundaysa seni kurtarırız.
Yurtsever'in eline geçerse ölümsüz olur,
virüs işe yaramaz, biz de siki tutarız.
Kim Clearfield'a gitmek ister?
Ryan'a kim bakacak?
O gitti. Tüydü.
Acaba kimin hatası?
Yerinde olsam hiç topa tutmam dostum.
Tabii Yıldız Işığı'nın yerini bilmiyorsan?
Aynen öyle. Hadi iş başına.
Annie.
Baba.
Dinle, seninle konuşmalıyım.
Dinliyorum.
Şunu keser misin?
Beni nasıl buldun?
Aylardır seni arıyorum. Çok iyi saklanıyorsun.
Yirmi yıl oldu
ve beni görünce ilk sözün bu mu?
Ne diyeyim?
Baba?
Annie, bu kardeşin… Mason.
Gayet açık Sayın Başkan. Devlet okullarının bütçesini kesip
Yurtsever Özgürlük Akademileri'ne burs veriyorsun.
Çocukların eş cinsel penguenleri okuyup
duyar kasan cihatçı olmasını istemezsin ya?
Teşekkürler.
Açık olayım. Kimsenin ayağına gitmem.
En son emir yağdırmasına izin verdiğim siyahi kadın Nell Carter'dı,
penis halkası ve bir kutu Crisco yağı ile.
İş Analisti film anlaşma şartlarını onaylamadı.
Senin karavanına, tırnak içinde, "koca bir kâse kokain" koyamayız.
İstek listemde var.
1984 yılından kalma.
Ne bok istersem yaparım.
Bunu Fort Harmony'den dönünce
Yurtsever'le görüşebilirsin.
Fort Harmony mi?
Yurtsever ve Stan Edgar candan sohbet ettiler
ve V1'i Fort Harmony'de bulma ihtimalimiz yüksek gözüküyor.
Doktor Vought iğneyi sana orada yapmadı mı?
Müjdeli haber.
Yurtsever'in eline geçerse senin gibi bağışık ve ölümsüz olacak.
İlelebet birlikte olacaksınız. Baba ve oğul… Sonsuza dek.
-Ne zaman gitti? -Daha çıkmadı.
Belki ona eşlik edip bakacağı yeri gösterirsin.
Hem orayı senden iyi kim bilir?
Tuhaf. Kuş veya hayvan yok.
-Sanki… -Sıçayım.
Ta öteki ucuna park etmen şart mıydı?
Yol zor geldiyse bağcıklarını bağla göt lalesi.
Sikerler ya.
Pek benim tipim değil.
-Biraz saygı göstersen. -Hughie haklı Butcher.
Önce kızı yemeğe çıkar.
Bakalım ne varmış.
Çürüklere bakılırsa bu cesetler bir süredir burada.
Bir şey onları parçalamış.
Bu izci çocukları ne öldürdüyse hâlâ ormanda geziniyor olabilir.
Elimizi çabuk tutalım.
Koca Ayak'a lokma olmaya gelmedim.
Vay be, enfes.
Niye bu zamana kadar denemedim? Niye korktum ki?
Canlarını bana vermek balıklar için en büyük onur.
Balık cennetine, ton balıklarının yanına giderler.
Ne yapıyorsun oğlum?
-Sana güvenmiştim. -Dilin çözüldü mü?
Metot oyunculuğu kolay mı sence?
Konuşmamak ne kadar zor, biliyor musun?
En güçlü enstrümanım bu ve kullanamıyorum bile.
Ama kendimi adadım lan. Bu role her şeyimi verdim
ve sen bana ihanet ettin.
Bekle. Stan Edgar'ı getirdim diye mi karın ağrın?
Arkadaşız sanmıştım.
Millet aptallığına gülerken sana arka çıktım.
Güçlerinle dalga geçtiler,
geri zekâlının önde gideni dediler.
-Öyle bir şey diyen yok. -Hep diyorlar.
Olayı dallandırıp budaklandırmayalım.
Yurtsever'in gözüne Edgar ile girdim.
Köpekçikler sofrası burası.
Doğrusu bu mu sence?
Neyse ne. Maskeni geri tak.
Demek böyle olduk.
No comments yet. Be the first to leave one.