প্রথম 200টি লাইন।
- Yok artık. - Bu genişlikte
ve periyodik.
Palavra.
Göster.
Dünyevi bir şey olmalı.
- Ay'dan sekiyor. - Vay be. Onu kontrol etmeyi düşünemedim.
Şu yamaca bak dostum.
Tam kaymalık.
Sürükleniyor.
Şuraya bak. Yakınlaştır. Şu varyasyonu görüyor musun?
Bak. Şu boşluk. Burada duruyor, sonra yeniden başlıyor.
- Tekrarlıyor mu? - Her 78 saniyede bir.
Tamamı.
Tam üç saattir böyle ve sonu yok gibi.
Mümkün değil.
İNEK
Şeyden sekiyor olmalı… Şeyden…
Ay'dan sekmiyor Dave.
Belki de Orman Hizmetleri'ndeki gevezelerdir.
Onları sevmiyorum, telsizde hep ağaçtan bahsediyorlar.
Sinyal o ormancılardan değil Dave. Şu sinyale bak.
Sürükleniyor.
Nedir o zaman?
Basit darbe genişlik modülasyonu. Eski usul, Mors kodu gibi.
Belki de bir şekilde Fort Collins'ten gelen zaman sinyalidir.
- Onlar bu modülasyonu kullanır. - Atomik saat değil.
Atomik saat her dakika değişir çünkü o bir saat.
Bu, her 78 saniyede bir tekrarlanan aynı veri.
Ayrıca bu, 600 ışık yılı uzaklıktan geliyor.
Mors kodunuz dörde bölünmüş gibi görünüyor.
Darbeler eşit süreli
ama dört farklı frekansta konumlandırılmışlar.
- Otomatik piyano gibi. - İkili değil, dört tabanlı.
Kuvaterner.
Bunu çözmek zor olacak.
Hayır. Şuna bakarsan…
Sence ne yazıyor?
Belki sadece, "Merhaba. Selam. Biz buradayız."
Voyager 1 ve 2'ye ne koyduk? Chuck Berry'yi mi?
Belki bu sadece onların "Johnny B. Goode"udur.
Göndermek için çok güç gerekmiştir.
Megavat mı?
Gigavat mı?
Sadece bize doğrultulmuşsa tabii.
Anten Afrika büyüklüğünde.
Daha büyük.
Bir mesaj için bunca zahmete giriyorsan
"Merhaba"dan fazlası olmalı.
Neden anlaşılması zor yaparsın ki?
Kuvaterner mi?
Bu şifreleme gibi bir şey. Niye zahmet edip…
Kuvaterner değil.
Sanırım çözdüm.
PETRİ KAPLARI SİPARİŞLERİ BEKLEMEDE
İkiz ay alçakta ve dolunay şeklindeydi.
Ufkun ötesinden bakan şarap yeşili iki göz
Lucasia'nın ruhuna bakmak ister gibiydi.
Mercator'un kanlı güvertesinde volta atıyor,
Raban'ı aklından çıkaracak herhangi bir şey arıyordu.
Baş güverteye çıktığında bakışları çıplak göğüslü genç bir denizciye takıldı.
Diz çökmüş, yerleri ovalıyordu,
günün kavgasının izlerini yıkarken gergin kaslı kolları iyice gerildi.
Lucasia bir baş hareketiyle…
…onu kamarasına kadar takip etmesini söyledi.
Kaptanın zevkine hizmet etmenin böyle tatlı olabileceğini
bu toy tayfa yeni öğrenecekti.
Ya da, ne yazık ki, sadece tek bir gece süreceğini.
Daha sonra, saat dörtte Lucasia mizana direğinin yanında durdu.
Bir kez daha yalnızdı.
Paltosunu sıkıca çekti,
kaba yününü parmaklarıyla yoklarken aklına Raban geldi.
Paltoyu ona ilk saran Raban olmuştu,
kulağına şöyle fısıldamıştı,
"Yokluğumda bu seni sıcak tutsun hayatım."
Bununla birlikte gururlu, mağrur Raban,
kalasa çıktı, sıçrayıp gözden kayboldu.
Mor renkli kaygan kumlar iz bırakmadan
onun üzerine kapandı.
Spekülatif tarihî aşk edebiyatı severlerin dikkatine,
çok satan yazar Carol Sturka, Wycaro Rüzgârları üçlemesinin
dördüncü ve en yeni kitabı "Wycaro'nun Kan Şarkısı"nı imzalayacak.
"Why-car-oh" lütfen! "Why-car-oh Rüzgârları!"
Ve Kan Şarkısı serinin en iyi kitabı.
Tanrım, çok eğleneceksiniz.
Hadi kitap imzalayalım!
RÜZGÂRLARI ARKANDA TUT!
Raban yaşıyor, değil mi?
Maureen. Okuyabilirsin.
Bu gece okuyacağım. Telefonun fişini çoktan çektim.
Sadece…
WYCARO'NUN KAN ŞARKISI
- Raban kapakta yok. - Doğru.
Ama Raban hep kapakta olurdu Carol.
Raban geri dönmezse…
…bırakırım.
Yaklaş.
Sayfa 218.
- Tamam. Teşekkürler. - Güle güle.
Sağ ol Maureen.
- Tamam, bu Olga. - Merhaba Olga.
Merhaba Yvette!
Merhaba!
Bayıldım.
RÜZGÂRLARI ARKANDA TUT!
- İyi okumalar. - Bu Nicky ve yastık.
- Nicky ve… Tanrım! - Kendim yaptım.
- Sen mi yaptın? - Evet.
Bu Christine.
Bu Paulina ve destek elemanı.
- Bu Carlotta. - Selam.
"Raban" deyin.
Raban.
Raban ve Eldgammel kargo ambarına düştüğünde
ne yüklüydü, hatırlıyor musunuz?
- Mandovia baharatlı meyvesi. - Ona da Lucasia'nın…
Ölümcül alerjisi var!
- Hayran kulübünüz mü var? - Tabii ki var!
- Çok sağ ol! - Sağ ol.
- Selam Tanya. - Selam!
- Heyecanlı mısın? - Evet.
- Selam Yvonne. - Selam.
İki tane aldım, biri küvet için.
Bu tıpkı Raban'ınki gibi otantik bir kılıç.
- Tamam. - Dikkat et, çok keskin.
Tamam, üç sorum var.
Ne zaman bir "Wycaro" filmi yapacaklar?
Lütfen televizyon filmi değil sinema filmi olsun.
Kayan kumları ILM'e yaptırmalısınız,
yoksa kusura bakmayın ama bok gibi görünür.
Ve C: Küçük ama çok önemli bir nokta,
iki direkli bir yelkenli olan Mercator'un mizana direği olmaz. Yani…
Craig, mağaza müdürü görmeden onu çantaya geri koymanı istiyorum.
Tamam.
- Mütevazı kulunuz. - Sağ ol.
KİTABEVİ
İşte oldu.
Çok teşekkür ederim.
- Bir sonrakinde görüşürüz. - İyi okumalar.
Pekâlâ.
Merhaba hanımlar. Hyatt Regency Dallas'a gidiyoruz.
Merhaba. Sağ olun, mükemmel.
Müthiş bir uğurlamaydı. Özür dilerim, sizi tanımalı mıyım?
Değişir. Saçmalık sever misiniz?
Günaydın Doc.
Gün kesinlikle aydın.
- Selam Mel. - Selam.
Bunlar nereden?
Bendenizden.
Afiyet olsun. Sanırım çoğu soslu
ama bir kutu pasta süsü ve pudra şekerli falan.
Bunu hak edecek ne yaptık?
On dört yaşındaki çocuğum bando için satıyor.
Çok iyi bir babasın.
- Ne çalıyor? - Trombon.
ABD ORDUSU
BULAŞICI HASTALIK ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ
- Doktor D! - İyi akşamlar. Günaydın. Her neyse.
- Bak Mel ne getirmiş. - Bize mi?
Evet, lütfen. Sizi geç saate kadar çalıştırıyorlar.
Evet. Sıçanlara gaz veriyorum.
Büyük proje nasıl gidiyor?
Ne duydun?
Bilmiyorum. Bir şeyler.
Şey…
Ekip, lizojenik bir virüsü kodlayan dizilim bulduğundan emin
ama sekiz ay hayvan deneyi yaptık…
Makaklar, tavşanlar, fareler…
- Hint domuzları. - Evet. Şimdi de sıçanlar.
Hiçbir klinik belirti yok.
Başka bir deyişle
elimiz boş.
Bomboş.
Tamam, nasıl yapalım?
Kalp iğnesiyle yapmak istersen onları uyutabilirim.
O iğnelerden nefret ederim.
O zaman gaz verebilirsin.
Gazı da sevmiyorum.
Kariyerin yanlış olabilir.
Pekâlâ, kalp iğneleri.
Şu işi bitirelim.
Şuna bir bak.
Lanet olsun.
Sence ne oldu?
Bilmiyorum.
Bence bayağı ölmüş.
- Kalbi atıyor mu? - Eldivenle bir bok hissetmiyorum.
Ne?
Kalbi kesinlikle atıyor.
Güçlü. Sadece bam, bam, bam.
Bu çok garip. Yani bilmesem…
Tanrım. Kahretsin. Olamaz.
Bu şaka olmalı.
- Kahretsin. - Deriyi deldi mi?
Bilmiyorum… Evet, eldiveni deldi.
Kahretsin. Çabuk ıslat.
Su altında tut.
Kanıyorsa iyice sık.
Onu yakalar yakalamaz bunu bildireceğim, tamam mı?
İşte oldu.
Saat 03.36'yı not alalım ve…
No comments yet. Be the first to leave one.