প্রথম 200টি লাইন।
50'lerde bizim yaş grubumuzdan...
...bu hoş ve unutulmaz Samba no Arpege eşliğinde...
...dans etmeyen var mı?
O, Waldir'in grubuydu...
...tüm mezuniyet balolarında çalan bir gruptu.
Peki o küçük koroda kimler var? Müzisyenlerin kendisi mi?
Müzisyenler ve bu arkadaşınız.
Ne güzel!
Waldir de koroda vardı.
Harika...
Kendini ağırdan satanların dans etmeye cesareti yok, neden?
Arpege'de Samba gibisi yoktur, harbiden.
Hadi! Dinleyelim!
“Samba no Arpege,” Luís Bandeira ve Waldir Calmon!
HİKAYEMİZ 1977'DE BREZİLYA'DA...
...ÇOK ÇALKANTILI ZAMANLARDA GEÇİYOR...
Merhaba. Depoyu fulleyeyim mi?
Merak etme, orada her şey yolunda.
- Depoyu doldurayım mı? - Şey...
Evet, doldur da...
Orada ne oldu?
Mevzu geçen pazar yaşandı.
Adamcağız elinde bıçakla yağ tenekelerini çalmaya gelmiş.
Gececi eleman Rivonildo da 12 kalibrelik av tüfeğiyle iki el ateş etmiş...
...biri göğsüne, diğeri suratına.
Oraya yığılıp kalmış.
Müstahak böyle haydutlara!
Merak etme, sen müşterisin.
Bunun seninle bir ilgisi yok.
Tamam mı?
Peki, tamam. Arabayı biraz geri al.
- Pompaya yaklaştıralım. - Tamam.
- Pazar gününden beri orada mı duruyor? - Evet.
Bir dakika, sana tüm hikayeyi anlatacağım.
Tamam!
Pazarı pazartesiye bağlayan karnaval gecesinden beri orada.
Rivonildo patronları aradı.
Ben de aradım.
Ama kimse cevap vermedi.
Sonra Rivonildo yakalanmamak için kirişi kırdı.
Fırsattan istifade karnaval kortejine karıştı.
Bu belâ da burada benim başıma kaldı.
Kaputu açsana.
Gidersem...
...işimi kaybederim.
Kalırsam...
...bu leşle baş başa kalırım.
Bu rezilliğe alıştım artık.
Ne kadarlık olsun?
- 120'de dur. - Tamam.
Polisi aramadınız mı?
Polis mi?
Polisi aradık, Kül çarşambasında geleceklermiş...
...çünkü karnaval dolayısıyla işleri başlarından aşkınmış.
Şimdiye dek gelen giden yok. Bugün Salı. Dün kokmaya başladı.
Baksana köpekler geliyor!
Lanet köpekler!
Defolun buradan!
Gidin buradan! Lanet olası pislikler, defolun!
Kaybolun!
Kahretsin.
- Teşekkürler. Hoşça kal. - Hele şükür.
Teşekkürler.
FEDERAL KARAYOLU POLİSİ
Pazar gününden beri orada. Buraya gelmeniz uzun sürdü.
- Bundan haberimiz bile yoktu. - Ben de burada perperişan kalakaldım.
- Günaydın, bayım. - Günaydın.
Ehliyet ve ruhsat.
Yani ceset için gelmediniz?
Hayır, meslektaşım durup şu sarı vosvosa bir bakalım dedi.
Yangın söndürücünüzü gösterebilir misiniz?
Arabadan inebilir misiniz, bayım?
Neden?
Arabanın içini kontrol etmem gerekiyor.
Bana güvenebilirsiniz.
- Bu gerçekten gerekli mi? - Evet.
Lütfen inin.
Burada bekleyin.
Süresi geçmedi.
Evet...
...süresi geçmemiş.
Arabada uyuşturucu yok, değil mi?
Esrar da içmiyorsunuz?
Hayır.
Silah?
Silah taşımıyorum.
Durma, sür.
Kimse durmak istemiyor.
Stepne biraz fazla yıpranmış gibi.
Stepne iyi durumda.
Peki, tamam.
Dinleyin, bayım...
Acaba...
...polis karnaval fonuna bağış yapabilir misiniz?
- Yüzbaşı... - Yüzbaşı değilim, çavuşum.
Çavuş.
Üç gündür araba kullanıyorum.
Kalan tüm paramı benzine harcadım.
Ama isterseniz...
...sigaralarımdan üç beş tane alabilirsiniz.
Bende kalabilir mi?
Tabii ki.
Kaybolun! Defolun buradan!
Toz olun!
Kahrolası aptal budalalar.
GİZLİ AJAN
Pernambuco'dan dünyaya selam olsun.
“Jornal do Comércio” dinleyicileri, hepinize iyi günler!
SÜREN BEN, YOL GÖSTEREN TANRI
Bugün Karnaval Salısı.
İhanet acısından keyif mi alıyorsun, dostum?
Zor mu geliyor? O zaman, Chicago grubunu dinleyelim!
"Beni şimdi terk edersen..."
"If you leave now..."
FAKİRİN TWİST'İ MACUMBA OLUR
1. BÖLÜM ÇOCUĞUN KABUSU
OKEANOGRAFİ BÖLÜMÜ
- Elini öpeyim, baba. - Tanrı seni kutsasın.
- Dr. Euclides! - Müsaade et de adamla bir konuşayım.
Git, geri çekil.
İçeri girmeden önce...
...bana neler olduğunu anlat.
Şey, baba...
Sanırım geçen haftaki o Zezinho denen adamdı.
Ne? Ne saçmalıyorsun? Delirdin mi sen, Arlindo?
Zırva bir şey olsaydı, sizi karnavaldan çağırır mıydım?
Yetkili kim?
- Aristeu, Cordeiro karakolundan. - O ibnenin amına koyayım ben.
Fernando yok mu?
- Karnavaldadır. - Evet!
- Gazeteci var mı? - Yok.
Sadece bir bilimci ve birkaç öğrenci var.
- Sağ mı, sol mu? - Göremedim, çok uzaktaydım.
Ama kokuyor.
Dr. Euclides, gelmenize gerek yoktu. İşim bitti sayılır.
Ben polis şefi Euclides Cavalcante. Hizmetinizdeyim.
Bu numune pazar günü geldi. Vakit kaybedemezdik.
- Soğutucu yok mu? - Var, ama bozuk.
Ve bugün müdahale sırasında bir parça bulduk.
Daha doğrusu, bir bacak.
Çekmeye başladım, ama en iyisi ellemeyeyim dedim.
Sonra polisi aradık.
Vay anasını...
Bu köpekbalığı nerede bulundu ya da nerede öldürüldü?
Kıyıdan 150 metre açıkta. Şurada, Candeias'da.
Peki bacak...
...bir erkeğe mi ait?
Bir şey diyemem. Adli tabip muayene etse daha iyi olur.
- Çakı mı kullanacaksın? Olmaz. - Merak etmeyin, alışkınım.
Numuneye zarar vereceksin. Parçayı kendim çıkaracağım.
Lütfen şurada bekle.
Çakı olmaz.
Eldivenlerim?
Dr. Inês, bir sorum olacak. Bacağın fotoğrafını çektiniz mi?
Hayır, fotoğraf çekilmedi.
Doktor Hanım, köpekbalığı erkek mi, dişi mi?
Erkek.
Kahretsin!
Lanet olsun!
- Görev tamamlandı. - Kaçalım!
Sırılsıklam oldu!
Buradayım.
- Bayan Sebastiana? - Evet, ta kendisi.
- Sen Marcelo musun? - Evet.
- Nasılsın? - Harika.
- Beni de bırakabilir misin? - Tabii ki, binin.
Bu, Clóvis. Basamağa çık, evlat!
- Her şey yolunda mı? - Evet.
- Rahat mısın? - Evet.
Gidelim.
Polisler sakalını görünce seni yakalamadı mı?
Bugün beni fena soydular!
- Ne? - Sigaralarımı aldılar.
Onlara bir şey verme! Benim sigaralarımı alabilirsin.
- Ben olsam vermezdim. - Ne zamandır sigara içiyorsunuz?
Altmış yıldır.
- Hadi canım! Kaç yaşındasınız? - Doğum belgeme göre 77.
1900'de doğdum.
Clóvis, ona yardım etsene. Valizleri indir.
- Kaputu açabilir misin? - Açık zaten.
Hoş geldin.
- Adamımız bu mu? - Evet, bu.
Hoş geldin! OFIRO TIMARHANESİ
Bira getirip selam vereyim dedim.
Gelişinin şerefine.
Yüce Meryem...
Haroldo.
Marcelo.
Vay canına...
Bu parti yediden beri devam ediyor. İki gecedir kimse uyumadı.
Hadi ama, Bayan Sebastiana!
Eve gidelim, dinlenmelisin.
- Görüşürüz. - Hoş geldin.
Bak burada kim var!
Teresa Vitória.
- Bu Marcelo, yeni gelen. - Merhaba.
- Merhaba, memnun oldum. - Memnun oldum.
Bu da kocası Antônio. Angola'dan geldiler.
Orada durumlar nasıl?
Vaktiniz var mı?
No comments yet. Be the first to leave one.