أول 148 سطر.
Buraya çok uzun zaman önce bir canavar geldiği söylenir.
Beyaz kuyruk.
Sarii.
Babamın bana kühtaamia için hazır olduğumu söylemesini hatırlıyorum.
Büyük avım.
Sen küçüktün. Annen seni ilaç toplamaya götürmüştü.
Ama babamla ben tepelere doğru çıktık.
Çok fena yağmur vardı. Her sırılsıklamdı.
Çamurun içinde süründük ve yay kirişim mahvoldu ve…
Sen uyuyordun.
Dönüp geri gelmesini bekliyordum.
Şimdi almak için nehri geçmek zorundasın.
Yay kirişini ıslatma.
Taabe,
bu sabah gökyüzünde
bir işaret gördüm. Gök gürültüsü kuşu.
Çok çalıştım.
Vakit geldi. Kühtaamia için hazırım.
Gerçekten hazır olduğunu mu sanıyorsun?
Seni avlayan bir şeyi mi avlamak istiyorsun?
Büyük Kuzey Ovaları Eylül 1719
-Onu iyi eğitmişsin. -Çok kolaydı. O çok akıllı.
Her akıllı yaratığın eğitilmesi kolay değil.
Bu savaş şefinin sakat dizi için mi?
Durumu kötüleşiyor.
Turuncu totsiyaa koymadın.
Sana turuncu totsiyaa'yı kim öğretti?
Sen.
Baban onu sebze kökü kesmen için bıraktı sana.
Neredeyse bununla geyik yakalıyordum.
"Neredeyse"yi yiyemeyiz.
Kızım, bir sürü başka şeyde çok iyisin.
Neden avlanmak istiyorsun?
Yapamayacağımı düşündüğünüz için.
Bu rüzgarda eve kırmızı kuyruk getiriyor.
Hikâyemi dinlemeliydin.
Uyuyacak vaktimiz yok sanıyordum.
Yeterince keskin.
Git biraz turuncu totsiyaa getir.
Itsee.
Bir aslan. Puhi'yi kapmış. Onu bulmalıyız.
Böyle gizlice gelirsen seni vururlar.
Gizlice gelen kim?
Seni davet eden kim?
Aşçıya ihtiyaç duyacak kadar uzun kalmayacağız.
Kalsın.
İyi iz sürüyor.
Ve Puhi'yi canlı bulursak, tedavi biliyor.
Bu kediyi bulmalısın artık.
-Bulacağım. -Biliyorum.
Çünkü artık mecbursun.
Harika. Köpek bok buldu.
-Kurt aramıyoruz. -Kurt değil bu.
Ezilmiş kemiği görüyor musun?
Bu aslan dışkısı.
Bunu yapan aslan büyükmüş.
Nefes alıyor.
O çok, onu öldürür.
Öldürmez. Sadece kanını soğutur.
Taabe kalıp avlanmak istiyor. Gidelim.
-Seninle geliyorum. -Aslanla başa çıkabilirim.
Hayır, sadece aslan değil.
Puhi neden hayatta? Aslanı korkutup ininden uzaklaştıran bir şey var.
Ben hallederim.
Puhi'nin yanında kal. Onun da yardımına ihtiyacı var.
Konuşarak vakit kaybediyoruz. Onu eve götürmeliyiz.
Soğuk iyi.
İlaç kanını yavaşlatıyor. Isınırsa kan kaybından ölür.
Hey.
Rahat etmesini mi istersin, hayatta kalmasını mı?
Seni bekleyecek vaktimiz yok.
-Bak. -Ayı izi olabilir.
Belki.
Ama çok büyük bir ayı.
Neden arka ayakları üzerinde? Ve yılanın derisini ne böyle yüzer?
-Devam etmemiz lazım. -Hayır.
Abimi uyarmam lazım.
Paaka, onunla git.
Naru, meşaleye gerek yok. Kediyi korkutacaksın.
Kedinin avlanma bölgesindeyiz.
Neden geri geldin?
İz buldum ve devasaydı.
Ayıdan korkmuyorum.
Ayı olduğunu sanmıyorum.
Ne olduğunu bilmiyorum. Hiç böyle bir şey görmedim.
Yılanın derisini yüzmüş, içini dışına çıkarmış.
Her neyse, artık kedinin inindeyiz.
Önce bununla ilgilenmeliyiz.
Hadi.
Aslan onu burada avladığımızı düşünmez.
Kendisinin bizi avladığını sanır.
Yemleyip tuzak kuralım, tırmanıp bekleyelim.
Bir avcı beklemez. Avlar. Bütün gece bekleriz belki de.
Bütün gece ormanda avlanıp hiçbir şey bulamayabiliriz de.
Avlanmaya korkuyorsan, ait olduğun kampa geri dön.
Naru'nun yöntemini deneyelim.
Tuzak kurup kediyi sana yönlendirelim.
Bekle.
Vakit geldi Naru.
Kühtaamia'n için.
Aslan geldiğinde ona şöyle de,
"Yolun buraya kadar.
Dahası yok. Bitti."
Kullanmaya korkuyorsan ne kadar keskin olduğunun bir önemi yok.
Hazır olduğunu mu sanıyorsun?
Hiç aslanla karşı karşıya kalmadın.
Ağzı ok gibi dişlerle dolu,
etini parçalamaya ve kemiklerini kırmaya hazır.
Abin geri döndüğünde, onunla birlikte aslanı bulup öldüreceğiz.
Abin sene eve taşıdı.
Peki ya aslan?
-Taabe peşinden gitti. -Tamam.
Onu bulmam lazım.
Hayır, dinlenmen lazım.
Bu çayı iç.
Puhi tedavin sayesinde hayatta kaldı.
Orada bir şey var. Taabe'nin yardımıma ihtiyacı var.
Abinin sana ihtiyacı olsaydı, buraya geri getirmezdi.
Kühtaamia'nın amacının avlanabileceğini göstermek olduğunu sanıyorsun.
Ama tek bir amaç var.
Hayatta kalmak.
-Naru. -Savaş Şefi.
Naru.
Nereye gidiyorsun?
Başardık.
Hayır.
Biz başarmadık.
Sence o izleri ne bıraktı ve o yılanı ne yüzdü?
Ve ben düşmeden önce
-ağaçlarda şimşek gördüm. -Naru.
-Orada başka bir şey var. -Varsa da ben yakalarım.
Geri gitmemiz lazım.
-Uzağa, dağ sırtının ötesine. -Hayır.
-Tamam. Gerekirse tek başıma avlanırım. -Olmaz.
-İznine mi ihtiyacım var, Savaş Şefi? -Bu izin meselesi değil.
Gidemezsin.
Seni eve taşımak zorunda kaldım.
Avlanabilirim.
Haklısın.
Biz başarmadık.
Ben başardım.
Sen denedin. Ama sen…
Eve getirmeyi başaramadın.
Kendileri göremiyorsa
göster.
Bir dahaki sefere yemek senden.
Bu izi bırakan her neyse bulmalıyız.
Sarii?
No comments yet. Be the first to leave one.