As primeras 200 linias.
Vijay Bey!
Sakin ol.
Yürüyüş yapıyor sandım.
Taksiden ona seslendim.
Duymadı herhâlde beni.
İntihar edeceğini bilseydim…
Vijay amcanın cesedi bulunamamış.
Hayalet olarak geri dönecek.
Cesedi bulunmadıysa öldüğü nereden belli?
Bakshi teyze deniz kenarında dikildiğini görmüş.
Şu abiler de atladığını görmüş.
Annem "Beyefendiler iyi ki haber verdi" diyor.
Oturun lütfen.
Bay Bathena?
Evet?
- Buyurun. - Tamam.
Pardon. Kusura bakmayın.
Evet.
Her şeyden önce ailesine başsağlığı diliyorum.
Deeksha, Akhil, Abhishek.
Abhimanyu olacak amca, Abhishek değil.
Pardon canım. Abhimanyu.
Vijay'la 30 yıl önce tanıştık.
Eşini kanser bakımevime getirmişti.
Anna yedi yıl boyunca benim hastanemde kaldı.
Vijay'la çok yakın dost olduk.
İYİ REMİ OYNARDI 3.000 RUPİYİ İADE ETTİ
Bir sürü anımız var. Hangisini anlatsam?
Mesela bol bol remi oynardık.
Durum 126-126 berabereydi.
Aslında bana sorarsanız 126-125 ben öndeydim.
Ama ölmüş adamla tartışılmaz ki. Hileci!
Vijay sadece remi ustası değildi.
Mahallenin en iyi dansçısıydı. Garba Gecesi ödülünü üç kere kazandı.
Gerçi bir tanesi biraz tartışmalıydı çünkü jüride Bayan Bakshi vardı.
Onu çok severdin, değil mi?
Kayırmacılık!
Peder, dur. Başka bir şey var mı bakayım.
Evet, sahi.
Vijay ölmedi.
Vijay asla ölmeyecek!
Ne oluyor lan?
- Vijay! - Baba?
- Dede? - Vijay!
Hey! Ne oluyor burada?
- Ben demiştim! Hayalet! - Hey!
Resmim niye orada?
Öğretmenim hayalete inanmayın demişti.
Vijay!
N'aber beyler? Shock-a-locka Baby'ye tekrar hoş geldiniz.
Her gün yeni bir şok edici hikâye!
Evet, bugün çok heyecanlıyım.
Geçen hafta iki kurbağanın düğününü göstermiştim.
Ama bugün kendi cenazesine gelen Vijay Mathew var!
İkinci Şans Vijay'ın evi şurası.
Eminim hayatta olduğu için mutludur. Hazır mısınız?
Bom!
- Lan salak! - Baba!
Pardon.
Rezil, entrikacı!
Hem utanmaz hem dünyadan habersiz!
Ne diye intihar edeyim?
Bir kere eve gelmedim, mahalleyi ayağa kaldırmışsınız.
Cenaze düzenleyip tabut bile almışsınız!
Suçu bize atma!
- Gece neredeydin? Anlat. - Ben…
Polis sabahın altısına kadar cesedini aradı.
- Yürüyüş yapıyordum. - Telefonsuz mu?
- Şarjdaydı. Unutmuşum işte çocuk. - Bana çocuk deme.
Askı alıp telefonu boynuna asacağım. O zaman unutmazsın.
- Bayan Bakshi, sen konuşma. - Neden?
Deniz kenarında böyle yapıyormuşsun. Ne demek o? Görmüş.
Dalış pozisyonu o.
Denize baktığımda içimdeki yüzücü canlanıyor.
Bak, fotoğrafta da var.
Sahi.
Saçmalık!
Mesele bu değil.
Cesedim bile bulunmamışken ne diye tabut alıyorsunuz? Neden?
Dün gece eve neden gelmedin?
Mesele bu.
Kishore'la içiyorduk. Senin hastanende.
Sonra Kishore uyuyakaldı. Ben de arkadaki odada sızmışım.
Peki sen orada sızdıysan gençlerin atladığını gördüğü kişi kimdi?
Pasaklı, üstü başı dağınık bir moruktu dediler…
- Moruk anandır lan! - Baba!
Bir dakika.
Evet, orada üstü başı dağınık bir dilenci vardı.
- O atlamıştır. Evet! - Ne güzel. Olay çözüldü o zaman.
Hadi kutlama yapalım, eğlenelim.
Ama dilencinin cesedi nerede?
- Lan salak, senin… - Aman baba ya! Gidelim Akhil.
- Görüşürüz Abhishek. - Abhimanyu benim adım!
- Pardon. - Bir dakika kızım.
- Bir çay içseydik. - Olur. Samosa da isteriz.
Her şey normalmiş gibi davranma.
Niye kızıyorsun?
Asıl benim kızmam lazım. Ben daha ölmeden tabutumu hazırlamışsınız.
Bir de üste çıkma.
Annem öldükten sonra kendini iyice saldın.
- Hâlâ bira kokuyorsun, farkında mısın? - Tamam, özür dilerim.
Bugünden sonra ağzıma içki koymayacağım. Oldu mu?
- Gerçekten mi? - Evet.
Hadi, gülümse.
Büyü artık!
- Kızım, bir dinle. - Doğru diyor.
- Ama seni tekrar görmek güzel. - Sağ ol evlat.
- Ufaklık. - Seni seviyorum.
- Kusura bakma canım. - Akhil!
Viju, ölmemiş olmana çok sevindim.
Ne yapıyorsun Bayan Bakshi? Lütfen. Teşekkürler.
Vijay, ben de gidiyorum. Çok yoruldum.
- Bir daha böyle bir şey yapma. - Sen ölmeden yapmam.
Aman ne komik.
- Bu kağıtlar ne? - Önemli değil.
- Bakayım. - Hayır, özel bunlar.
- Bakayım dedim! - Kes şunu!
Otur şuraya.
Otur dedim!
"Vijay'ın cenaze konuşması."
- Bir şey söylemeyecek misin? - Lan paçalı don giyen moruk!
Neyse. Konuşma, daha iyi.
Remi oyuncusu mu? Garba dansçısı mı?
Onuncu sınıf münazara şampiyonu mu?
Ben ölmüşüm, aklına bir tek bunlar mı geldi?
- Ölmedin ki. - Ama öldüm sanıyordun, değil mi?
- Ama… - Hele sen bir öl.
Nasıl bir konuşma yapacağım, görürsün.
Sağlıkçı bozuntusu,
azmış koğuş görevlisi, hastane temizlikçisi… Nereye?
Tamam, sen yaşlı değilsin.
Ama benim mesanem yaşlandığımı her gün hatırlatıyor.
- Ben bir su döküp geleyim. - Bekleyiversin biraz!
Otur.
Kaç yıllık arkadaşımsın.
Beni hiç mi tanımıyorsun?
- Başarılarımı bilmiyor musun? - Özür dilerim.
Tamam, sen söyle. Ölürsen ne anlatabilirim?
- Pek çok şey! - Ne gibi mesela?
- Mesela mı? - Evet.
Ulusal yüzme şampiyonasında bronz madalya kazandım.
Sene?
1976… Evet.
Vay be! Tebrik ederim!
- Başka? - Başka…
Anna derdi ki yüzmeye devam etmiş olsam Asya Oyunları'na katılabilirmişim.
Gelecek vadeden bir yüzücü, öyle mi? Vay be!
- Evet! - Ne güzel! Başka bir şey var mı?
- Sonra? - Sonra…
Sinirli olduğumdan şu an aklıma gelmiyor.
Vijay.
Hayallerimiz neydi, gerçekler ne oldu.
Herkesin hikâyesi aynı.
Çok şükür hayattasın.
Evet.
Hadi hoşça kal. Dinlen biraz.
Akhil, ağzını zamanında açmıyorsun.
Hadi, odaklan! Böyle.
Beni izle.
- Vay! - Pastanız efendim.
- Çok güzel! - Güzel pasta.
- Baba, gel, pastayı kesiyoruz. - Ders veriyorum.
- Akhil! - Sonra verirsin.
Tamam, geliyorum.
İyi ki doğdun Deeksha.
- İyi ki doğdun anne! - İyi ki doğdun Deeksha!
- İyi ki doğdun. - Sağ ol!
- İyi ki doğdun kızım. - Sağ ol baba.
Afiyet olsun.
- Ben gidiyorum. - Ama bugün doğum günüm. Gidemezsin.
Tanıştırayım. Bunlar Jaag ve Sunny.
Jaag. Araba markası gibi.
- Memnun oldum amca. - Jaguar.
Üç ay önce bizim apartmana taşındı. Amerikalı.
Öyle mi?
Jaag motivasyon konuşmacısı.
- Şirketinin adı da şey… - Ja Su It!
- Pardon? - Ja Su It.
Jaag ve Sunny. 21 ülkede 39 şube. Süper, değil mi?
Ha, tamam. Ja Su It.
- Siz ne iş yapıyorsunuz? - Evet?
Ben mi? Emekli oldum ben.
Ondan önce?
Yüzme antrenörüydüm.
- Güzel! - Millî takımda falan mı?
Yok, hayır.
Eyalet takımı mı?
Bu kulüpteydi aslında. Daha çok hobi gibiydi.
Kocamla burada tanıştık.
- Vay! - Çok tatlı!
- Çocuklara havuzda yüzme öğretmek. - Asilce bir davranış.
Asilce.
Asıl işiniz neydi peki?
Benim asıl işim
hobimle aynıydı.
Babam yüzme konusunda çok tutkulu. Değil mi baba?
Ne yaparsan yap güzel yap. Yaş sadece bir sayıdır.
- İt, pompala, koş, öldür! - Sakin ol canım.
Dedem bronz madalya kazanmıştı.
- Ne güzel! - Vay!
No comments yet. Be the first to leave one.