As primeras 200 linias.
Telefon
YAKALANDI
Beni arıyor
Bu saçmalıkları kafana kim soktu?
Bir şeyler söylüyorsun
Bir şeyler anlatıyorsun
Canın çıkana dek
Pis su
Köpürüyor
Bu saçmalıkları kafana kim soktu?
TRUTH PODCAST ŞİRKETİ'NİN "FIREBUG" PODCAST'İNDEN ESİNLENİLMİŞTİR
HİDDET
KONTROLSÜZ VEYA ŞİDDETLİ ÖFKE
Utanç vericiyiz, değil mi?
Skor tutanlar için söyleyeyim, dün gece Gudsen'ı ve takip cihazımızı
kaybettik ve o, bir veya iki değil, tam altı yangın çıkardı.
Bu beyinsizler sayesinde onu tutuklayamadık.
- Konumunu bile bilmiyoruz. - Takip cihazı düştü.
Pardon. Senin suçun değildi yani. Tamam.
Tabii...
Tabii kötü bir yere koymadıysan.
Kötü bir yere mi koydun?
Arka tekerleğin şasisine.
Çuvalladın!
- Niles, Wentley, hiç ifşa oldunuz mu? - Hayır.
Buraya gelin. Beyler, çıkarken hediyenizi alın.
Defolun gidin.
Amir uyanıyor, üç haşlanmış yumurta yiyor, yüzmeye gidiyor.
Yani korkunç kabiliyetsizliğimizi iki saat içinde duyacak.
Ondan beş dakika sonra beni arayıp görevden alındığımızı söyleyecek.
Bir günlüğüne oyalarım
ama o zamana dek Gudsen'ı yakalayamazsak hepimizin başı belaya girer.
- Anlaşıldı mı? - Evet.
Calderone, yangınları işaretledin mi?
Evet.
Şuna bak. Bu orospu çocuğu bize gülümsüyor.
Belki de ona yumruk atmamalıydın.
- Şirinlik yapma. - Bana vur tatlım. Hadi.
Hadi, vur. Zaten para lazım. Hadi.
Bekle, Ashley'nin evi.
Bak, tam burada.
Devriye ekipleri orada.
Orada veya otelinde değil.
İkisine de ekip gönder. Hadi.
Nereye gittin Dave?
Selam tatlım. Öğle yemeğine gelemeyeceğim.
İşle ilgili bir şey çıktı ve ben...
Hayır.
Sonra kahve içeriz tabii, muazzam olur.
Evet.
Hayır. İyiyim. Sadece... Yoğun bir hafta geçirdim.
COLUMBIA METROPOL POLİSİ
Eğlenceli olur.
Babanın taşınmasına yardım edip şehri gezersin.
Ne kadar kalacağım?
Bir hafta. Belki daha fazla.
Okulum var.
Öğretmenlerinle özel ders ayarlayacağım.
O zengin çocuk, İtalya'ya gitmek için bir hafta gelmemişti.
Calvin, evet.
Evet, öyle bir şey.
Ama Roma'da pizza yemek yerine, Montana'da Domino's'ta yiyeceksin.
Ama neden bu gece? Cumartesi olmaz mı?
Baban ucuz bilet buldu.
Bana inanmıyorsun.
İnansam ne olacak? Fark etmiyor.
Dediğin gibi, Dave
ikiyüzlü bir şerefsiz.
Ve şu anda öfkeli.
O sakinleşene dek babanın yanında kalmanı tercih ederim.
Gitmeyeceğim.
- Emmett. - Yanında olmama izin ver lütfen.
Tamam.
Kiralık aracı aramaları için ekiplere haber verdik ve telefonunu izlemek için
izin aldık ama umutlu değilim.
Birinci ve ikinci ekip, siz yangın bölgelerini tarayın.
Kalanınız, 40 kilometrelik bir alanda onu arayacaksınız.
Alo.
- Dave'i buldum. - Onu bulduk!
Konumu ne?
Ofis.
Ofis mi? Ne yapıyor?
İş...
İşini yapıyor gibi görünüyor.
Selam Dave.
Selam. Döndüm.
Neredesin?
Karakoluma çağırdılar. Suç istatistiği toplantısı var.
Buraya gel. Bugün çok işimiz var.
- Neden? - Neden?
Dün gece altı yangın çıkarıldı.
Birkaç ara sokak, birkaç çalı yangını ve bir mağaza vitrini.
- Sence B ve F mi? - Öyle, biliyorum.
- On dakikaya görüşürüz. - Tamam.
- Mikrofon lazım. - Kontrol edebilir.
Evet ama bulmayacak.
Anthony. Sen kundakçıyı izle, tamam mı?
Yanlış nefes alırsa kafasına mermiyi sık.
Tamam efendim.
- Kusura bakma. - Ne yapıyorsun?
Ne oluyor ya?
Bu ne?
Düğme mikrofon, kablosuz ve gizli,
sesi de çok net alıyor.
Yüksek frekanslı yayın mı?
Sence tatlım?
Bildiğini biliyor.
O yüzden üstüne git ama aşırıya kaçma.
Bu kadar mı?
İstemiyorsan
sana solaryumda bir iş bulabilirim.
- Vay canına. - Veya parfümcüde.
- Ne dersin? - Vay be.
Parfüm başımı ağrıtıyor.
Sen.
Onu penisinden vurma, tamam mı?
Yo.
Altı yangın demek.
Yolda içersin.
Hayır, sağ ol.
Bana kızgın mısın?
Hayır, neden?
Şey görünüyorsun...
Bilmem.
Garip.
Kitabını okudum.
Hoşuna gitmemiş.
Partner biraz ilginçti.
Tam olarak sen değilsin.
Bir karakter.
Fiziksel görünüşünden...
...esinlendim.
Anladım.
Nasıldı? On üçüncü bölüm.
Karakterin, benim karakterimle polis arabasının arkasında sevişiyor.
Önü mü tercih edersin?
Benimle yatmak mı istiyorsun?
Yani...
Sıkı bir popon var ve silahlısın.
Tabii ki düşündüm ama...
Hayır.
Yemek yediğim yere pislemem.
O, senin olayın.
Utanma. Patronunla sevişiyorsun, ne olmuş?
Sevişmiyorum.
Pardon, patronunla sevişiyordun.
Tahmin edeyim, terfi etmek için yattın
ama şimdi aranızda geçen her şeyi unutmasını istiyorsun.
Değil mi?
İşler bundan daha karmaşık Dave.
Hayır, değil. Bu bir alışveriş.
Gidip bir sandviç alırsan sen ve sandviçi yapan adam,
aynı anda hafıza kaybı yaşamazsınız.
Bana fahişe mi diyorsun?
Bir adam, sandviç yaptığını hatırlar.
Gidelim mi?
Gidelim.
Aracın yakıt borusu çürümüş.
Elektrik de kötü görünüyor.
Kaza olabilir.
- Hayır, sanmam. - Öyle mi?
Cihaza dair bir işaret de yok.
Çünkü garajda değil.
Başlangıç noktası burası.
Yok artık.
Şaka yapıyor olmalısın. Buna inanmayacaksın.
Geriye sadece bozuk para kalmış.
Sigara yok.
Hayır, o şerefsiz, filtresize geçmiş.
Tamamen yanıyor.
- Filtre yoksa DNA da yok. - Kendini geliştiriyor.
Tamam. Teşekkürler.
Tamam, müdür, araca zarar vermezsek açabileceğimizi söyledi.
Ben mi? Hadi ama.
Yaptığım şey, pahalı bir İsveç masajının mekanik versiyonu.
Manyetik izleyici daha hızlı olurdu.
Biliyorum ama kablolunun pil ömrü çok daha uzun.
Ayrıca çıkarması da çok zor.
Bunu sık mı yapıyorsun?
Zorunlu emekliliğimden sonra birkaç hobi edinmek zorunda kaldım.
Evet, duydum.
Kendi ayağını vuran biri için epey iyi yürüyorsun.
Evet. Bana bir bak.
Hayatım rüya gibi.
Hayat bir fıkra, sen de fıkranın malzemesi misin?
Fıkra değil.
Doğrudan bir alıntı.
Doktorlar, ayağımı birleştirip diktikten sonra Dave hastaneye uğradı.
Ve ilk sözü şuydu, "Şuna bak. Rüya gibi bir hayat yaşıyorsun."
Düşene bir tekme daha vuruyor. Harika.
Evet. Muhteşem biri.
Bu, kaldırım kenarına çarpsa da düşmez.
Ne işe yarıyor?
Bu mu?
Gerekli değil.
Temelde aracın apandisi diyebiliriz.
Ya sen? Senin hobilerin var mı?
Kitap, yemek. Böyle şeyler.
Öyle mi? Bir yer biliyorum. İtalyan yemeği sever misin?
Hayır.
No comments yet. Be the first to leave one.